Balkonsuz ev

Münevver hanım, yeni yıkadığı tül perdeleri asması için kocası Cevdet’ten yardım istedi. Cevdet uzandığı koltuktan üşengeç bir tavırla kalkarak;

– Olur olur dur bekle, sen düşüp bir yerini kırarsın hem.. diye cevap verdi.

Merdivene çıktı ve ucundan tuttuğu perdeyi, ruletlerinden bir bir takmaya başladı. Münevver Hanım düşünceli bir tavırla;

– Cevdeeet diye uzatarak kısık bir sesle kocasına seslendi.

Cevdet elindeki perdeyi bırakarak karısına döndü ve kulağım sende dinliyorum edasıyla gözlerine baktı.

– Şu bizim oturma odasının bir kısmını yıktırıp balkon yaptırsak diyorum. Sence nasıl olur?

– Olur mu canım öyle şey, hem arkada mutfak balkonumuz da var. Ne gereği var ki, diye tepkisini dile getirdi kocası.

Münevver hanım ısrarcı bir tavır ile,

– Orası balkon mu Allah aşkına.. İki kap kacak koyuyoruz doluyor, hem güneşte görmüyor diye üsteledi.

– Hem fena mı olur, yazın kahvaltımızı ederiz, akşam serinliğinde çayımızı kahvemizi içeriz diye hülyalara dalmıştı.

Cevdet bey, karısının bu tavrının geçici olduğunu düşünerek,

-Olur olur bir ara düşünürüz.. diye geçiştirdi.

– Hani bizim Muharrem Bey vardı diye devam etti Münevver Hanım. Geçenlerde teras katlarını yaptırdılar. Onlara bir danışsak, hem tanıdıkları usta da vardır.

Cevdet bey karısının söylediklerini duymamazlıktan gelerek, perdeleri takmaya devam ediyor ve sessiz kalmayı tercih ediyordu.

Münevver Hanım bunun üzerine,

– Şu Muharrem bey diyorum. diye üsteledi.

– Tamam ben bir ara gidip konuşurum. diye kestirip attı kocası.

– Eee bugün Pazar hem hafta sonu evdedir Muharrem bey. Perdeleri sonra takarız sen bi gidip konuşsan..

– Şimdi mi? diye şaşkınlıkla cevap verdi kocası. Sonra da merdivenden isteksizce inerek komşusu Muharrem Bey’in evine gitti..

Muharrem Bey kapıyı açar açmaz, – Hoşgeldin komşum. Bizim hanım da çay demlemişti buyur bir çayımızı.. diye daha cümlesini bitiremeden Cevdet bey lafa girdi :

– Yok komşum sağolasın, ben bir konuda danışmak için geldim. diyerek lafı fazla dolandırmadan konuya girdi.

– Olur ben yarın ustayı getiririm hem evi görür hem de kabaca bir hesap çıkarır size.. diyerek cevap verdi.

Cevdet bey ve Münevver Hanım, orta gelirli insanlardı. Bu yüzden kocası bu balkon işinin fuzuli bir masraf olduğunu düşünüyor ve karısını bu düşüncesinden bir şekilde vazgeçirmek istiyordu.

Ertesi sabah Muharrem Bey, tanıdığı Nedim usta ile, Cevdet beylere geldi.

– Ev burası mı? diye şöyle bir etrafa bakındı Nedim usta. Muharrem bey de – Evet sana bahsettiğim komşularım, ona göre uygun bir fiyat söylersin artık diyerek gülüştüler.

Usta ölçü biçti ve 25 bin kadar bir hesap çıkardı. Bu rakamı duyduktan sonra Cevdet Bey’in yüzü sararmış, dili tutulmuştu.

Ama.. diye devam etti Nedim usta. – Eğer briket yerine tuğla kullanırsak daha uygun olur. Siz ne derseniz ben öyle yaparım diyerek lafını bitirdi.

Münevver Hanım, -biraz pahalıymış aslında deyince, Kocası belli etmese de içten içe sevinmişti. Fakat daha sonrasında -eee yaptırırız artık, yavaş yavaşta öderiz diye devam etti.

Neyse saat geç oldu diye Nedim ustanın müsaade istemesiyle, Cevdet bey omuzları düşük bir şekilde sizi geçireyim diyerek kapıya kadar eşlik etti.

Arkasına bakarak karısının duymayacağından emin olduktan sonra, kısık bir sesle Nedim usta ve Muharrem beyle konuşmaya başladı.

– Ahh komşu.. Sen az çok biliyorsun durumumuzu. Biz böyle lüzumsuz iş için bu kadar para verecek insanlar değiliz. Ama gel gör ki, hanım tutturdu balkon balkon diye. Nedim ustaya dönerek sen bir hal çaresini bulsan şu işin ustam, olmaz diye bir şeyler uydursan?

Cevdet Bey’in çaresizliği gözlerinden anlaşılıyordu. Muharrem bey ilk başta şaşırdı. Fakat daha sonra Nedim ustaya dönerek, madem durum böyle, hallederiz biz ustamla diyerek.. Cevdet Bey’in yanından ayrıldı. Ayrılırken de -Sen merak etme yarın tekrar uğrar, yoluna koyarız işleri. diye vedalaştı.

Ertesi gün Nedim usta tek başına geldi.

Münevver hanım, sabırsız bir şekilde hemen atladı lafa..

– Eee usta ne zaman başlıyorsunuz?

Nedim usta bir an sustu ve başını kaşıyarak, – Ben de dün gece hep onu düşündüm diyerek devam etti.

Cevdet Bey o esnada karısına çaktırmadan kaşını aşağı-yukarı oynatıp, Nedim ustanın olumsuz bir şeyler söylemesini istediğini belli etmeye çalışıyordu.

Nedim usta bu mimiklerden mesajı aldığından, Münevver hanıma doğru dönerek,

– Münevver Hanım, sizin ev ayaklı değil. Yığma briket üzerine. Ben oturma odasını yıkıp balkon yaparsam, üzerinize çöker Allah muhafaza. diye iyice gözünü korkutmuştu.

– Hem ben böyle bir vebalin altına girmeyi de istemem. diyerek üsteledi,

Münevver Hanım canı sıkkın bir şekilde bir şeyler söyleyecek gibi oldu..

Cevdet bey atladı hemen..

– Hay Allah görüyor musun.? Biz de nasıl umutlanmıştık balkon yaptıracağız diye. durumu idare ediyordu.  Neyse canım olmuyorsa yapacak bir şey yok diye de konuyu kapatmaya uğraşıyordu..

Nedim ustanın evden ayrılmasıyla Cevdet bey de rahat bir nefes aldı. Havanın kararmasıyla uyumak için üzerini değişti ve yatak odasına geçti. Fakat Münevver Hanım hala düşünceli görünüyordu.

Uyumuyordu. Kocasına yine aynı kısık tonla seslendi.

– Cevdeeet.

– Bu balkon işi olmadı. Bu evi satıp balkonlu bir ev mi alsak, hem bu ev çok eski.

Cevdet karısına döndü, bir kaç saniye yüzüne baktı ve arkasını dönüp yorganı kafasına kadar çekerek usulca yattı.

balkon
balkon ve kadın
Bu yazıyı değerlendir
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

Kimler Neler Demiş?

12 Yorum - "Balkonsuz ev"

Bildir
avatar
Sıralama:   En Yeniler | Eskiler | Beğenilenler
deeptone
Ziyaretçi

ha haaaa iyimiş 🙂

Ciplak Yazar
Ziyaretçi

Teşekkür ederim deep. Aslına bakarsan ha haaaa iyiymiş 🙂 gibi yorumlar yerine, şurası olmamış, şu tabiri çok kullanmışsın, betimlemeler zayıf kalmış gibi eleştiri içeren yorumlara çok ihtiyacım var.

Bir Tutam Karınca
Ziyaretçi

Balkonum olmadığı için ara ara bende söylenirim böyle. Balkon bir evin en güzel yeridir bence.

Ciplak Yazar
Ziyaretçi

Valla balkon olsun olmasın. O evde huzur varsa geri kalan hiçbir şeyin önemi yok.

deeptone
Ziyaretçi

şimdi bir kez daha okudum. öykü güzel başlıyor, iyi gidiyor, sonunda da iyi vuruyor. kısa da. yok ki bir kusuru. iyi de güldüm zaten. demek ki görevini iyi yapmış öykü. eksik fazlalık olsa gözüme batardı yani. yani eleştircek bişi yok. başı sonu belli. ucu açık bir öykü değil. dokunamayız ki buna 🙂

Ciplak Yazar
Ziyaretçi

Valla dokunuyorum ben. Korniş değil rulet olacakmış o. Ben fark etmemiştim daha doğrusu bilmiyordum. Ama Yasemin sağolsun söyledi. 🙂

Bir Tutam Karınca
Ziyaretçi

Merdivene çıktı ve ucundan tuttuğu perdeyi, kornişlerinden bir bir takmaya başladı. Korniş değil aslında ruletlerinden bir bir takmaya başladı olması lazım. Perdeye dikilen o minik şeylerin adı rulet. Korniş ise tavana sabitlenen aparatın adı.

Ciplak Yazar
Ziyaretçi

Hahh bak bana bunlarla gelin. 🙂 Çok teşekkür ediyorum Yasemin. Gerekli düzeltmeyi hemen yapıyorum.

deeptone
Ziyaretçi

okudum evet rulet bilmiyordum ben de 🙂 yorumları kaçırmam yaaa 🙂

Kubbe-i Làcivert
Ziyaretçi

Rulet oldunuz ben bile bilmiyordum çengel derim ben onlara 🙂
Sen güzel yazıyorsun.

Çıplak Yazar
Yönetici

Çengeli de yeni duydum. Yani rulete çengel dendiğini 🙂

Sonsuzluktaboğulanadam
Ziyaretçi

Herzaman isimlerin insan karakterinde etkili olduğunu düşünmüşümdür. Buna paralel olarak da öykündeki cevdet beyin bu kadar üstüne gidilmesine rağmen kibarlığını bozmayan bir beyefendi oluşu yazarın bir yansıması olduğunu düşünüyorum abi. Başarılı bir hikaye olmuş bence sık yazmalısın 🙂

wpDiscuz