Kategori: Öykülerim

Öykü : Hayallerin ötesinde

Doğa bilimine nasıl başladığınızı açıkçası merak ettim Profösör. Oysa babanız psikolojiyle uğraşıyormuş.. Ben babam değilim, babam da ben. Aramızdaki tek ve en büyük fark bu.  Haklısınız. Sadece merakımdan sormuştum.  Peki sen neden asistanım olmayı kabul ettin karga?  Profösör şu karga lafını bir kenara bıraksak diyorum. Tamam evinde karga besleyen nadir insanlardanım ama adımla hitap etseniz

Öykü : Elveda Sevgili Natalya

Hayatta bir insanın öleceğini bilip ve ölümü beklemesinden daha trajik bir durum olamaz.. Hasta yatağıma uzanmış baş ucumda keman çalıyordu ölüm meleği. Öyle güzel çalıyordu ki sanki son arzumu yerine getirmek için adeta bocalıyordu. Artık huzur içinde ölebilirdim. Saat tam 23:06 idi. Dakikalar sonra hiç göremeyecek olduğum yeni bir güne bugünden elveda diyordum. Acaba yarın

Öykü : Azrail ile tanışma faslı

Bu bir devam yazısıdır. Birinci bölümü okumadıysanız lütfen okuyun. Çünkü ne bu bölümün, ne de ilk bölümün tek başına hiç bir anlamı olmayacak. Birinci bölümde ne oldu? Akşam olup hava karardığında, eskici tekrar eve döndü. Kapıyı açar açmaz tabakasından bir tütün çıkardı ve uzamış bıyıkları arasından dudağına götürdü. Oda lambasını yaktı ve bir an bomboş

Öykü : Bir eskici ve Azrail

Adam sigarasını yaktı.. ve cebinden püskülü düşmüş eski tespihini çıkarıp parmakları arasında ovuşturmaya başladı. Her ovuşturmasında tespih gıcırdıyor inceden bir ses çıkarıyordu. Bodrum kat olan evinin sokak asfaltlı manzarasıyla, pencerenin önüne geçti ve daha önceden sarmış olduğu tütünü çıkarıp tabakasına dizmeye başladı. Bağdaş kurmuş oturuyordu adam, bir eli dizi üstünde tespih çekerken diğer eli ona

Öykü : Flu Kadın

1993 senesinde ilk çocuğumuz olmuştu. İnsan anne olunca gerçekten de tuhaf oluyormuş, hiç öyle filmler de gördüğünüz gibi değil, çünkü daha derinlerde bir duygu bu. Yani illa ki bir çocuk sahibi olmalısınız anlatabilmek için. Eşim ile 1990 ın kasım ayında evlendik, ama birbirimizi öylesine delice seviyorduk ki, öncesinde 6 yıllık bir birlikteliğimiz vardı. Sadece kağıt

Öykü : Cehennemde ilk gün

Bir kaç dakika önce alıp verdiğim son nefeslerimi tükettim. Ani bir kalp sektesinin beni öldüreceğini düşünemedim. Gözlerimi son kez kapatmadan önce etrafımda toplanan insanları hatırlıyorum. Artık nefes almıyorum görmüyorum ve duymuyorum. Doğmuş olduğum ve sonsuza dek süreceğini düşündüğüm ebedi düşümden bu gece uyanıyorum. Bu gece her şeyin başladığı gecedir. Araf dedikleri bu olsa gerek. Ne

Öykü : Bir öykünün doğum evresi

Belki de ilk defa bir öyküyü taslak olarak yazmak istedim. Tamamlanmış olsa daha güzel olmaz mıydı? Elbette olurdu. Belki sonra da hikayeyi yazarım. Ama ben hep içimden geleni yazmak istedim. Şimdi de öyle yapıyorum. Son hikayem olan Azrail ve Eskicinin nasıl oluştuğunu anlatacağım bu yazımda. Böylece hikayelerimin doğum evrelerini de öğrenmiş olacaksınız. Bilmiyorum belki benim

Öykü : Keçi

Babam bir toprak insanıydı. Toprağı çok sever, yetiştirdiği her ekini daha baş gösterdikleri zaman evladı gibi okşardı. Onlarla konuşurdu su verirken. Kuşluk vakti de yani güneş doğmadan kalkar keçi ve koyunlarımızı otlatmak için dağa bayıra çıkarırdı. Sabah beni uyandırması için ne zaman ısrar etsem, uyandırmaya kıyamadığını söyler ve geçiştirirdi. Kendim de hiç uyanamazdım. Sevdiğim bir

Öykü : Ben size Prenses Ebley’i anlatmış mıydım?

Geçenlerde bir prensesle oturuyorum. Ama harbi prenses öyle masalsı falan değil.. 2. İngiltere kralı Miro’nun küçük kızı. Vikipedia da araştırın bulursunuz. Neyse ben bu prensese önceleri platonik aşk besliyordum odamda posterleri falan vardı. Sonra dedim ulan bu böyle olmayacak. Hani masallarda prensese aşık olan oduncu olur ya ben de öyleyim hakikaten. Bu prenses bize bakar

Öykü : Son günlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum

Kız bitti diye mesaj attı adama. Adam bir yandan işleriyle meşgul olurken, bir yandan da kafasındaki sorularla boğuşuyordu. Bir sigara yaktı sonra, çünkü sigarayı en az sigaranın kendisini sevdiği kadar çok seviyordu. Bir müzik duydu daha sonra adam. Savaştan çıkan bir mültecinin isyan ve yakarışını anlatan bir müzik gibiydi bu. Derken bir telefon geldi. Birileri