Kategori: Gündelik

Herkesin yüreği biraz nasırlıdır!

Dizlerimi yaraladığım çocukluk yıllarımı özledim bugün. Garip, aptalca, anlamsız gelen her şeyi özledim. İnsan belirli bir yaşa gelince hatırında pek bir şey kalmıyor. Fakat bazı şeyler hiç ama hiç silinmiyor. Başımı kaldırıp gökyüzüne baktığımda havanın yıllar önceki aynı kokusunu hissettim. Gökyüzü aynı gökyüzü, soluduğum hava aynı havaydı. Biraz daha zorlasam sokaktan geçen insanlar ve arabaları

Yazmasaydım çıldıracaktım!

Kelimenin sonuna gelen -mamak -memek eklerinin, hep hüzünlü birer hikayesi olduğunu düşünmüşümdür. Gitmek isteyip gidememek, söylemek isteyip söyleyememek, yazmak isteyip yazamamak diye uzayıp giden serzenişler. Bazı insanlar yaşadığı hayatı tam anlamıyla görmeye başladığında, doğmamış olmayı diler. Ben o insanlardanım aslında, ben o bazılardanım. Hayatta çoğu zaman hep ilerlediğimi düşünürdüm. Ta ki sona vardığım yerin, beni

Dost dediğiniz nedir bilir misiniz?

Bazı insanlara baktığınızda beş dakika da anlarsınız ne mal olduğunu. Bazılarını da ömür boyu tanısanız da anlamazsınız. Anladığınızı sanırsınız ya da anladığınızı düşünerek kendinizi kandırırsınız. Herkes biraz anlaşılmaz mı? Yoksa ben mi geri zekalıyım söylemlerini de aklınızdan geçirmeden edemezsiniz. Sonunda ise kendinizi şu sözü söylerken bulursunuz : İnsanoğlu işte çeşit çeşit. İnsanları anlaşılmaz olarak nitelendirmek,

Affet beni Dostoyevski..

Şu anda uzamış sakallarımı kesmek için lavaboda olmam gerekiyor. Ucuz jiletlerin bıraktığı bir kaç küçük kesik ile ardından sürülen limon kolonyasının cildimi yakması belki de hoşuma gitmiyor. Belki de sadece tembelliğimden dolayı, şu anda tıraş olmak yerine oturmuş bir şeyler yazıyorum. Az evvel elime aldığım Çavdar Tarlasında Çocuklar adlı kitabın, yarım bıraktığım kısmından devam etmek

İnternet Üzerinden Radyo Yayını Deneyimlerim

Alo, alo, deneme, deneme.. Deneme, bir, iki, üç.. Deneme, deneme.. Bu kulaklık çalışıyor mu bilmiyorum. Beni duyan birileri var mı, onu da bilmiyorum. Bu 2038 sefer sayılı uçağın, pilot kabininden yapmış olduğum bir yardım çağrısı değildir. Sadece mixler sitesinden yapmış olduğum bu dandik yayının, ilk test yayınını gerçekleştiriyorum. Aslında gerçekleştiremiyorum çünkü adı üstünde test olduğu

Zaman en güzel hediye

Beklemek, ömür boyu beklemek. Beklemek, yalnız seni beklemek. Duraklarda, istasyonlarda ve tüm caddelerde. Bugün iş çıkışında 20 dakika kadar otobüs beklememin ardından garip düşüncelere daldım. Çünkü aynı şekilde 20 dakika da, sabahları gelmek için bekliyorum. Böylece her günümü ortalama 40 dakika otobüs bekleyerek geçiriyorum. Bu süre ayda 1040 dakika yapıyor. Saate böldüğümde ise; 17.3 saat.

Kimseye söyleme emi

Merhaba Gece, aramızda olan gizli birliktelikten hayli memnun olduğumu söylememe gerek yoktur diye düşünüyorum. Fakat seninde en az benim sana güvendiğim kadar, bana güvenmeni istiyorum. Çünkü ben de bu birlikteliğe sadık kalarak kimselere söz etmedim. Bazıları dedikodu çıkarmış. Neymiş efendim hava kararır kararmaz hep buluşuyor muyuz? Haftada bir buluşurken, bu nasıl iftiradır anlamadım. Hem buluşuyorsak

Monotonluk sınırlarını zorlayan insan

07:00  Her zaman olduğu gibi çalmakta olan alarm sesi ile karanlık bir güne uyandım. Karanlık diyorum çünkü, güneş almayan bir odam olduğu için, uyandığımda hala geceymiş hissine kapılıyorum. Aslında dün gece geç yattığım için, sabah da kalmakta zorlandım bugün. Denk gelenler var mıdır bilmiyorum ama, çok gerekliymiş gibi bir kaç haftadır devam eden bir radyo

Karanlık

Hayat en iyi öğretmendir. Her saniye yeni şeyler çıkarır karşımıza. Biz ise kendimize düşen payı alır ve kenara çekiliriz. Bir odanın karanlığı ile başka bir odanın aydınlığından bahsetti bugün hayat bana.  Yaptığım tek şey koridorun sonundaki kapısı açık zifiri karanlık odaya girmekti. Öylesine karanlıktı ki, içeride ne olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu. Sadece tahmin edebileceğim

Blog yazdığım için ödediğim bedel

Blog yazmak bir yana bir şeyler yazabildiğim için kendimi mutlu hissediyorum. Bir yerden sonra yazmanın benim için tıpkı yemek, içmek gibi zorunlu hale geldiğini hissettiğimde artık yazmadan duramayacağımı da anladım. Böceklerle beslenen bitkileri bilir misiniz? Bitki etrafına öylesine güzel kokular yayar ki; böcek bu kokuya dayanamaz ve bitkinin pençesine düşer. Böylece bitkiye yem olur. İşte