Aylar: Haziran 2016

Öykü : Bir eskici ve Azrail

Adam sigarasını yaktı.. ve cebinden püskülü düşmüş eski tespihini çıkarıp parmakları arasında ovuşturmaya başladı. Her ovuşturmasında tespih gıcırdıyor inceden bir ses çıkarıyordu. Bodrum kat olan evinin sokak asfaltlı manzarasıyla, pencerenin önüne geçti ve daha önceden sarmış olduğu tütünü çıkarıp tabakasına dizmeye başladı. Bağdaş kurmuş oturuyordu adam, bir eli dizi üstünde tespih çekerken diğer eli ona

En son ne zaman sarılmıştık?

Bazı akşamlar eve gittiğimde yemeğimi yer ve köşedeki sevdiğim tekli koltuğuma geçerim. Kahvemi çayımı orda içer, kitabımı orda okur, o koltukta uyuya kalırım. Benim koltuğum ve benim köşemdir orası. Bazen anneme ve kardeşlerime takılır gözlerim, onlara uzuun uzun bakarım.  Bir gün ölüp gidecekler ya da ben onlardan önce öleceğim diye garip bir his kaplar içimi.

Öykü : Flu Kadın

1993 senesinde ilk çocuğumuz olmuştu. İnsan anne olunca gerçekten de tuhaf oluyormuş, hiç öyle filmler de gördüğünüz gibi değil, çünkü daha derinlerde bir duygu bu. Yani illa ki bir çocuk sahibi olmalısınız anlatabilmek için. Eşim ile 1990 ın kasım ayında evlendik, ama birbirimizi öylesine delice seviyorduk ki, öncesinde 6 yıllık bir birlikteliğimiz vardı. Sadece kağıt

Kolay yalnızlık

Cümleye nerden başlayacağımı bilmiyorum. Aslına bakarsanız şu anda otobüs ile yolculuk ediyor ve muavinin getireceği meşrubatlar arasında kahve mi, yoksa soğuk bir içecek mi alsam diye düşünüyorum. Kahve aldım. Küçük paketler de verilen nescafe 3 ü bir arada kahvelerinden. Poşeti kulağından yırtıp kahveyi döktükten sonra karıştırdım. Karıştırdıktan sonra o plastik ince kaşığı boş nescafe poşetine

Düşünebilmek bir lütuf mu yoksa ceza mı?

Bugün garip bir düşünceye kapıldım. O düşünce de düşüncenin kendisiydi. Yani aslında düşünebilmenin büyük bir nimet mi, yoksa ceza mı olduğunu düşünüyordum. Bu soru yazımın kalbidir, bu nedenle sizde bu soruyu benimle birlikte odaklanın lütfen. Düşünce gerçekten de bir lütuf mu ceza mı? yoksa ben mi kafayı yiyorum bu soruyu kendi kendime sorarken.Öncelikle neden bir

Oku da insanlığını sorgula

Ben insanları pek sevmem aslında, çoğu iki yüzlü gelir bana. İçten içe çoğuna da nefret duyarım. Baktığım zaman anlarım, gözlerinin içine bakarım çünkü ben adamın. Çoğu insan da beni sevmez, buna blog yazanlar da dahil, kimseden bir çekincem olmadığından lafımı kimseden esirgemem. Bu yüzden de sivri dilim pek hoşlarına gitmez. Geçenlerde Sedat abinin dükkanına uğradım.