Kategori: Deneme

Bugün Tanrı’nın doğum günü

Parmak uçlarımla klavyedeki harflere dokunmadan önce uzun uzun düşündüğüm ilk cümlenin, ruhani bir sesleniş gibi tüm bedenimi sarmasını ve damarlarımda akmakta olan kanı ısıtmasını istiyorum. Bugün Tanrı’nın doğum günü. Onu görebildiğim ve hissedebildiğim özel bir gün. Mobilyalarla konuşmayız çünkü bir kaç ahşap parçasından ve kumaştan fazlası değillerdir. Ağaçlarla da öyle. Ya da bahçede açmış beyaz

Öğrendiklerinizi sorgular mısınız?

Az önce akşam yemeğimi yedim, zihnimde uçuşan kelimeleri, onları kaybetmeden somutlaştırmak için bilgisayarımı açtım ve aç kurtlar gibi saldırgan bir şekilde kafamdakileri boşaltmak için buraya geldim. Bugün blog sözlükte rastladığım bir bilgi oldukça dikkatimi çekti. Erotomania nedir? Verilen cevap ise; kişinin çevresindeki herkes tarafından sevildiğini ve arzulandığını sanması durumu. Peki siz bunu biliyor muydunuz? Belki

Paylaşmak neden önemlidir ve neden paylaşmalıyız?

Paylaşmak denince akla ilk gelen şey; bizde olanı başkasına vermek onu bölüşmektir. Bu yüzden paylaşmanın sadece yardımlaşmak olmadığını, aksine yardımlaşmanın da paylaşmanın bir parçası olduğunu iyi anlamamız gerekir. Cümlelerin altını çizdiğiniz bir kitabı arkadaşınızla paylaşmak istemezsiniz bazen.  Çünkü yaptığınız şey kitaptan çok, duygu ve düşüncelerinizi paylaşmaktır. Bu nedenle paylaşmanın, insan ilişkileri arasında önemli bir yeri

Kabulleniş ve başkaldırış

Herkes aslında bir kabulleniş ve başkaldırış ile yaşıyor. Babadan kalma marangozluk işini yapmak istemesek de geçimimizi sağlamak için devam etmek, kabulleniştir. Dağlara çıkmak, dünyayı keşfetmek sigortalı bir iş karşılığı yaşama sevincimizi satmamak ise başkaldırıştır. Ölüm anı geldiğinde bir şeyi çok iyi biliyorum ki, bazı insanlar yaşadığı hayata bakıp tebessüm ederken bazıları ise o korku ile

Çağımızın modern hastalığı kararsızlık

Kararsızlık çağımızın modern bir hastalığıdır. Sizi ölüme götürmese de sürekli rahatsızlık verici bir durumdur. Siz de bu rahatsızlığın farkına vardığınızdan artık kendinizi ”ben çok kararsız bir insanım” diye nitelendirebilirsiniz. Kıyafet alırken kararsız kalırsınız. Telefon alırken kararsız kalırsınız. Araba alırken kararsız kalırsınız. Çünkü en iyiyi en uygun fiyata bulma çabasıyla birlikte, satın alacağınız şeyin tam olarak

İnsanlar neden ikiyüzlüdür? Ben size söyleyeyim

Ne zaman bir yazıya başlayacak olsam, sadece bir satırlık bir cümle ile çıkıyorum yola. ”İnsanlar neden ikiyüzlüdür” diye başlık atarken tek düşündüğüm ve istediğim de bu yazıyı yazarak, insanların bir şeylerin farkına daha fazla varmalarını sağlamaktı. İç ve dış yüzü vardır insanın. Biri herkesin bildiği, diğeri de yalnızca kişinin kendisinin bildiği yüzü. Bilir misiniz bir

Önce kendine saldır!

Az evvel son yazım olan, aynı anda üç kitap okumak adlı yazımı bitirdim. Bazı zamanlar insan gerçekten de bulduğu ilham perisiyle adeta sevişiyor. Ben de bu gün kendimi öyle hissediyorum. Saat şu anda 23:37 ve ben beş dakika öncesine kadar dışarıdaydım. Sokak lambalarının aydınlattığı yarı karanlık caddelerde yürürken birdenbire insanın önce kendine saldırması gerektiğini anladım.

Tek başına yaşamak

Hepimiz artık büyüdük ve bizi leyleklerin getirmiş olduğu masalına sadece tebessüm ediyoruz. Belirli bir yaşa kadar aile ile yaşamaya ihtiyaç duysak da, bir noktada ”tek başına yaşamak, ayrı eve çıkmak” fikrini hepimiz aklımızdan geçirmişizdir. Bazıları bu fikri hayata geçirirken, bazıları ise çeşitli nedenlerden ötürü ailesi ile yaşamayı tercih ediyor. Özellikle toplumun etkisi, bu konuda oldukça

Değişen dünyanın değişen insanları

”Çağa ayak uydurmak” sözünü hepimiz duymuşuzdur. Peki burada bahsedilen çağdan kasıt nedir? Her gün bir yenisi eklenen teknolojik ürünlere yetişebilmek mi, yoksa giyim-kuşam ya da kültürel açıdan zenginliğe erişmek mi? Tam da şu anda nelerin olduğunu hayal edebiliyor musunuz? Belki de bir bilim adamı ölümcül bir hastalığın çaresini bulmuştur. Belki uzaya gönderilen uydular yeni bir

Düşünebilmek bir lütuf mu yoksa ceza mı?

Bugün garip bir düşünceye kapıldım. O düşünce de düşüncenin kendisiydi. Yani aslında düşünebilmenin büyük bir nimet mi, yoksa ceza mı olduğunu düşünüyordum. Bu soru yazımın kalbidir, bu nedenle sizde bu soruyu benimle birlikte odaklanın lütfen. Düşünce gerçekten de bir lütuf mu ceza mı? yoksa ben mi kafayı yiyorum bu soruyu kendi kendime sorarken. Öncelikle neden