Sancılı ruh

Bazıları hayallerle yaşar.

Öylesine kapılır ki bu hayallere, bir yerde gerçeklik algısını yavaş yavaş yitirmeye başlar.

Bazıları ise; daha gerçekçidir.

Olana odaklanıp, olmayanın peşinden gitmezler.

Bu iki insan birbiriyle hiç geçinemez. Çünkü hayalciler genellikle umut dolu olurken, gerçekçiler daha somut şeylerle yaşar.

Yine hayalcilerin tamamı, sırf bu yüzden gerçekçileri karamsar olarak görür.

O an gerçekçiler şunu düşünür!

Eğer hala umut edebilen bir hayalci isen, yeterince umutsuz ya da çaresiz kalmamışsın demektir. Çünkü gerçekçi aslında bir hayalcinin küllerinden var olmuştur. Yani hayalcinin bir sonraki aşamasıdır.

Hayalci bunu bilmez. Bilmediğinden umut etmeye ve her şeye rağmen hayal kurmaya devam eder.

Fakat bir gün bir şey olur.

Hayalci gözlerini açarak gerçekleri görmeye ve korkmaya başlar. İçi ürperir soğuk soğuk terler. Elleri titremeye ve gece başını koyduğu yastığı gözyaşlarıyla ıslatmaya başlar.

Artık gelişimini tamamlamış bir gerçekçi olur.

Ara sıra hayal kurmaya devam eder ve hayallerini her seferinde gerçeklik filtrelerinden geçirir.

O an başka bir hayalperest gelir ve şöyle der:

Tanrı çektiğiniz acılardan haberdar ve sizi görüyor.

Gerçekçi dönüp şöyle der :

Ben onu görmüyorum…

[Toplam:0    Ortalama:0/5]