Öykü : Henry Wilson Kasabası

kişisel blogtan öyküler

Anlatacaklarımı gerçekten dinleyecekseniz, herhalde önce nerede doğduğumu, rezil çocukluğumun nasıl geçtiğini, ben doğmadan önce annemle babamın nasıl tanıştıklarını, tüm o aşk zırvalıklarını filan da bilmek isterseniz, ama ben pek anlatmak istemiyorum. Her şeyden önce ben bu zımbırtılardan sıkılıyorum.

Aslında hiç bir şey bilmiyorum bu yüzden de bu konulardan bahsetmek beni çoğu zaman rahatsız etmiştir. Tek bildiğim varsa o da Henry Wilson kasabasına nasıl geldiğimdir.

Doktor Wesly (Kendisi manevi babam olur) beni ilk bulduğunda soğuktan donarak ölen bir at, bir kadın ve 12-13 yaşlarında iki kızın bulunduğu bir arabada yığınla şeyin ve kanlı bir hayvan derisinin arasına sarılmış olarak bulduğunu söylediğinde çok şaşırmıştım.

Gerçekten ne olup bittiğine dair hiçbir fikrim olmasa da Dr. Wesly’in öngörülerinin gerçeğe ışık tuttuğuna inanıyordum. Bu yüzden bana anlattığı her şeyi ben de olduğu gibi sizlere anlatacağım.

Dr. Wesly beni ilk bulduğunda orada olduğumdan habersiz bir şekilde ve neredeyse kafama bir kurşun sıkmak için tüfeğini doğrultmak üzereymiş. Ya da isterseniz burada sözü ona bırakayım. Kendisi iyi bir anlatıcıdır.

Dr. Wesly konuşur:
Eveeet evlat..
O günü dün gibi hatırlıyorum.
Oldukça karlı ve çetin bir soğuktu ve inan bana o soğukta işeyen bir adamın idrarı bile saniyeler içinde buz olurdu.

O gün tesadüf ki biz de Henry Wilson kasabasından sevgili meslektaşım ve can dostum Frank’ın boşanma davası için Paris’e doğru yola çıkmıştık.

Sizin arabanıza ilk rastladığımız da ise o korkunç manzarayla karşılaştık. Sevgili anneciğin iki kız kardeşini kollarına arasına alarak korumaya çalışmış olmalı ki, o durumda kıvrılarak üçü de soğuktan ölmüş.

Arabada yalnızca bir at olması ilk başta bizi biraz düşündürmüştü çünkü çift demirli bir arabaydı.. Yaklaşık iki km gerinizde de bir atın başından vurularak öldürüldüğünü gördük.

Sanırım baban burada devreye gidiyor. Ya da baban değil de sadece arabacıdır kim bilir?

Atın bacağında oldukça ciddi bir kırık olduğunu fark ettiğimizde ise, sizi yavaşlatmaması için arabacının öldürerek, yola tek atla devam etme kararı aldığını düşünmüştük ki..

Öldürdüğü atın derisini yüzerek, sırf seni soğuktan korumak için üzerine sarmayı, bir arabacının akıl edemeyeceğini ya da bu zahmete hiç girmeyeceğini düşündüğümüzden dolayı bunu yapan kişinin baban olduğuna karar verdik.

Ama babanın cesedini araba etrafında bulamamıştık. Tek atla yola devam edemeyeceğini anladığından yardım getirmek üzere kendi başına yola çıktığını tahmin ediyoruz. Dostum Frank’te benim gibi düşünüyor üstelik.

 Araba içinde seni ilk gördüğümüz an ise gerçek bir kurtuluş hikayesidir.

Açıkçası evlat; üzerine sarılmış olan kanlı ve iğrenç kokulu hayvan derisi altında, küçük bir bebek olacağı hiç aklıma gelmemişti. Yani sen olacağın.
Ufak bir kıpırdama ile daha da telaşa kapılarak, altında olanın sen değil de, cesetleri kemiren bir kaç dağ faresi olduğunu düşünmüştüm.

Tüfeğimi de bu yüzden doğrultmuştum zaten. Ama bir an durup bir fareye görmeden ateş edecek kadar da yüreksiz olmamalıyım diye geçirdim içimden.

İtiraf etmeliyim ki yine de bir korku vardı içimde. Tüfeğimin namlusu ile hafifçe dokundum ve sonra minicik elini gördüm. Kan lekeleri bütün vücudunu sarmış, üzerindeki hayvanın derisi bir şekilde seni o soğutan korumuş olmalı ki hâlâ nefes alıyordun. Oldukça ateşin olduğunu fark ettiğimizde ise Henry Wilson’a geri dönme kararı aldık.

belki devam edecek..

 – Şimdiye kadar yazdığım tüm öyküler için tıklayın

Bu yazıyı değerlendir
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

Kimler Neler Demiş?

13 Yorum - "Öykü : Henry Wilson Kasabası"

Bildir
avatar
Sıralama:   En Yeniler | Eskiler | Beğenilenler
Güzel ve Kültürlü
Ziyaretçi

blog keşif etkinliğinden geliyorum seni takipteyim canım bana da beklerim 🙂 sevgiler

deeptone
Ziyaretçi

hımm üye olmayanlar yorum yapamaz, diyodun, kaldırmışsın iyi olmuş sanırım, ben mesela hiçbir bloga üye olmadan okuyom yaa, tişkirler. yazılarını okudum biçok yazını, deneme ve öykünü, yazma konusunda iyisin, kutlarım seni. sevindim seni okuduğuma. umarım hep burda bizimle olursun kii 🙂

Ciplak Yazar
Ziyaretçi

Sizin gibi bir yazardan böyle bir övgü aldığım için çok mutlu oldum. Ben teşekkür ederim.

ELİF sarı
Ziyaretçi

Vay vay vay.. Bir hazine keşfetmenin benzersiz hazzı içindeyim şu an. Kahve ve kek eşliğinde 🙂

Ciplak Yazar
Ziyaretçi

Mübalağa ediyorsunuz efendim. Hoşgeldiniz çayınız ve kekinizle.

kahve telvesi
Ziyaretçi

Bu yazı, diğerlerini de okumam gerektiği mesajını verdi. Sanırım ben de bi kahve yapıp , sonra devam etsem iyi olacak 🙂

Ciplak Yazar
Ziyaretçi

Kendi çapımda kısa öyküler efendim. Beğenmenize sevindim.

Göğe Bakalım
Ziyaretçi

Rus klasiğinden bir bölüm gibi olmuş.. Tebrikler 🙂

Ciplak Yazar
Ziyaretçi

Teşekkür ederim Göğe Bakalım. Papatyaları ben de severim bu arada.

Yasemin Avun
Ziyaretçi

Devamı gelirse çok enteresan bir hikayenin girişi için güzel satırlar. Elinize sağlık.

Ciplak Yazar
Ziyaretçi

Teşekkür ederim Yasemin Avun. Devamı gelir mi bilmiyorum. Çünkü henüz düşünmedim. Bu yüzden de yazımı belki devam edecek diye bitirdim.

esra ünal
Ziyaretçi

Kaleminize sağlık çok güzel bir öykü 🙂
Bence siz bu girişi çok daha iyi bir şekilde kullanmışsınız.
Kesinlikle diğer öykülerinize de bakacağım. 🙂

Ciplak Yazar
Ziyaretçi

Teşekkür ederim Esra Ünal beğenmenize sevindim.

wpDiscuz