Aylar: Nisan 2016

Öykü : Henry Wilson Kasabası

Anlatacaklarımı gerçekten dinleyecekseniz, herhalde önce nerede doğduğumu, rezil çocukluğumun nasıl geçtiğini, ben doğmadan önce annemle babamın nasıl tanıştıklarını, tüm o aşk zırvalıklarını filan da bilmek isterseniz, ama ben pek anlatmak istemiyorum. Her şeyden önce ben bu zımbırtılardan sıkılıyorum. Aslında hiç bir şey bilmiyorum bu yüzden de bu konulardan bahsetmek beni çoğu zaman rahatsız etmiştir. Tek

Duraktaki son yolcu!

Sürekli bir yer sarsıntısı hissediyorum ayaklarımın altında. Önceleri deprem oluyor sanır ve korku içinde yerimden sıçrayarak kalkardım. Oysa sadece geçmekte olan trenlerin pek de sağlam olmayan yapımızı sarmasından başka bir şey olmadığını anladım. Toprak altımdan kaymadan yollara düşüyorum akşam serinliğinde. Her yürüyüşümde sanki günün bittiği yerde güneşi görecekmişim gibi garip bir hisse kapılıyorum. Ilık bir

Bir öğretmen nasıl olmalı sorusunun kısaca cevapları

Çocukken bir huniye boşaltılır gibi hiç durmadan kulağımıza seslenilir ve bizden sadece söyleneni tekrar etmemiz istenir. Eğitimcinin bunu değiştirmesini ve başından itibaren yükümlülüğünü üstlendiği aklın yeterliliğine göre olguları kendi kendine değerlendirmesini, seçmesini ve ayırt etmesini öğreterek çocuğu yaşam yoluna sokmasını isterdim; bazen ona yol açarak, bazen de yol açmayı çocuğun kendisine bırakarak. Eğitimcinin tek başına

Yaptığımız tek şey aslında aynı şeyleri tekrar etmek

Yazar olarak yaptığımız tek şey aslında okuduklarımızı, gördüklerimizi ve duyduklarımızı kendimizce yorumlayıp aynı şeyleri tekrar etmektir.  Neden aynı şeyler? Nasıl ki kuşlar bazen mısır taneleri aramaya gidip, yavrularını beslemek için bunları gagalarında taşırlar, aynı şekilde, yazarlar da bildiklerini kitaplardan yemlenip, geviş getirmek ve rüzgara saçmak üzere sadece parmaklarının ucunda tutarlar.  Ben de satırlarımı yazarken öyle

Banka Soymak neden hırsızlık değildir!

Banka soymanın hırsızlık olmadığı söylesem bana güler misiniz?  Öncelikle bankaların işleyişinden biraz bahsedeyim.  Bankalar aslına bakarsanız oldukça basit bir sistemle çalışır.  1- Parası çok olana paranızı koruyalım güvende tutalım fonlarla arttıralım vaatlerinde bulunurlar.  2- Parası az olana gelin size para (kredi kartı) verelim vaatlerinde.  İnsanın trilyonları olsa sanırım evde bir kasa da saklamaz. Ya da

Öykü : Yıkık duvar ardında / Hayat hikayem

Madem bir blog açtım o halde bu yazımda biraz kendimden ve hayat hikayemden söz edeyim sizlere. 60 yaşlarında saçlarına ak düşmüş bir adamım ben. Hindistan’da yaşıyorum. Buraya nasıl geldiğimi de anlatacağım. Aslında her şeyin en başından anlatsam daha iyi olacak sanırım. Henüz 20’li yaşlardayken gelmiştim Hindistan’a. Neden Hindistan ben de bilmiyorum sadece geldim. Bizim buralarda

İnsanlar üzerinde denenmiş ilginç deneyler

İnsanlar geçmişten günümüze kadar hep bir şeyleri denemiştir. Bu deneme yanılma ve bir sonuca ulaşma tutkusu,  insanlığın var olduğu ilk zamanlardan beri hep var olmuştur. Bazıları olumlu sonuçlar getirmiş olsa da bazıları ise insanlık dışı ve olumsuz sonuçlar doğuran deneylerdir. Bizler her şeyi kitaplardan öğrenmedik, çünkü insanlar nesiller boyu tecrübelerini birbirlerine aktarıp durdu. Yapılan bu

Biz mi duygularımıza yoksa duygularımız mı bize hükmediyor?

Ne zaman bir konu hakkında düşüncelere dalsam, bu konu genellikle kör bir kuyu gibi dibe doğru beni içine çekiyor. Çünkü kuyunun üzerinden bakarsam dipte ne olduğunu asla bilemeyeceğimi anlıyorum o anda. Bu yüzden gerçekten üstümdeki tüm elbiseleri çıkarıp giriyorum her seferinde o kuyuya. Hissediyorum. Karanlık ve en karanlık.. Sonunda karanlığı görebiliyorum. Ama gördüğüm bir şey

Montaigne’den altı çizilesi cümleler

Montaigne’nin Denemeler adlı eserini geç bitirmiş olsam da, bir kenarda dursun diye altını çizdiğim cümleleri blogumda da paylaşmadan edemedim. Montaigne’ye göre her insan kendisi için bir derstir. Yeter ki, kendini iyice görebilsin. ”Benim yaptığım şey, bildiklerimi söylemek değil, kendimi öğrenmektir.” Başkasına değil kendime ders veriyorum. Bir takıntısı da ”ölmeyi öğrenmek”ti. Felsefenin bunu sağlayacağını düşünürdü. ”Felsefe

Bu bir intihar notu olabilirdi

Eğer bugün çok ciddi bir hastalığınız olduğunu öğrenseydiniz, hayata bakış açınız ne derece değişirdi? Örneğin kanser, beyninizde bir tümör, böbrek yetmezliği ya da başka bir şey.. O an ne hissedersiniz? Doktorunuz yaptığı testleri ve raporları değerlendirdi. Ve hayati önem taşıyan ciddi bir hastalığınız olduğunu söyledi. Emin olmak için başka hastaneler ve başka doktorlara gittiniz ve