Kategori: Öykülerim

Çirkin

Dünya’ya çirkin olarak geldiğim için annemi ya da babamı suçlayamam. Belki Tanrı’yı suçlardım ama çığlıklarımı duyduğundan emin değilim. Hiç kendi yüzünü bile görmek istemeyen birine rastladınız mı hayatınızda? Sırf bu yüzden evinde tek bir ayna dahi bulundurmayan? Bazen herkes gibi keşke benim de sıradan bir hayatım olabilseydi diye düşünüyorum. Ya da hepimizin Dünya’ya bir geliş

Son iki gol

Ahmet 17 yaşında esmer, zayıf ve kısa saçlı bir çocuktu. Annesi babasının ikinci karısı ve babası da annesinin ikinci kocasıydı. İçinde doğmuş olduğu bu aile yapısı, daha önceden birer evlilik geçirmiş ve hayatının ikinci baharını yaşamaya karar veren insanlardan oluşuyordu. Fakat her ikisinin de daha önceki evliliklerinden çocukları olduğundan; hem anne tarafından, hem de baba

Hayat yolunun çelimsiz yolcuları

İlk kez bir yolculuğa çıktığımda kendimi kaybolmuş yabancı turistler gibi hissetmiştim. Nereye gittiğime dair hiçbir fikrim olmasa da, nedensizce gitmek zorunda olduğumu biliyordum. Her yer karanlık ve hiç ışık yoktu. Bir müddet sonra gözlerime inen perdenin usulca aralandığını fark ettim ve karanlık zannettiğim gökyüzünü, sadece gözlerim kapalı olduğu için göremediğimi anladım. Yürümeye devam ettim. Gökyüzünde;

Mavi bisiklet

Babama sürekli bana bir bisiklet alması için ısrar ediyordum. En sonunda başının etini yememe daha fazla dayanamayarak, ikna olmuştu. Bir gün hiç ummadığım bir anda hadi gidip bisikletini alalım deyince çok sevinmiştim. Bisikletçiye gideceğimizi düşünüyordum ama, babamın polis olan arkadaşının yanına gittik. Çalıntı motor, bisiklet ne varsa emniyet tarafından el konulan bir alan olur ya,

Balkonsuz ev

Münevver hanım, yeni yıkadığı tül perdeleri asması için kocası Cevdet’ten yardım istedi. Cevdet uzandığı koltuktan üşengeç bir tavırla kalkarak; – Olur olur dur bekle, sen düşüp bir yerini kırarsın hem.. diye cevap verdi. Merdivene çıktı ve ucundan tuttuğu perdeyi, ruletlerinden bir bir takmaya başladı. Münevver Hanım düşünceli bir tavırla; – Cevdeeet diye uzatarak kısık bir

Berberin çırağı

– Şişşt laf dinlemeyi bırak da şu yerleri süpür. Hem sor bakalım abilerine bir şey içiyorlar mı? – Olur usta.. diye cevap verdi çırak Ali. Süpürgeyi kaptığı gibi yerdeki saçları süpürmeye başladı. Salih usta bir yandan koltuktaki müşterisini tıraş ediyor, bir yandan da Ali’yi göz ucuyla kesiyordu. İşinin ehli bu işte çıraklıktan yetişen bir adamdı

Bu bir aşk hikayesi (Durum Analiz Testi)

Bir zamanlar, nehir kıyısının hemen yanında, küçük bir evde yaşayan Abigail adında bir kadın vardı. Abigail bu evde yalnız yaşıyordu. Çünkü sevgilisi uzun zaman önce nehrin diğer tarafına geçmiş ve dönememişti. Abigail günlerini üzüntü ve keder içinde geçiriyordu. Bu esnada nehir dev timsahların da evi haline gelmişti. Artık karşıya geçmek imkansız olduğu gibi dönebilmekte imkansız

Kimim ben?

Gözlerimi açtığımda bulunduğum yerin kendi evim olup olmadığını düşündüm. Başım sarılı ve inanılmaz derecede ağrıyordu. Tıpkı önceki geceden içebileceğim tüm içkileri içmiş ve sızmış gibiydim. Fakat başımın sarılı olması içinde bulunduğum durumu özetlemeye yetmiyordu. Muhtemelen gece bir kaza geçirdim ve hayırsever bir vatandaş tarafından buraya yani onun evine getirildim. Fakat evde kimsecikler yoktu. Gözlerim, bedenim,

Suskun çiçek

Suskun çiçek – Ne vardı bu kadar içecek be adam. Oldu olacak meyhanede uyusaydın bari. Neyse ki sağ salim evin yolunu bulabildik. Merdiven ışıkları da her zamanki gibi yine yanmıyor. Ne zaman yandı ki zaten? Cimri yönetici bir elektrikçi çağırıp da baktırmadı şu lambalara. Her yıl kiraya zam yapmasını biliyor ama. Tabi tuzu kuru. Karısının