Kategori: Öykülerim

Cehennemin soğuğu

Bilgilendirme: Bu bir devam yazısı olduğu için  lütfen öncelikle hikayenin 1. bölümü olan Cehennemde ilk gün adlı yazımı okuyun. — Bölüm 2 — Cehennemin Soğuğu Kar yağdığını gördüğümde yüzümde oluşan tebessümün bir kaç saniye süreceğini tahmin etmemiştim. Çünkü aslında yağan kar değil, uçuşan küllerdi. Her yer öylesine kızıl bir renge bürünmüştü ki, küllerin gri tonlarını

Öykü : Köle

Bir köle olarak doğmadım.. Fakat ayak bileklerime bağlı olan şu prangalara baktıkça alışmak için sekiz yılımın geçeceğini tahmin edemezdim. Zaman zaman annemin hüzünlü son bakışları geliyor aklıma. Küçük sakin bir kasabanın, kendi halinde yaşayan küçücük dünyalı insanlarıydık hepimiz. Giriş tabelasında papatyalarla süslenmiş kocaman bir ”HOŞGELDİNİZ”yazısı karşılardı yabancıları. Yüz metre ilerisinde inceden bir taş köprümüz vardı.

Öykü : Hayallerin ötesinde

Doğa bilimine nasıl başladığınızı açıkçası merak ettim Profösör. Oysa babanız psikolojiyle uğraşıyormuş.. Ben babam değilim, babam da ben. Aramızdaki tek ve en büyük fark bu.  Haklısınız. Sadece merakımdan sormuştum.  Peki sen neden asistanım olmayı kabul ettin karga?  Profösör şu karga lafını bir kenara bıraksak diyorum. Tamam evinde karga besleyen nadir insanlardanım ama adımla hitap etseniz

Öykü : Elveda Sevgili Natalya

Hayatta bir insanın öleceğini bilip ve ölümü beklemesinden daha trajik bir durum olamaz.. Hasta yatağıma uzanmış baş ucumda keman çalıyordu ölüm meleği. Öyle güzel çalıyordu ki sanki son arzumu yerine getirmek için adeta bocalıyordu. Artık huzur içinde ölebilirdim. Saat tam 23:06 idi. Dakikalar sonra hiç göremeyecek olduğum yeni bir güne bugünden elveda diyordum. Acaba yarın

Öykü : Azrail ile tanışma faslı

Bu bir devam yazısıdır. Birinci bölümü okumadıysanız lütfen okuyun. Çünkü ne bu bölümün, ne de ilk bölümün tek başına hiç bir anlamı olmayacak. Birinci bölümde ne oldu? Akşam olup hava karardığında, eskici tekrar eve döndü. Kapıyı açar açmaz tabakasından bir tütün çıkardı ve uzamış bıyıkları arasından dudağına götürdü. Oda lambasını yaktı ve bir an bomboş

Öykü : Bir eskici ve Azrail

Adam sigarasını yaktı.. ve cebinden püskülü düşmüş eski tespihini çıkarıp parmakları arasında ovuşturmaya başladı. Her ovuşturmasında tespih gıcırdıyor inceden bir ses çıkarıyordu. Bodrum kat olan evinin sokak asfaltlı manzarasıyla, pencerenin önüne geçti ve daha önceden sarmış olduğu tütünü çıkarıp tabakasına dizmeye başladı. Bağdaş kurmuş oturuyordu adam, bir eli dizi üstünde tespih çekerken diğer eli ona

Öykü : Flu Kadın

1993 senesinde ilk çocuğumuz olmuştu. İnsan anne olunca gerçekten de tuhaf oluyormuş, hiç öyle filmler de gördüğünüz gibi değil, çünkü daha derinlerde bir duygu bu. Yani illa ki bir çocuk sahibi olmalısınız anlatabilmek için. Eşim ile 1990 ın kasım ayında evlendik, ama birbirimizi öylesine delice seviyorduk ki, öncesinde 6 yıllık bir birlikteliğimiz vardı. Sadece kağıt

Öykü : Cehennemde ilk gün

Bir kaç dakika önce alıp verdiğim son nefeslerimi tükettim. Ani bir kalp sektesinin beni öldüreceğini düşünemedim. Gözlerimi son kez kapatmadan önce etrafımda toplanan insanları hatırlıyorum. Artık nefes almıyorum görmüyorum ve duymuyorum. Doğmuş olduğum ve sonsuza dek süreceğini düşündüğüm ebedi düşümden bu gece uyanıyorum. Bu gece her şeyin başladığı gecedir. Araf dedikleri bu olsa gerek. Ne

Öykü : Bir öykünün doğum evresi

Belki de ilk defa bir öyküyü taslak olarak yazmak istedim. Tamamlanmış olsa daha güzel olmaz mıydı? Elbette olurdu. Belki sonra da hikayeyi yazarım. Ama ben hep içimden geleni yazmak istedim. Şimdi de öyle yapıyorum. Son hikayem olan Azrail ve Eskicinin nasıl oluştuğunu anlatacağım bu yazımda. Böylece hikayelerimin doğum evrelerini de öğrenmiş olacaksınız. Bilmiyorum belki benim

Öykü : Keçi

Babam bir toprak insanıydı. Toprağı çok sever, yetiştirdiği her ekini daha baş gösterdikleri zaman evladı gibi okşardı. Onlarla konuşurdu su verirken. Kuşluk vakti de yani güneş doğmadan kalkar keçi ve koyunlarımızı otlatmak için dağa bayıra çıkarırdı. Sabah beni uyandırması için ne zaman ısrar etsem, uyandırmaya kıyamadığını söyler ve geçiştirirdi. Kendim de hiç uyanamazdım. Sevdiğim bir