Kategori: Gündelik

Kalabalık mekanlarda kitap okumak

Kalabalık mekanlarda kitap okumak! eylemini başarabilen kitleye hitaben yazılmıştır. Kitap okumak vakit ister ! Çoğumuzun açıp bir kaç sayfa kitap okumaya vakti olmuyordur belki, ya da o vakti bulduğumuzda kitap okumak içimizden gelmiyordur. Havamda değilim deyip kitap okumak yerine başka işlerle meşgul oluruz ya, biraz da o havayı bulamadığımız içindir belki bu tembelliğimiz. Bu nedenle

İnsan geçmişe neden özlem duyar ki?

Dizlerimi yaraladığım çocukluk yıllarımı özledim bugün. Garip, aptalca, anlamsız gelen her şeyi özledim. İnsan belirli bir yaşa gelince hafızasında pek bir şey kalmıyor. Fakat bazı şeyler hiç ama hiç silinmiyor. Başımı kaldırıp gökyüzüne baktığımda havanın yıllar önceki aynı kokusunu hissettim. Gökyüzü aynı gökyüzü, soluduğum hava aynı havaydı. Biraz daha zorlasam sokaktan geçen insanlar ve arabaları

Yazmasaydım çıldıracaktım!

Kelimenin sonuna gelen -mamak -memek eklerinin, hep hüzünlü birer hikayesi olduğunu düşünmüşümdür. Gitmek isteyip gidememek, söylemek isteyip söyleyememek, yazmak isteyip yazamamak diye uzayıp giden serzenişler. Bazı insanlar yaşadığı hayatı tam anlamıyla görmeye başladığında, doğmamış olmayı diler. Ben o insanlardanım aslında, ben o bazılardanım. Hayatta çoğu zaman hep ilerlediğimi düşünürdüm. Ta ki sona vardığım yerin, beni

Dost dediğiniz nedir bilir misiniz?

Bazı insanlara baktığınızda beş dakika da anlarsınız ne mal olduğunu. Bazılarını da ömür boyu tanısanız da anlamazsınız. Anladığınızı sanırsınız ya da anladığınızı düşünerek kendinizi kandırırsınız. Herkes biraz anlaşılmaz mı? Yoksa ben mi geri zekalıyım söylemlerini de aklınızdan geçirmeden edemezsiniz. Sonunda ise kendinizi şu sözü söylerken bulursunuz : İnsanoğlu işte çeşit çeşit. İnsanları anlaşılmaz olarak nitelendirmek,

Gece yarısı sayıklamaları : Affet Beni Dostoyevski

Şu anda uzamış sakallarımı kesmek için lavaboda olmam gerekiyor. Ucuz jiletlerin bıraktığı bir kaç küçük kesik ile ardından sürülen limon kolonyasının cildimi yakması belki de hoşuma gitmiyor. Belki de sadece tembelliğimden dolayı, şu anda tıraş olmak yerine oturmuş bir şeyler yazıyorum. Az evvel elime aldığım Çavdar Tarlasında Çocuklar adlı kitabın, yarım bıraktığım kısmından devam etmek

İnternet Üzerinden Radyo Yayını Deneyimlerim

Alo, alo, deneme, deneme.. Deneme, bir, iki, üç.. Deneme, deneme.. Bu kulaklık çalışıyor mu bilmiyorum. Beni duyan birileri var mı, onu da bilmiyorum. Bu 2038 sefer sayılı uçağın, pilot kabininden yapmış olduğum bir yardım çağrısı değildir. Sadece mixler sitesinden yapmış olduğum bu dandik yayının, ilk test yayınını gerçekleştiriyorum. Aslında gerçekleştiremiyorum çünkü adı üstünde test olduğu

Zaman en güzel hediye

Beklemek, ömür boyu beklemek. Beklemek, yalnız seni beklemek. Duraklarda, istasyonlarda ve tüm caddelerde. Hep bir şeyleri beklemek Bugün iş çıkışında 20 dakika kadar otobüs beklememin ardından garip düşüncelere daldım. Çünkü aynı şekilde 20 dakika da, sabahları gelmek için bekliyorum. Böylece her günümü ortalama 40 dakika otobüs bekleyerek geçiriyorum. Bu süre ayda 1040 dakika yapıyor. Saate

Kimseye söyleme emi

Merhaba Gece. Sana anlatacaklarımı kimseye söyleme emi. Aramızda olan gizli birliktelikten hayli memnun olduğumu söylememe gerek yoktur diye düşünüyorum. Fakat seninde en az benim sana güvendiğim kadar, bana güvenmeni istiyorum. Çünkü ben de bu birlikteliğe sadık kalarak kimselere söz etmedim. Bazıları dedikodu çıkarmış. Neymiş efendim hava kararır kararmaz, her gece buluşuyor muyuz? Haftada bir buluşurken,

Monotonluk sınırlarını zorlayan insan

Monoton bir hayat nasıl olurmuş? Bakın görün iyice anlayın, sonrada halinize şükredin. Saat 07:00 Her zaman olduğu gibi çalmakta olan alarm sesi ile karanlık bir güne uyandım. Karanlık diyorum çünkü, güneş almayan bir odam olduğu için, uyandığımda hala geceymiş hissine kapılıyorum. Aslında dün gece geç yattığım için, sabah da kalmakta zorlandım bugün. Denk gelenler var

Karanlıktan ne öğrendim?

Hayat en iyi öğretmendir. Her saniye karşımıza yeni şeyler çıkarır. Biz ise; kendimize düşen payı alır ve kenara çekiliriz. Bugün hayat bana, bir odanın karanlığı ile başka bir odanın aydınlığından bahsetti. Yaptığım tek şey; koridorun sonundaki kapısı açık olan, zifiri karanlık odaya girmekti. Öylesine karanlıktı ki; içeride ne olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu. Sadece tahminde