Tek başına yaşamak

yalnız yaşamanın zorlukları
Hepimiz artık büyüdük ve bizi leyleklerin getirmiş olduğu masalına sadece tebessüm ediyoruz. Belirli bir yaşa kadar aile ile yaşamaya ihtiyaç duysak da, bir noktada ”tek başına yaşamak” fikrini hepimiz aklımızdan geçirmişizdir. Bazıları bu fikri hayata geçirirken, bazıları ise çeşitli nedenlerden ötürü ailesi ile yaşamayı tercih etmiştir. Özellikle toplumun etkisi bu konuda oldukça fazladır. Çünkü farklı toplumlara baktığınızda bu durum normal karşılanırken bizim toplumuzda (Türk Toplumu) daha fazla bir tutarlılık söz konusudur. Büyüklerimizi bakım evlerine göndermek yerine, ölünceye kadar onlarla birlikte yaşamayı tercih ederiz. Yine aynı şekilde bir ebeveyn isek; çocuklarımızın böyle isteklerini sadece onlar evleneceği zaman normal karşılarız. 
Tek başına yaşamanın zor yanları oldukça fazladır. En azından iş gereği ya da farklı sebeplere bağlı olarak ”tek başına yaşamak” deneyimini çoğumuz bir şekilde yaşamıştır. Bunun en basit örneği ise mesleği gereği il dışına taşınmak zorunda kalan, memurlardır. Öğretmen, bankacı ya da özel sektörde çalışan herhangi biri olabilirsiniz.  Bu deneyimi ilk kez yaşadığınızda muhtemelen sudan çıkmış balık gibi hissetmeniz kaçınılmaz olacaktır. Maddi yönden herhangi bir sıkıntınız olmasa dahi, yeni bir çevre, yeni iş ortamı, yeni arkadaşlıklar insanın ilk başta hayli zor durumlarla karşılaşmasına neden olacaktır. Fakat bu süreç içinde insan ”kendi kendine yetebilmeyi” hayata karşı tek başına ayakta durabilmeyi de öğrenmesi gerektiğini anlayacaktır. 
Kesin bir kararla uzun süre böyle yaşayan insanların öz güvenleri diğer insanlara göre daha fazladır. Çünkü onlar gittikleri her şehre birer iz bırakırken, o şehirden de alacaklarını almışlardır. Kazanılmış bir kaç sağlam dost ise; bu işin en güzel yanıdır.
Tek başına yaşamak ciddi bir konu olduğu için, bodoslama alınacak bir karar da değildir. Başta gelir kaynağınız olmak üzere sağlık durumunuz gibi önemli hususları da göz önünde bulundurmanız gerekir. Aksi takdirde başarısız olan ilk denemenizin ardından, ikinci kez bu kararı almak için cesaretinizi yitirmiş olabilirsiniz.
Tek başına yaşamak istemeyen herkesin, kendince haklı sebepleri olabilir. Örneğin yalnızlık gibi. Bazıları hafife alsa da, yalnızlık insanı çıldırtabilir. Bu yüzden tek başına yaşayan insanların büyük bir çoğunluğu bu yalnızlığa saplanıp kalmamak için, evcil bir hayvan beslemeyi çözüm olarak düşünmüş olabilir. Bu belki de insanın baş edemediği yalnızlıkla beraber, sevmeye ve sevilmeye duyduğu ihtiyacın artmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Bir kuş, akvaryumda bir balık, yavru bir kedi bu yalnızlığı azaltabileceği gibi, kişinin tek başına yaşamını da psikolojik açıdan destekleyecektir. 
Kimin ne sebeple böyle bir karar aldığını asla bilemeyiz. Fakat değinmek istediğim önemli bir konu da kişinin tek başına yaşadığı süre zarfı içinde olumlu ve olumsuz olmak üzere ne tür değişimler yaşadığıdır. Çünkü insan tek başına yaşadığında kendisi ile oldukça baş başa kalma fırsatı bulduğundan, kendini dinlemeyi ve anlamayı da öğrenecektir. Kısacası kim ve ne olduğunu, evrendeki yerini anlamaya daha çok yaklaşmış olacaktır. 
Oysa günlük hayatımızda başkalarını o kadar çok dinliyoruz ki, belki de sağır olduğumuz ya da duymak için zaman bulamadığımız tek ses kendi iç sesimizdir. Belki de karşılaştığımız olaylar karşısında doğan yalnız kalma ihtiyacı da bu yüzdendir. 
İlgini çekebilir :  Duraktaki son yolcu!
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Bu yazıya ilk oyu sen ver)
Loading...
7 yorum :

Bir şeyler söyle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir