En son ne zaman sarılmıştık?

Bazı akşamlar eve gittiğimde yemeğimi yer ve köşedeki sevdiğim tekli koltuğuma geçerim. Kahvemi çayımı orda içer, kitabımı orda okur, o koltukta uyuya kalırım. Benim koltuğum ve benim köşemdir orası. Bazen anneme ve kardeşlerime takılır gözlerim, onlara uzuun uzun bakarım.  Bir gün ölüp gidecekler ya da ben onlardan önce öleceğim diye garip bir his kaplar içimi. Sonra yerimden kalkıp annemin ve kardeşlerimin yanaklarını sıkarak öperim. Annem ise bu tavrıma ilk başta anlam veremese de, o anı yaşamış olmanın mutluluğunu hissederiz birlikte. 
Ağabeyim biraz daha soğuk biridir. Gelir oturur yanıma naber moruk falan der. Bir keresinde ona da şöyle bir soru sormuştum. Ağabey biz senle en son ne zaman sarıldık? Çünkü gerçekten de bir kerecik bile sarıldığımızı hatırlamıyorum. Belki askerden gelirken ya da giderken. İyi de sarılmak için illa gitmek mi gerek? Ben sorumu sorunca o da şaşırmıştı çünkü ne alaka oğlum o nerden çıktı bakışları atmıştı bana. Asıl düşündüğüm ne kendim ne de ağabeyimdi. Acaba insanlar günlük hayatta ne sıklıkla sarılıyor birbirlerine. Sadece bunu merak ediyordum. Bir hayal etsenize, sarılmak kadar güzel ve saf bir duygu var mı bu dünyada?  

Sahi en son ne zaman sarılmıştık biz? Bir kaç saat önce, gün ya da hafta, ne zaman? 
İnsan genellikle bir yakını kaybedince, bazı şeyleri daha iyi anlıyor.. Genel görüş her zaman ”hepimiz ölüp gideceğiz” olsa da bunu anlayıp kavrayabilmiş değiliz ne yazık ki. Ölüp gitmek, yok olmak, birini geride bırakmak, yazması ne de kolay geliyor. Ama hayattayken de yaşanmamış bir yığın mutluluğu da alıp gider o insanlar. Zaten her şey her zaman yarım kalır. Her ölüm erken ölümdür yazarın da dediği gibi.
Çalışıyoruz, geziyoruz, eğleniyoruz, ayaklarımızı soğuk sulara sokuyoruz ama bir kaç dakika da olsa bir ağaç gölgesinde çimlere uzanıp ”dünya ne güzel” deyip temiz bir hava çekmiyoruz içimize, bir kuşu seyretmiyoruz. Mutluluğun hep küçük şeylerde gizli olduğunu söylerler ya, insanın yaşı ilerledikçe bunu yaşayarak daha iyi anlıyor sanırım. Sarılmak da bu küçük saklı ve güzel duygulardan biri. Saklı diyorum çünkü yeterince unutuluyor. 

Mutluluk küçük şeylerde gizlidir demişken de aklıma geldi. Bizim evin hemen önünde küçük bir karınca yuvası vardır. Bu yüzden her sabah ve akşam mutlaka görüyorum. Hatta sokakta gördüğüm zaman kedi, köpek ve kuşlara da mutlaka selam verip bir hatır sormayı da ihmal etmem. Biliyorum bunu garipseyip, anormal bir durum gibi karşılar belki de çoğu insan. Ama ben yine de seviyorum.

Merhaba güzel kuş bugün nasılsın?
Naber kedicik karnın mı acıktı?
Karıncalar amma da çok çalışıyorsunuz siz hiç tatile çıkmaz mısınız? gibi bir sürü benzeri konuşmaları yapmışımdır. 
Beni de bunlar mutlu ediyor. Beni anlıyorlar mı ya da anlamıyorlar mı bilmiyorum? Ama kendi aralarında bir şekilde iletişim kurduklarına şüphe yok.
Cik cik cikk. Karnım çok acıktı anne.
Az evvel yanıma gelen bir arkadaşıma da dayanamayıp sordum. 
– Sana bir soru soracağım, bu yazım için bir test niteliği taşıyor ve benim için önemli. Lütfen iyi düşün ve cevap ver. 
– Annene en son ne zaman sarıldın? 
Arkadaşım : Valla geçen hafta sarılmıştım bi kere. 
Farklı bir arkadaşıma daha sordum şimdi aynı soruyu : O da 4 gün önce diyerek cevap verdi. 
Az sarılmak, elbette az sevmek anlamına gelmiyor. Sadece unutuyoruz hepsi o kadar. Günlük hayatın rutin işleriyle öylesine meşgul oluyoruz ki, zaman içerisinde hepimiz birer makine haline geliyoruz. Kuşları unutuyoruz, bakışmaları unutuyoruz, zamanı unutuyoruz, sevdiklerimizi unutuyoruz, kendimizi unutuyoruz. 
Hatırlama vakti geldiğinde ise biz çoktan unutulmuş oluyoruz. 
Vakti varken sarılmalı insan. 
Vakti varken öpüşmeli sevişmeli. 
baba ile çocukları sarılırkenhug brothers
İlgini çekebilir :  Pembe otobüs uygulaması saçmalıktır!
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Bu yazıya ilk oyu sen ver)
Loading...
10 yorum :

Bir şeyler söyle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir