Günah sonrası tövbe

İnsanlar neden günah işler
Bugün hiç huyum olmamasına rağmen ışıkları söndürüp mum ışığında oturmayı tercih ettim. Ateş diri gibi geldi ama elektrikle yanan lamba değildi. Ayarını tutturamadığım zift gibi acı kahvemi yudumluyorum şu anda. Klavyemin bozuk olması hayli canımı sıkıyor şu sıralar ve yazarken A harflerinin basmaması bana geriye dönüp yazdıklarımı tekrar kontrol etmem gerektiğini hatırlatıyor. Grip(a basmadı ama inadına düzeltmeyeceğim) bir his gerçekten de yazarken tökezliyorum resmen. 
Bugün günah sonrası edilen tövbe ile ilgili bir yazı yazmak istedim açıkçası. Aslında bunları ben yazmıyorum biliyor musunuz? Hayatın kendisi yazıyor bunları. Ben ise sadece onun söylediklerini aktarıyorum sizlere. 
İnsanlarla iletişimim oldukça iyi olmasına rağmen çoğu zaman kendimi dışlanmış ya da ne bileyim farklı gibi hissediyorum. Kısaca deli desek sanırım daha doğru olurdu. Blog adımı da çıplak yazar yerine bir delinin günlüğü falan diye değiştirirdim belki. 
Benzer duyguları hisseden insanlar birbirine her zaman daha yakındır. O yüzden bunları okurken, okumaktan fazlasını yapmalı ve aynı şeyleri hissetmelisiniz anlamak için. 
Bugün günlerden Cuma. Telefonuma her cuma olduğu gibi cevap vermediğim hayırlı cumalar mesajları geldi. Cuma namazına gitmediğim için niye gitmiyorsun diye soran insanlar vardı. Aslında benim de neden gidiyorsunuz diye bir soru sorma hakkım doğuyor ama soramıyorsunuz işte. Çünkü karşınızdaki kişinin sizi anlamayacağını gayet iyi biliyorsunuz. 
Çoğu zaman acaba ben mi deliyim yoksa bu insanlar mı diye düşündüğüm çok oluyor. İnsanlar öylesine karmaşık ve öylesine çoklu kişiliklere sahipler ki; acaba bu o mu, yoksa o bu mu? diye düşünmeden edemiyorsunuz. 
Kargo aracına yükleme yapan 40 yaşlarında bir adamla konuşuyordum. (Ben o adamı hep görüyorum bu arada.) O sırada yolun karşı tarafından öğrenci tipli bir kız geçiyordu. Kızı yaşında olmasına rağmen adamdan duyduğum cümleler aynen şöyleydi : Offf iyi malmış, bunu kucağına alıp hoplatacaksın.. Bu adam bunu söylemesine rağmen sırf yaşından ötürü ağzımı açıp bir şey söylemek, yerin dibine sokmak istemedim o adamı. Biliyorum biliyorum hak ediyordu aslında. İğrenç herifin teki deyip geçersiniz normalde değil mi? Hayır aslında geçemiyorsunuz. Çünkü bir kaç gün sonra aynı adamın Allah, din, peygamberden söz edip ahlak dersi vermesi beni çıldırtıyor. Kafamı duvarlara vurmak istiyorum adeta. O söylediğini unutmuş belli ki ama ben unutmadım. 
Peki sadece bu adam yüzünden mi yazdım bu yazıyı? Hayır tabii ki de. Bana cumaya neden gitmiyorsun diye soran başka bir adam, cumartesi olunca kafayı çekip göbek atıyor. Ben ne yapıyorum? Gördüğüm ilk duvara kafa atmak isteğiyle çıldırıyorum yine. 
Tüm bunların anlamı ne diye düşünüyorum bazen. Yapılan hata sonrası günah çıkarma eylemi mi?
Benzer olayları çok görüyorum aslında çevremde. O yüzden bugün şu sözü daha çok düşünmeye başladım. Kim size namus ve ahlak şövalyeliği yapıyorsa, bilin ki en namussuzu o’dur! Friedrich Nietzsche. haklı olabilir mi diye düşündüm bugün. 
Bazen insanların sırf cehennem ateşinde yanarım korkusuyla, iyi olmadıkları halde iyi rollere bürünmüş birer sahtekar olduklarını düşünüyorum. 
Ben çok düşündüm gerçekten, varın biraz da siz düşünün. 
İlgini çekebilir :  Kaybetme korkusuyla yaşamak
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Bu yazıya ilk oyu sen ver)
Loading...
15 yorum :

Bir şeyler söyle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir