Biz mi duygularımıza yoksa duygularımız mı bize hükmediyor?


Ne zaman bir konu hakkında düşüncelere dalsam, bu konu genellikle kör bir kuyu gibi dibe doğru beni içine çekiyor. Çünkü kuyunun üzerinden bakarsam dipte ne olduğunu asla bilemeyeceğimi anlıyorum o anda. Bu yüzden gerçekten üstümdeki tüm elbiseleri çıkarıp giriyorum her seferinde o kuyuya.

Hissediyorum.
Karanlık ve en karanlık..
Sonunda karanlığı görebiliyorum.

Ama gördüğüm bir şey daha oluyor o karanlıkta. O da başımı kaldırıp baktığım kuyunun tepesinde duran aydınlık.

Her insanı bir yağmur damlası gibi düşünüyorum bazen. Milyarlarcası bir araya gelip toprakla buluşuyor bir bir. İlk düşenler ve henüz bulutların koynundan yeni çıkanlar.

Kimisi bir çiçek olur, kimisi bir ağaç, kimisi tomurcuk iken kurur, kimisi de çürük bir tohum olarak hiç var olmadan ölür. Fakat hepsi de benzer duygularla var olmuştur. Tıpkı yağmur damlalarının özünün su olduğu gibi bu duygularda insanın özünde hep vardır.

Nefret, kıskançlık, aşk, şehvet, hırs gibi varlığından habersiz yaşadığımız tüm duygular. Eğer dikkat ederseniz izlediğiniz tüm filmlerde, okuduğunuz tüm romanlarda bu duyguların yoğunlukla işlendiğini daha iyi anlarsınız.

İşte benim de gerçekten yoğunlaşmak istediğim konu bu.

Aşk ve mantık 

Aşık olduğunuz bir adamın ya da kadının her hareketini gözlemler tüm duygu ve düşüncelerine önem verirsiniz. Yanınızda olmadığında kendinizi güçsüz ve yalnız hissedersiniz. Fakat aşkın kendisi aslında nasıl bir duygudur?

Aşık olduğunuzu hissettiğinizde bu duygunun nasıl oluştuğunu anladınız mı?
Aşık olduğumuz zaman mantıklı düşünmeyi bir kenara bırakarak duygulara yoğunlaşırız. Ama duygularla hareket etmek bizi çoğu zaman yanlışlara da götürebilir.
Bu durumda insan mantıklı olmamayı kendi mi istemiştir?

Kıskançlık 

Diğer bir konu da kıskançlık.
Gerçekten hayatınızda şimdiye kadar kaç kişiyi neden kıskandınız? 


Daha çocukken bir yaş küçük olan kardeşimizi kıskanmaya başlarız. Buna yakın çevremizde de çoğumuz şahit olmuştur. Kıskançlık acaba doğuştan mı geliyor yoksa çevrenin etkisiyle mi oluşuyor?

Kimse kıskanç olduğunu açık açık dile getirmez. Hoş bir duygu değildir çünkü. Kadın erkek ilişkileri dışında, etrafımızda olup biten ve sahip olamama hisleriyle birlikte en yakın dostlarımıza bile kıskançlık duyarız farkında olmadan.

Bu çoğunlukla maddi kısmen de manevidir.

Bir şeylerin noksanlığı bizi hep farkında olmadan kıskançlık  duygusu içine hapseder.

Kin ve nefret !

Birini öldürmeyi isteyecek kadar öfkelendiğiniz zaman, içinizdeki katili ne kadar gördünüz?


Çünkü zaman zaman hepimiz bu duygulara kapılırız.
Toplumsal adaletsizlik ya da bize yapılan herhangi bir yanlışa kolaylıkla kin ve nefret duyabiliriz. Bu durum ileri boyutlara ulaştığında ise felaketleri ve kıyımları da beraberinde getirir.

Örneğin; öz ve üvey evlatları olan bir kadının her iki çocuğuna da eşit davranmaması nasıl açıklanabilir? Bu nefret nereden gelmiştir?

Öfke ile kalkan zarar ile oturur ata sözünü de hatırlatmakta fayda görüyorum.

American Beauty filminin son sahnesi de bize öfke ile ilgili güzel bir mesaj verir aslında. Kafasından vurularak ölen Lester (Kevin Spacey) son sözleri ile noktayı koyar.

Sanırım başıma gelen şey için fena halde kızabilirdim… Ama dünyada bunca güzellik varken kızgın kalmak oldukça zor. Bazen hepsini bir anda görüyormuşum gibi geliyor ve bu çok fazla.. Kalbim, patlamaya hazır bir balon gibi doluyor. Sonra sakinleşmeyi hatırlıyorum… Tutunmaya çalışmaktan vazgeçmeyi. o zaman yağmur gibi üstümden akıp geçiyor. ve sonsuz bir minnet duyuyorum. Küçük, aptal hayatımın her bir anı için. Eminim neden bahsettiğim hakkında hiçbir fikriniz yok. Ama merak etmeyin. Bir gün anlayacaksınız…

Şehvet

Güzel ve çekici bir kadınla beraber olma arzusunu bir anlık hissettiğinizde bu duygularınıza mantığınız ne cevaplar verdi?

Ya da bir kadın olarak Brad Pitt gibi bir erkeğe sahip olmayı düşündünüz mü?
En iyi olmak peşinde koşarken hırslarınızın kurbanı oluşunuzu fark etmediniz mi?

Acaba biz mi duygularımıza yoksa duygularımız mı bize hükmediyor?


Ya da biz tüm olacakları bile bile kontrolü duygularımıza mı devrediyoruz? Bunlar elbette analiz ve gözlem gerektirir. Ama en başta her bireyin kendi içinde kendi gözlemini yapması daha yararlı olacaktır.

Bu yazıyı değerlendir
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz