Aylar: Temmuz 2016

Tek başına yaşamak

Hepimiz artık büyüdük ve bizi leyleklerin getirmiş olduğu masalına sadece tebessüm ediyoruz. Belirli bir yaşa kadar aile ile yaşamaya ihtiyaç duysak da, bir noktada ”tek başına yaşamak” fikrini hepimiz aklımızdan geçirmişizdir. Bazıları bu fikri hayata geçirirken, bazıları ise çeşitli nedenlerden ötürü ailesi ile yaşamayı tercih etmiştir. Özellikle toplumun etkisi bu konuda oldukça fazladır. Çünkü farklı

Değişen dünyanın değişen insanları

”Çağa ayak uydurmak” sözünü hepimiz duymuşuzdur. Peki burada bahsedilen çağdan kasıt nedir? Her gün bir yenisi eklenen teknolojik ürünlere yetişebilmek mi, yoksa giyim-kuşam ya da kültürel açıdan zenginliğe erişmek mi? Tam da şu anda nelerin olduğunu hayal edebiliyor musunuz? Belki de bir bilim adamı ölümcül bir hastalığın çaresini bulmuştur. Belki uzaya gönderilen uydular yeni bir

Yazmak için okumak mı gerekli herkes yazabilir mi?

Bu konudaki deneyimlerimi ve fikirlerimi sizlerle paylaşamadan önce, her düşünceye saygı duygumu belirterek, görüşlerinizi açıkça dile getirmekte özgür olduğunuzu sizlere bir kez daha hatırlatmak isterim. Yazmak için okumak mı gerekli? Aslında bugün rastlamış olduğum bir makale üzerine hissettiklerimi yazmak istedim. Yazıda blog yazarlığından ve kişisel blog olmak gibi kavramlardan oldukça bahsedilmiş. En çok dikkatimi çeken

İzledim yorumladım : Pek Yakında

Film izlemek için sinemaya gidecek zamanım hiç olmuyor. Hafta sonları da o kalabalıkta film izlemek hoşuma gitmiyor. Bu yüzden her şeyin başı sabır diyerek izleyeceğim filmlerin internete düşmesini bekliyorum. Biliyorum yasal değil ama, onca yolsuzluğun olduğu bir ülkede netten film izlemek ne kadar büyük bir suç sayılabilir ki?  Cem Yılmaz’ın son filmi olan Pek Yakında

Öykü : Azrail ile tanışma faslı

Bu bir devam yazısıdır. Birinci bölümü okumadıysanız lütfen okuyun. Çünkü ne bu bölümün, ne de ilk bölümün tek başına hiç bir anlamı olmayacak. Birinci bölümde ne oldu? Akşam olup hava karardığında, eskici tekrar eve döndü. Kapıyı açar açmaz tabakasından bir tütün çıkardı ve uzamış bıyıkları arasından dudağına götürdü. Oda lambasını yaktı ve bir an bomboş

Hiçbir zaman tam olamamak!

Mükemmel olmaya çalışmak, aptalca bir eylem içinde bulunmaktır. En başta insanın kendini olduğu gibi hataları ve yanlışlarıyla kabul etmesi gerekir. Dört yıllık blog yazarlığı deneyimim olmasına rağmen hala eksik ve yarım hissediyorum kendimi. Çünkü bu şekilde hissetmek belki de en doğru seçimdir. Hiçbir zaman tam olamamak ve bunu anlamak gerekir.  İnsan olarak birbirimizden farklı tecrübelerimiz

Çocuğum bilgisayar bağımlısı!

Yeni nesil çocuklar, her şeyi daha hızlı öğreniyor. Bazı uzmanlar her ne kadar bilgisayar oyunlarının ya da diğer sanal oyunların çocuğun zekasını geliştirdiğini savunsa da ben ise tam tersini düşünüyorum. Çoğu insan ya farkında değil ya da umursamıyor çocuklarını. İnternetin sanıldığı kadar faydalı ve masum olmadığını belki de bilmiyor. Evet şüphesiz çocuk bir şeyler öğreniyor.

Bakış açısı – Sizin için hayatın anlamı nedir?

Kibir, belki de insan oğlunun sahip olabileceği en iğrenç ve kötü duygulardan biridir. Fakat daha da kötüsü hem kibirli olup, hem de değilmiş gibi inkar etme durumudur. Çünkü kibirli olmanın iyi bir şey olmadığını neredeyse herkes kabul eder, yine bu kabul edişle birlikte kişi kendine de asla yakıştırmaz kibirli olmayı. Bu nedenle kibirli olduğumuz zamanlarda

Ucuz saygının pahalı insanları!

”Hayat kadınları toplumda her zaman saygı duyduğum ve duyulması gerektiğine inandığım insanlardır.” Bu düşünce yapısı bir takım insanlar tarafından başta rahatsız edici gibi görünse de, kestirip atmak yerine üzerine düşünüp mantıklı sonuçlara varabileceğiniz bir düşüncedir. İnsanlara bir baksanıza her zaman her şeyi kolay eleştiriyorlar. Hatta acımasızca, olaya hakim olmadan, konuyu bilmeden atıp tutmayı marifet sanıyorlar. Oruç