Kategori: Öykülerim

Dilaver’e Veda

Dilaver’e Veda : İçinizi ısıtacak türden ”mizah” alanında yazılmış tatlı bir öykü. Keyfiniz yerinde değilse iyi gelebilir. 🙂 Kendimi hayli yorgun hissediyorum. Aslında güne pek böyle miskin olarak başlamam. Neyse bari, madem uyandım artık, yataktan kalkayım iyisi mi. Yataktan istediğin saatte kalkmak kadar güzel bir şey yoktur sanırım hayatta. Eğer varsa da, o da kalkar

Cehennemin soğuğu

Bilgilendirme: Bu bir devam yazısı olduğu için  lütfen öncelikle hikayenin 1. bölümü olan Cehennemde ilk gün adlı yazımı okuyun. — Bölüm 2 — Cehennemin Soğuğu Kar yağdığını gördüğümde yüzümde oluşan tebessümün bir kaç saniye süreceğini tahmin etmemiştim. Çünkü aslında yağan kar değil, uçuşan küllerdi. Her yer öylesine kızıl bir renge bürünmüştü ki, küllerin gri tonlarını

Öykü : Köle

Bir köle olarak doğmadım.. Fakat ayak bileklerime bağlı olan şu prangalara baktıkça alışmak için sekiz yılımın geçeceğini tahmin edemezdim. Zaman zaman annemin hüzünlü son bakışları geliyor aklıma. Küçük sakin bir kasabanın, kendi halinde yaşayan küçücük dünyalı insanlarıydık hepimiz. Giriş tabelasında papatyalarla süslenmiş kocaman bir ”HOŞGELDİNİZ”yazısı karşılardı yabancıları. Yüz metre ilerisinde inceden bir taş köprümüz vardı.

Öykü : Hayallerin ötesinde

Doğa bilimine nasıl başladığınızı açıkçası merak ettim Profösör. Oysa babanız psikolojiyle uğraşıyormuş.. Ben babam değilim, babam da ben. Aramızdaki tek ve en büyük fark bu.  Haklısınız. Sadece merakımdan sormuştum.  Peki sen neden asistanım olmayı kabul ettin karga?  Profösör şu karga lafını bir kenara bıraksak diyorum. Tamam evinde karga besleyen nadir insanlardanım ama adımla hitap etseniz

Öykü : Elveda Sevgili Natalya

Hayatta bir insanın öleceğini bilip ve ölümü beklemesinden daha trajik bir durum olamaz.. Hasta yatağıma uzanmış baş ucumda keman çalıyordu ölüm meleği. Öyle güzel çalıyordu ki sanki son arzumu yerine getirmek için adeta bocalıyordu. Artık huzur içinde ölebilirdim. Saat tam 23:06 idi. Dakikalar sonra hiç göremeyecek olduğum yeni bir güne bugünden elveda diyordum. Acaba yarın

Öykü : Azrail ile tanışma faslı

Bu bir devam yazısıdır. Birinci bölümü okumadıysanız lütfen okuyun. Çünkü ne bu bölümün, ne de ilk bölümün tek başına hiç bir anlamı olmayacak. Birinci bölümde ne oldu? Akşam olup hava karardığında, eskici tekrar eve döndü. Kapıyı açar açmaz tabakasından bir tütün çıkardı ve uzamış bıyıkları arasından dudağına götürdü. Oda lambasını yaktı ve bir an bomboş

Öykü : Bir eskici ve Azrail

Adam sigarasını yaktı.. ve cebinden püskülü düşmüş eski tespihini çıkarıp parmakları arasında ovuşturmaya başladı. Her ovuşturmasında tespih gıcırdıyor inceden bir ses çıkarıyordu. Bodrum kat olan evinin sokak asfaltlı manzarasıyla, pencerenin önüne geçti ve daha önceden sarmış olduğu tütünü çıkarıp tabakasına dizmeye başladı. Bağdaş kurmuş oturuyordu adam, bir eli dizi üstünde tespih çekerken diğer eli ona

Öykü : Flu Kadın

1993 senesinde ilk çocuğumuz olmuştu. İnsan anne olunca gerçekten de tuhaf oluyormuş, hiç öyle filmler de gördüğünüz gibi değil, çünkü daha derinlerde bir duygu bu. Yani illa ki bir çocuk sahibi olmalısınız anlatabilmek için. Eşim ile 1990 ın kasım ayında evlendik, ama birbirimizi öylesine delice seviyorduk ki, öncesinde 6 yıllık bir birlikteliğimiz vardı. Sadece kağıt

Öykü : Cehennemde ilk gün

Bir kaç dakika önce alıp verdiğim son nefeslerimi tükettim. Ani bir kalp sektesinin beni öldüreceğini düşünemedim. Gözlerimi son kez kapatmadan önce etrafımda toplanan insanları hatırlıyorum. Artık nefes almıyorum görmüyorum ve duymuyorum. Doğmuş olduğum ve sonsuza dek süreceğini düşündüğüm ebedi düşümden bu gece uyanıyorum. Bu gece her şeyin başladığı gecedir. Araf dedikleri bu olsa gerek. Ne