Ölmek ve ardından yeniden dirilmek

Yirmi dört ekim iki bin on beşte ne oldu
Yumurta yoksa tebessüm var.
Bazı sabahlar öyle derin düşünceler içinde başlıyorum ki güne. On beş dakikalık otobüs yolculuğma on beş yıllık anılar sığdırabiliyorum. Her sabah ölüyorum ben. Yeniden dirilebilmek için. 
Yollara baktıkça zamanı görüyorum. Zamanın en güzel hediye olduğunun farkına varmakla beraber, zamanı anlıyorum. Zihnim, ani sıçramalarla birlikte yıllarca öteye ve geriye fırlatıyor bir anda beni. 
Kaybettiğim güzel insanları düşününce şüphesiz bir gün başkalarının da beni kaybedeceğini anlıyorum. Bir sabah salâsında adımın söylenişini duyuyorum. Bedenimin defnedilip, ardından üzerime atılacak olan her kürek toprağı düşünüyorum. Bunu karamsarlıkla karıştırmayın lütfen. Yaşadığının, canlı ve diri olduğunun tam anlamıyla farkına varmaktır bu. 
Ölümü anlıyorum, ve ona gülüyorum ben. 
Rüyalarımda bile yüzleştiğim anda ”vay be demek buraya kadarmış, ölüyorum.” diyebiliyorum.
Tüm bunları düşünmek ilk başta bana kendimi hiç yaşamıyormuşum gibi hissettirse de bu hisle beraber yaşamam gerektiğini de hatırlatıyor. 
O anda zamana hükmeden bir kral gibi hissediyorum kendimi. Aklımda fırtınalar esiyor gibi oluyor kendi içime sığmayıp dolup taşıyorum adeta. 
Her şey gözümde daha basite indirgenmiş oluyor. Ya da bir çok insanın canını sıkan şeyler benim hiçte umurumda olmuyor. Endişe ve telaş içinde geçen bir günü yaşanmış olarak görmüyorum.
Ne bileyim güzel bir takım elbiseyle işinize giderken bir su birikintisine basıp üstünüz berbat olduğunda canınız sıkılır değil mi? Böyle bir durumda ben olsam diğer ayağımı da bilinçli sokardım ve gülerdim. 
Çocukluk ya da gençlik ya da tam anlamıyla ömür dediğimiz şey bir anahtar deliğinden süzülen duman kadar hızlı geçiyor. 
Bu yüzden yaşamalı insan, her anı yaşamalı o anda bir acı varsa acıyı, neşe varsa mutluluğu yaşamalı. 
Vakti saati geldiğinde de bir tebessümle hadi bana eyvallah diyebilmeli.
İlgini çekebilir :  Berberin çırağı
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Bu yazıya ilk oyu sen ver)
Loading...

Bir şeyler söyle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir