İnsan neden yazar ki?

yazmak
Bu bilinmeyen alemde gözlerimizi ilk açtığımızda her birimiz çırılçıplaktık. Bilinmeyen dedim çünkü o ana dek bildiğimiz tek yer anne karnındaki yerimizdi. Kim bilir belki de aldığımız ilk oksijenle ciğerlerimizin yanmasından değil de, bu bilinmezlikten korkup da ağladık.

Oyun bahçesi gibi gördüğümüz, biricik mekanımız olan Dünya’dan da yine çırılçıplak gideceğiz. Öyleyse kelimelerin üzerini örtmenin ne anlamı var ki? İnsan olarak, insani duyguların derinlerine inmek, anlamaya çalışmak belki de yapabildiğim en güzel şey. Ama bunun için hiç tanımadığınız insanların mutluluğunu da, acılarını da iliklerinizde hissedip en az onlar kadar acı çekebilmelisiniz.

Hep bir nedenimiz var! Olmasa da buluruz..

İnsanlar neden pişmanlık duyar?, Neden ağlar, Neden tek başına amaçsızca yürümek ister, Neden aşık olurlar gibi yüzlerce duygunun en dibine tüpsüz dalış yapmak istiyorum çoğu zaman.

Bugün ise; neden yazıyoruz sorusunun cevabını düşündüm. Beni ya da kendinizi boş verin. Çünkü kişisel anlamda kendime soracağım bu soru, yine kişisel cevaplardan öteye gidemeyeceğini biliyorum. O yüzden sadece insanların neden yazdığını merak ediyorum.

Yazmak bir meditasyon ve rahatlama biçimidir.

Bu yüzden yakın bir arkadaşımızın ”neden yazıyorsun” sorusuna özetle çoğumuz kafamdakileri atıyorum rahatlıyorum diyerek cevap veririz.

Şimdiye kadar yazılmış tüm kitapları hayal ettim bir an. Nazım’ın şiirlerinden tutun da, Che’nin Bloviya Günlüklerine kadar. Eminim ki Dünya üzerinde şimdiye kadar yazılmış tüm kitapları toplasak, acı ve üzüntüden bahsedenlerin sayısı daha fazladır. Çünkü mutlu insanların hiçbir şeyle alıp veremediği bir şey yok. Onlar sadece yatırımlarının ve borsadaki hisselerinin derdinde. Oysa yazan herkesin bu Dünya ile alıp veremediği bir derdi vardı. Hiç bitmek bilmeyen bir kavgası vardı. Yaşadığı toplumla, platonik aşkıyla, düzensizlikle, kısacası bir şeylerle hep kavga içindeydi bu insanlar. Hepsi de mutsuzdu ve eğer bu mutsuzluk içlerinde kalsaydı, kanser gibi tüm vücuduna yayılıp onları hasta edecek hatta öldürecekti.

İlgini çekebilir :  Dostluk ve ölüm üzerine çıplak düşünceler

Silah yerine kelimeleri seçip yazdılar sonra. Gece yarılarına kadar, boyunları tutulana kadar durmadan yazdılar. Bir şeyleri değiştirmek ümidi ile, içlerindeki tüm o acıyı kustular. Bazen dilsizlerin dili oldular, bazen de öykülerde bir kahraman,

Hepsi bu..

Fakat kağıda dökülen ilk kelime ile bir gün sayfaların yetersiz kalacağını hiç düşünmediler. Artık mutlu olsalar da yazmadan duramayacaklar. Neşeli hikayeler eşliğinde sevimli sözcükleri ardı arkasına sıralayacaklar. Ama yazmaya neden ve nasıl başladıklarını hep hatırlayacaklar. Paylaşmak neden önemlidir? başlıklı yazımda neden blog yazdığımıza da ayrıca değinmiştim.

Onun dışında bu yazılara da göz atabilirsiniz.

Yazmak için okumak mı gerekli?

Ölü bloglar derneği

Nesli tükenmiş bloglar


Dinlerken yazılmıştır.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Bu yazıya ilk oyu sen ver)
Loading...
23 yorum :

Bir şeyler söyle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir