Önce kendine saldır!

Kategori: Deneme, Genel | 8
kendi düşüncelerini sorgulamak

Az evvel son yazım olan, aynı anda üç kitap okumak adlı yazımı bitirdim. Bazı zamanlar insan gerçekten de bulduğu ilham perisiyle adeta sevişiyor. Ben de bu gün kendimi öyle hissediyorum. Saat şu anda 23:37 ve ben beş dakika öncesine kadar dışarıdaydım. Sokak lambalarının aydınlattığı yarı karanlık caddelerde yürürken birdenbire insanın önce kendine saldırması gerektiğini anladım. Bazı farkındalıklar insanı gerçekten de derinden etkiliyor. İşte bu gece ben de öylesine sarsıldım. Yazdığım kadar basit bir sözden bahsetmiyorum. Bu yüzden lütfen her satırı dikkatlice okuyun. 

Öncelikle bir yazar olarak bir şeyler yazmanın yanı sıra, okuyucu kitlesi ile oluşan köprünün ne derece sağlam olabileceğinden bahsetmek istiyorum. Genellikle deneme ya da eleştiri yazıları belki de en dikkat çekici ve yoruma en açık olan yazılardır. Bu yüzden bazı ucuz numaracı yazarlar bu durumdan yararlanır. Şöyle ki herkes tarafından sevilen bir kitap hakkında kötü bir eleştiri yaparlar mesela. Bunu yapmalarındaki tek amaçları sahip oldukları site/blogun okuyucu kitlesini arttırmak ve yorum sayısını fazlalaştırmaktır. Buna bizzat şahit olduğum için söylüyorum. Aslında eleştirdikleri kitabın kötü olmadığını kendileri de gayet iyi bilmektedirler. Dediğim gibi bunlar sadece oyundan ibaret ve vasat yazarların uyguladığı basit yöntemler.  
Asıl bahsetmek istediğim konu elbette bu değil. Bir yazı yazdığımızda, yazarken kendimizi kaptırır kaybolup gideriz. Aslında yazının akıcılığı için bu iyi bir şeydir. Fakat atladığımız çok önemli bir husus daha var. O da önce kendine saldırmaktır. Eğer ortaya bir fikir ya da teorik bir yazı koyuyorsanız en çok sizin dikkat etmeniz gerekir. Çünkü insanlara bir konu hakkındaki düşüncelerinizi aktarırken, bir şeyi kabul ettirmek zordur. Kabul ettirmenin yanı sıra, eksik ya da yetersiz oluşunuzu okuyucularınızdan gelen yorumlarla daha iyi anlarsınız. 
Şimdi tüm çalışmalarınızı, fikirlerinizi aktarmaya çalıştığınız o yazıyı bir balon olarak hayal edin. Size meditasyon yaptırmıyorum. Gözlerinizi kapatıp hayal kurmanızı da istemiyorum. Sadece anlatacaklarımı daha iyi anlamanızı sağlamak için böyle bir örnek vermeyi uygun gördüğümden bu örneğini verdim. Şimdi o balonu patlatmaya çalışın. Elinize sivri bir cisim ya da cam gibi keskin bir nesne alarak ne varsa saplayın. Kısacası önce kendinize saldırın. 
Savunduğunuz fikirlerden oluşan balonunuz patladı mı? Yoksa hala sapasağlam duruyor mu? Ya da oluşan küçücük bir delik nedeniyle yavaş yavaş havası mı iniyor? Bütün bu demek istediklerimi anlıyor musunuz? İnsanları eleştirmek ya da ona buna çamur atmak yerine önce kendinizi eleştirin. 
Daha iyi anlamanız için farklı bir örnekle devam edelim. Diyelim ki bebeklerin doğar doğmaz neden ağladığı ile ilgili düşüncelerinizi anlatan bir yazı yazdınız. Bu yazı manevi değerlerden destek alarak bebeğin ağlamasını ”bilinen anne karnından bilinmeyen bir mekan olan dünyaya gelmesi” ile anlatılıyor okuyucuya. Fakat siz kendinize saldırmadınız ya da gerek görmediniz. Neticesinde de olaya bilimsel yaklaşan şöyle bir yorum aldınız. ”Bebekler doğduğunda, dış dünyadaki havayı ciğerlerine ilk kez çekerler. Hava ciğerlerini yakar ve bu yanma hissi bebeğin canını acıtarak ağlamasına neden olur.” Bu yorumla birlikte balonunuz bir başkası tarafından patlatılmış oldu. 
Önce kendi kendine saldır. 
Peki bunu düşüncelerimizi ayrıştırmak için değil de günlük hayatta insan ilişkileri için uygulamak nasıl olurdu? 
Düşünmeden konuşan konuştuktan sonra düşünmeye mahkumdur sözü belki de bunu anlatmak istemiştir bizlere. Yine de anlattıklarım için yeterli bir söz olduğunu sanmıyorum. Çünkü bazı insanlar gerçekten de sabit fikirlidir. Onlara ne derseniz deyin onlar için ak yine de karadır. Bizler de zaman zaman bir düşünceye saplanır kalırız. Karşımızdaki ne derse empati kurmayı beceremez kendimize saldırmayı bilemeyiz. Oysa daha ağzımızdan ilk kelime çıkmadan bunu yapmış olmamız gerekiyor.

Kısaca ne yaparsak yapalım önce kendimize saldırmalıyız. Çünkü insanın kendine saldırması, başkalarının ona saldırması kadar canını yakmaz. Kendi düşüncelerinizi başkaları ile paylaşmadan önce ya da bir fikrinizi ortaya atmadan önce yapmanız gereken tek şey kendinize saldırmaktır.

8 Yanıt

  1. Böyle yapmak çok faydalı bilir misin..insan hesaba önce kendini çekince kendi kusurlarını hatalarını bildiğinden çok da ileriye gidemiyor ne eleştiride ne yargıda bu da onun kalitesini artırıyor diye düşünüyorum.

    • Aslında ileriye gidebiliyor. Bunu yaptığında sadece ileriye nasıl gitmesi gerektiğini daha iyi anlıyor ve daha az hata yapıyor.

  2. Düşüncelerinize genel olarak katılıyorum ama kişinin kendine saldırması,kendine psikolojik şiddet uygulaması derecesine kadar da ilerlememeli diye düşünüyorum.Sevgiyle 🙂

    • Kendine saldır sözünü sadece dikkat çekmesi açısından yazdım. Tabi ki kişinin kendi üzerinde fiziksel ya da ağır psikolojik baskı yaratması doğru olmaz. Daha çok insanın kendi düşüncelerini süzgeçten geçirmesine yönelik bir vurguydu o söz.

  3. kesinlikle önce kendini görmek kendini bilmek ve kendini sorgulamak sonrasında gelebilecek tüm olumsuzlukları tamponlama da ve etkilenmeyi azaltmada birebir.. ancak şiddetini ayarlamak lazım kendimizi de çok hırpalamaya gerek yok hayat kısacık:)

    • Hayır hayır kesinlikle kendini hırpalamaktan söz etmiyorum. Sizin de dediğiniz gibi önce kendini eleştirmek ve yine kendini yorumlamak bahsettiğim konu. Bir nehir düşünün içinde sürüklenip gidiyorsunuz. Nehirden çıkmak ve akıntıya bir de öyle bakmak gerek. Ne yöne nasıl gidiyorum diye farklı bir bakış açısıyla bakmak.

  4. Doğru aslında hiç bu açıdan düşünmemiştim Yazınız beni aydınlattı ben ki temkinli konuşan biriyim deme ki öyle değilmiş bazen 🙂 Bu güzel yazınız bana iyi geldi hele ki şu durum da ki halime :)Çok teşekkür ederim …sevgiyle kalın ..

    • Yorumunuz için teşekkür ederim. Fakat samimiyetimle söyleyebilirim ki yazılarım her zaman iyi gelmeyebilir. Bazen şiddetli baş ve karın ağrıları da yapabilir. Sadece uyarmak istedim.

Bir Cevap Yazın