Kendini iyi biri olarak görüyorsan bunu oku!

Önceki yazılarımdan birinde küçükken hırsızlık ettiğimi yazmıştım. Ama bana bi tane yorum geldi o yazının ardından küçükken hırsızlık edenden ne beklenir diye. Aslında böyle küçük meselelere fazla takılmam umursamaz geçerim. Fakat bugün başka bişeyden bahsedeceğim sizlere. 

İbadette gizli kabahatte sözünü hepiniz duymuşsunuzdur. Aranızda acaba bu sözle ne demek istemişler diye düşünen geri zekalı adamlar varsa şu andan itibaren hatta bu satırda yazının devamını okumayı bıraksın. Ciddi diyorum buradan itibaren okumasın o salaklar.

Ben hırsız olduğumu açık açık yazdım niye? Ben geçmişimden kaçmıyorum çünkü yüzleşe biliyorum. Başkaları gibi yaptığım iyiliklerden söz etmek yerine kötülüklerimi de yazmayı götüm yiyor. Başkası varsa götü yiyen o da buyursun yazsın. Yemez abicim yemez.

Ama bakıyorum küçük bir köpeğe bir parça kemik atmış, ne bileyim kimsesiz çocuklara yardım etmiş, bakın işte ben sokak kedilerine iyi davranıyorum vs.. o kadar ballandıra ballandıra da anlatmış ki.
Bakın ben işte böyle bir insanım böyle iyi yürekliyim izlenimi verme çabasına girmişler resmen. Bir de fotoğraf çekip koymazlar mı en uyuz olduklarımdır onlar.

Yaa tamam iyi bişey yapmışsın; yaptığın şey de iyi bir amaca hizmet ediyor. Hepsine eyvallah. Reklam yapar gibi bunu yazmak paylaşmak nedir arkadaş. İyilik yap denize at, balık bilmezse halik bilir diye boşa mı demişler.

Yaptığınız iyiliklerle övünmeyin, kötülüklerinizi nasıl saklıyorsanız onları da öyle saklayın. Hatta iyilikler bence kötülüklerden daha çok saklanmalı.

Kötü yürekli iyi adam diye bir öykü yazmıştım çok önceleri. O öykü de işte yaptığı iyiliği hem saklayarak hem de iyilik yaptığı kişiyi incitmeden gizleyen bir adamın öyküsüydü. Vaktiniz varsa okuyun yoksa da boş verin.

Öyküyü okumadan geçebilirsiniz.


Bir zamanlar çok varlıklı zengin bir adam yaşarmış. Hayatında hiç yokluk görmemiş ve para sıkıntısı çekmemiş bir adam. Oldukça saygın ve soylu bir kişiymiş.
Yaşadığı yerde ise çoğu evin tenceresi zar zor kaynıyormuş. Halk adeta yoksulluk içindeymiş. Bu saygın ve zengin adam diğer ülkelerden aç insanların karnını doyurabilmek için erzak getirtmiş. Bedava bile verse serveti olduğu gibi duracak kadar zenginmiş.
İnsanlar adamın bu çabalarını görünce sevinmiş ve erzakları dağıtacağını düşünmüş. Onu yere göğe sığdıramamışlar.
Fakat adam sinsi bir gülümseme ile kimseye bedavadan bir şey verecek değilim ama uygun fiyatla sizlere satabilirim diyerek cevap vermiş.
Zengin adamın bazı kadim dostları, adamın bu tavrı üzerine tam bir aç gözlü ve para düşkünü olduğunu düşünürken, bazılar ise 10 rubleye alıp 2 rubleye sattığı için aptal olduğunu düşünüp alay etmişler..
Maksadını bir türlü anlamamışlar.
”Bu şekilde bir ticaret olamaz çünkü kar elde edemezsin. Hayır işlemek istiyorsan bedava da verebilirsin” diye söylenmişler.
Adam inatla kimseye bedava mal veremem diyerek karşı çıkmış. Yine aynı tavırla 1 rubleye satarım yine de bedavaya vermem diye cevap vermiş. 

Herkes adamdan bir şeyler satın almak için birbiriyle yarışır olmuş. Halk halinden oldukça memnunmuş. Ama adamın yakın dostları hala bunu neden yaptığını anlamamışlar.
Olay her yerde yayılınca, kral da olaydan haberdar olmuş. Bunun üzerine adamla özel olarak görüşmek için sarayına çağırmış. 

Mütevazi bir kral olduğu için adamla açık açık konuşmuş.
– İnsanlar aç! ben bir kral olarak halkıma yeterince hizmet edemedim.
– Ama sen bedava fiyatına bu insanlara bir şeyler satıyorsun. Peki neden bedava değil? Ya da neden kar elde edebileceğin daha iyi bir fiyatla satmıyorsun? diye sormuş.
Adam :
– Sayın kralımız evet söylenenler doğrudur. Bedava bile versem bana hiç bir zararı dokunmayacak bu durumun. Ama o insanlara olacaktır.
Kral merak içinde ne? Nasıl bir zararı olacak? diye sormuş.
Adam :
– Beni bağışlayın sayın kralım ama bunu size söyleyemem. diyerek yanıt vermiş.
Kral derin bir nefes alarak ayağa kalkmış ve adeta bir kaplan gibi öfkeyle adamın yüzüne kükremiş.
– Bu ne cür’et? Sen ki benim bir temam sın. Karşımda nasıl böyle konuşmaya cesaret edersin?
Adam korku ve telaş içinde :
– Bağışlayın efendim. Size her şey anlatacağım.
Aç insanları görünce dayanamayarak başka ülkelerden erzak getirdim. Bunları bedava verebilirdim. Paraya elbette ihtiyacım yok. Fakat bedava verseydim bu insanlar bana minnet duyacaktı kendilerini zavallı gibi hissedeceklerdi. Halbuki çok az bir para karşılığında bana minnet duymadan satın almalarını istedim. diyerek cevap vermiş..
Kral elini sakalına götürerek, bir kaşı kalkık ve düşünceli bir tavırla adama bakmış. Pek belli etmese de imrenmiş o adama.
Adam defalarca erzak getirip çok ucuza satmaya devam etmiş. Bu olay ise sadece kral ve adam arasında sır olarak kalmış.

Yani demek istediğim iyilik yaptıysanız boş verin gitsin. Orda öyle kendi halinde unutulup kalsın. Sağa sola reklam etmenin bir alemi yok.

İlgini çekebilir :  İzledim yorumladım : Kurt Totemi

 – Şimdiye kadar yazdığım tüm öyküler için tıklayın

Kendini iyi biri olarak görüyorsan bunu oku
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Bu yazıya ilk oyu sen ver)
Loading...
13 yorum :

Bir şeyler söyle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir