Kitap Hırsızı

kitap hırsızı

Kitap hırsızı

Genç kız kitapçılar sokağında sırtında çantasıyla yürüyordu. Henüz lise öğrencisi olması nedeniyle okul çıkışlarında genellikle bu sokağa uğrar, yeni çıkan kitaplara göz atmak için mutlaka bakardı. Sürekli uğradığı belirli bir kitapçı yoktu. Bu yüzden kafasına estiği anda sıradan bir dükkana girer ve raflarda duran kitaplara göz gezdirirdi. O gün yine kitapçılar sokağındaki dükkanlardan birine girdi.

Aradığı herhangi bir şey yoktu. Bu yüzden gözüne kestirdiği kitapları alıyor, kısa da olsa inceliyor ve yerine bırakıyordu. Daha sonra bir kitap beğenerek fiyatını soruyordu kitapçıya.

Bu ne kadar?

25 lira…

Peki bu?

O elinizdeki 30, ama biraz yıpranmış baskısı daha var elimde, onu size 20 sayarım.

Tamam teşekkür ederim. Şimdilik kalsın. Daha sonra uğrayıp tekrar bakarım.

Siz bilirsiniz.

Çok pardon! Mümkünse şu arka tarafınızda üst rafta duran kitaba da bakabilir miyim acaba?

Tabi hemen.

Genç kız adamın uzattığı kitabı eline aldı ve biraz inceledikten sonra tekrar vererek kitapçı adama teşekkür etti.

Fakat bir şey olmuştu o anda.

Adamın üst raftaki kitabı indirmek için arkasını döndüğü sırada, genç kız ilk sorduğu kitabı çaktırmadan çantasına atmış ve çalmıştı. Kitapçı elbette durumu fark etmemişti. Bu yüzden genç kız gizlice çantasına koyduğu kitapla birlikte daha fazla oyalanmadan kitapçıdan ayrıldı.

Bu onun ilk hırsızlığı değildi.

Daha önce bir çok sahaftan kitap aşırmış ve yakalanmamıştı.

Genç kız kitap çalmanın kötü bir şey olmadığı hissine kapılmıştı adeta. Hatta bu hissi savunur olmuştu. Kapıldığı bu hisle birlikte kitap hırsızlığı onun için alışkanlık haline gelmişti.

Ancak her seferinde farklı kitapçılara gidiyor ve bunu daha önce çaldığı kitabı bitirmeden yapmıyordu. Dolayısıyla yeni bir kitap çalma süresi, onun önceki çalmış olduğu kitabın kalınlığı kadardı.

Bir gün kitapçılar sokağında eski bir antikacı dükkanına denk geldi.

Fakat onu asıl şaşırtan şey ise, bu dükkanı daha önce fark etmemiş olmasıydı.

Antika dükkanın öylesine mazi kokan ve sıcak bir havası vardı ki, giriş kapısında adeta büyülü bir gizem vardı. Genç kız ise, bu gizemin sarhoşluğuna kapılıp kendini bir anda antikacı dükkanın içinde buldu. İçeriye girdiğinde kendi yaşıtlarında genç bir çocuk oturuyordu..

Kız tebessüm ile merhaba.. dedi.

Çocuk ilk başta merhaba dedi ama, gözlerinde tuhaf ve şaşkın bir ifade ile seni tanıdımmm. diye cevap verdi.

Genç kız ise, ben seni tanımıyorum ama sen beni nereden tanıyorsun ki diye sordu.

Seni geçen gün aşağıdaki kitapçıdan kitap çalarken gördüm… deyince kızın eli ayağına dolaşarak yüzü kızardı ve ne kitap çalması diyerek inkar etmeye başladı.

Çocuk söylediklerinde diretmeye başladı.

Hayır hayır o sendin biliyorum. Hatta çantandan da tanıdım. Sen etrafa bakarak çantana kitabı koyduğun sırada, ben dükkanın dışındaki camdan elma yiyerek sana bakıyordum.

Kız o anda gerçekten de, diyecek bir şey bulamadı ve korkmaya başladı.

Çünkü bu çocuk geveze olduğu kadar, anında bunu başkalarına anlatacak, boş boğaz bir çocuğa benziyordu. Kız durumu yatıştırmak ve olanları ört pas etmek adına bu çocukla bir şekilde anlaşması gerektiğini anladı.

Peki peki… Tamam beni yakaladın. Bunu başkalarına anlatmaman için ne istiyorsun?

Çocuk alaycı ve rahat tavırlarıyla parmağını ağzına götürerek kaşlarını yukarı kaldırdı.

Dur bir düşüneyim…

Tamam buldum.

Benimle arkadaş olursan bildiklerimi kimseye anlatmam.

O anda yaşlı bir adam girdi içeri.

Çocuğa doğru seslenerek :

Neyi kimseye anlatmıyor muşsun bakalım diye sordu.

Kız gözlerini çocuğa dikti ve yaşlı adamın yanında çaktırmadan çocuğa bir şey anlatmaması için işaret verdi.

Çocuk yaşlı adama döndü ve şöyle dedi :

Şey dedeciğim bu bir sır. Sırlar hiç kimseye söylenmez. Hem bunu sen söylemiştin.

Bu genç hanım da kim böyle? diye sordu yaşlı adam.

Arkadaşım dedeciğim.

Öyle mi çok memnun oldum.

Kız apar topar benim gitmem lazım diyerek antikacı dükkanından ayrıldı. Yol boyunca ne yapmalıyım diye düşünüyordu. O sırada aklına kitap çalmaktan vazgeçmek gelmişti. Fakat daha sonra bunun önceki hırsızlıkları için, yeterli olmayacağına karar verdi.

Bu yüzden o anda aklına ilginç bir fikir geldi.

Bu çocuk beni mutlaka ele verir.

Öyle ya da böyle, sahaflar çarşısında kimse beni dükkanına almaz. Ona güvenemem.

Belki onu da kitap çaldığım bir sıra bana gözcülük etmesi için kandırabilirim. Hem böylelikle suç ortağım olduğu için, sırrımı taşımak zorunda kalır.

Ertesi sabah genç kız doğru antikacı dükkanına gitti. Fakat çocuk orada yoktu. Dedesi bir kaç parça yeni antika için bir yere gönderdiğini ve gelmek üzere olduğunu söyleyince beklemeye başladı.

Yaşlı adam gözlüğünü takmış bir şeyler okurken, genç kız meraklı gözlerle etrafı süzüyordu. O sırada 60’lı yılların magazin dergilerine ilişti gözü. Aralarından bir tanesini seçerek okumaya başladı.

Çok geçmeden çocuk girdi içeri. Kızı görünce ise yüzünde hınzır bir gülümseme olmuştu. Genç kız ayağa kalktı ve hadi sana dün bahsettiğim yeri göstereceğim dedi.

Çocuk olur hadi gidelim diyerek genç arkadaşıyla birlikte antikacı dükkanından çıktı.

Yaşlı adam ise, başını hafif öne doğru eğerek gözlük üstünden baktı ve gülümseyerek zamane gençliği işte diye söylendi.

Kız ile çocuk sahaflar çarşısının hemen yakınında bulunan parkta oturarak konuşmaya başladı. Kız söyleyeceklerini önceden hazırladığı için çok geçmeden konuya girdi.

Bak seninle artık arkadaş olduk. Bu yüzden arkadaşlar birbirinin sırrını her zaman saklar. Sana güvenmem gerek beni anlıyor musun?

Çocuk oturduğu bankta ayaklarını sallıyordu. Sonra kıza doğru dönerek şöyle cevap verdi :

Peki ama hâlâ neden kitap çaldığını anlatmadın. Madem arkadaşız o halde anlat.

Pekâlâ haklısın.

Ama dediğim gibi bunları kimseye anlatmaman için öncelikle bana söz ver.

Tamam tamam söz veriyorum hadi anlat… diyerek meraklı gözlerle dinlemeye başladı çocuk.

Aslında kitap çalmak benim de hoşuma gitmiyor. Ama sürekli kitap alacak param olmuyor. Bu yüzden ben de, okumak için alıyorum. Ama gerçekten geri götürüp bırakmayı çok düşündüm. Sadece çalarken değil de, kitabı bırakırken yakalanırım diye çok korktum. Bu yüzden de götürüp veremiyorum. Hem ben okuduktan sonra saklamıyorum ki… Sınıftaki diğer arkadaşlarıma okuması için dağıtıyorum.

Çalmış olduğum kitabı geri götürürken yakalandığımı düşünsene…

Afedersiniz efendim…

Geçen hafta sizden şu kitabı çalmıştım. Okudum gayet güzel ve sürükleyici bir kitaptı. Bu yüzden de bu hafta bunu bırakıp yeni bir kitap çalmaya geldim…

Eminim elinde sopayla beni kovalardı.

Çocuk düşündü ve kızın anlattıklarından sonra, biraz da olsa ona hak vermeye başladı.

Kız ağzındaki baklayı çıkarmak üzere parıldayan gözlerle çocuğa baktı ve şöyle dedi daha sonra…

Hem bak ne diyeceğim. Sen de yanımda olursun, böylelikle yakalanmamış olurum.

Olmaz! dedem duyarsa çok kızar diye çıkıştı hemen çocuk.

Merak etme biz de dedenin dükkanının yakınında bulunan kitapçılara gitmeyiz olur biter.

Peki ama ya yakalanırsak ne olacak?

Sen yanımda olursun ama beni tanıdığını belli etmezsin. Ben yakalansam bile seni farklı bir müşteri sandığından sana bir şey olmaz. Ayrıca ben de asla seni ele vermem…

Anlaştık mı? diyerek elini uzattı daha sonra genç kız…

Çocuk hevesli bir şekilde elini sıkıca tuttu ve tamam anlaştık o zaman diyerek cevap verdi.

Genç kız söz verdiği gibi, dedesinin antikacı dükkanına yakın olan kitapçılara yaklaşmadı. Genellikle kitap çalmak için daha uzak ve farklı dükkanları tercih ediyorlardı.

Bir müddet çocukla birlikte çeşitli kitapçılardan kitap çalmaya başlayan genç kız, üçüncü bir suç ortağı edinmekten korkuyordu. Okul çıkışlarında genellikle çocukla buluşuyor ve zamanlarının çoğunu birlikte geçiriyorlardı.

Bir gün daha önce hiç girmedikleri bir kitapçıya denk geldiler. Oldukça düzensiz ve kitapların çoğu yerde üst üste diziliydi. Kız çocuğa işaret vererek hadi buraya girelim dedi. Fakat çocuk tedbiri elden bırakmamak için dışarıda bekleyeceğini ve etrafa göz kulak olacağını söyleyerek kıza yalnız gitmesini söyledi.

Kız tek başına bu kitapçıya girdiği sırada içeride 60 yaşlarında bir kadın oturuyordu. Minik bir kedi o anda kızın ayakları arasında dolaşmaya başladı. Kız eğildi ve kedinin başını okşadıktan sonra kadına dönüp ve şöyle dedi:

Ne tatlı bir kedi…

Eminim sizin için iyi bir arkadaştır.

Evet… Bu hayatta sahip olduğum tek şey, eşimden kalan bu dükkan ve o kedi.

Şeyyy… Ben yeni kitaplara bakacaktım. Sizin tavsiyeleriniz varsa da alabilirim.

Gözlerim pek iyi görmüyor, eğer beğendiğin bir kitap varsa sen bakıp fiyatını da bana söylersin kızım.

Genç kız bunun üzerine, eline kalın bir kitap aldı ve fiyatına baktı. Arkasında 35 lira yazıyordu. Daha sonra kadına seslenerek, efendim ben bu kitabı almak istiyorum arkasında 5 TL yazıyor dedi.

Kadın tabi kızım… diyerek ayağa kalktı ve kitabı poşete koymak üzere eline aldı. Daha sonra 5 TL yi alarak kitabı kıza verdi. Genç kız tam kapıdan çıkıyordu ki, kadın yeniden seslendi.

Kızım…

Kız bunun üzerine ürktü ve kekeleyerek cevap verdi.

Bu..buyurun efendim.

Senden bir şey rica edebilir miyim?

Tabi efendim nasıl yardımcı olabilirim size?

Zahmet olacak ama kapının yanındaki kedinin su kabına bakar mısın?

Kız kapı önündeki su kabına baktı ve boş olduğunu gördü.

Bitmiş efendim. Ama isterseniz doldurabilirim.

Ben de senden bunu isteyecektim. Arka tarafta lavabo musluğundan doldurabilirsin.

Kız kedinin su kabını alarak arka tarafa geçti.

Odanın her yanı kitap doluydu. O anda içinden bir kaç tane çantama atsam haberi olmaz diye geçirdi ve elindeki su kabını yere bırakarak, çantasına bir kaç kitap daha sakladı. Daha sonra elinde su kabıyla birlikte gelerek, kapının yanına bıraktı.

İşte…

Doldurdum efendim. Başka bir arzunuz var mı?

Tüm bunlar olurken, çocuk dışarıda bekliyordu ama bir şeylerin de ters gittiği hissine kapılarak ikinci bir müşteri gibi dükkana girdi.

Kadın ayak seslerinden başka bir müşterinin geldiğini anlayarak buyurun diye karşıladı çocuğu.

Merhaba… Sadece bir kaç kitaba bakıp çıkacağım dedi.

Çocuk genç kızın kedinin suyunu bıraktığını görünce her şeyin yolunda olduğunu anladı ve daha sonra uğrarım efendim çok teşekkür ederim diyerek dükkandan ayrıldı.

Kadın genç kıza şöyle dedi daha sonra…

Benim için ara sıra gelip kedimin yemini ve suyunu kontrol edersen çok sevinirim. Hem okuman için sana ödünç kitap da verebilirim.

Genç kız kadının bu teklifi karşısında şaşırmış ve olur efendim… tabi… neden olmasın… diyerek cevap vermişti.

Daha sonra dükkandan ayrılarak, çocuğun yanına gitti.

Çocuk merak içinde arka arkaya sorular sormaya başladı.

Eeee anlatsana neler oldu? Niye bu kadar geç kaldın? Yakalandın diye ödüm koptu… Kedinin suyunu neden sen verdin?

Kız düşünceli bir tavır içinde çocuğa dönerek şöyle cevap verdi :

Sanırım artık kitap çalmama gerek kalmadı. Çünkü kadın sadece kedisine bakmam için okuyayım diye ödünç kitaplar vereceğini söyledi. Ben de bunu kabul ettim.

Çocuk kafasını kaşır vaziyette…

Nasıl yani bundan sonra arkadaş olmayacak mıyız diye sordu..

Saçmalama şapşal… Tabi ki arkadaşız… Sadece artık kitap çalmayacağım.

Çocuk neşeyle harikaaaa diye yüksek sesle bağırdı.

Kadın çocukların gitmesinin ardından yerinden kalktı ve kapı önündeki küçük iskemlesine oturdu. O sırada farklı bir müşteri geldi ve elindeki bir kaç kitabı ucuz yollu satmak istediğini söyledi.

Kadın gözleri pek iyi görmediğinden eline aldığı her kitaba dokunarak, hepsi için uygun birer fiyat biçti.

Çünkü kalın kitapları en az 20 tl den satıyordu.

Daha önce yazılmış diğer öyküler

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

Kimler Neler Demiş?

4 Yorum - "Kitap Hırsızı"

Bildir
avatar
Sıralama:   En Yeniler | Eskiler | Beğenilenler
Pınar
Ziyaretçi

Çok güzel…

Emre
Ziyaretçi

çok güzeldi 🙂

Semih Keçecioğlu
Ziyaretçi

Kitap Hırsızı diye bir film vardı geçenlerde izlediğim. Yazına izlediğim filmi düşünerek geldim. Ama sürükleyici bir hikayeyle karşılaştım. Hiç kitap okuma alışkanlığım yoktu artık senin kısa hikayelerini uygun bir zamanda tek tek okuyacağım. Teşekkürler.

Bu arada filmi izlemediysen bir göz at derim. Hikayene benzer yerler var ve dönem yahudi soykırımı zamanları.

Ece Evren
Tanıdık

Bir mahzunluk oturdu üzerime. Sanırım kleptomani de var işin içinde biraz. Ama yaşlı kadına haksızlık ettiğini düşünerek bundan vazgeçmesi olasılığı var. Çok güzel ve düşündürücüydü. Aslında çalarak, zamanla içinde büyüyecek suçluluk duygusu onu ileride daha çok hırpalardı gibi düşündüm. Eline, düşüncene sağlık oğlum.

wpDiscuz