Dostluk ve ölüm üzerine çıplak düşünceler

Ölümü düşünmek, ölüm üzerine sohbet etmek çoğu zaman iç açıcı sohbetler olmasa da benim belki de konuşmayı en çok sevdiğim konulardan biridir. Ne zaman konusunu açmaya kalksanız yanınızdaki hemen ”öff beee içimizi karatma şimdi” falan deyip susturur sizi. Bu yüzden buna benzer ciddi konuları konuşabileceğiniz bir insan bulmak oldukça zordur. Sahi dost dediğimiz insanlar kim?

İyi ya da kötü olmak bir insanın kendi seçimi midir?

Zamanın en dibi doğumdan da gerisi olan, ana rahminde küçük bir kıpırdama ile başlar. Sonra gözlerimizi hiç tanımadığımız bir mekanda açarız. Ciğerlerimize çektiğimiz oksijen, ilk başlarda acı verir ve bu acıyla birlikte ilk serzenişleri de kulakları tırmalarcasına yaparız. Anlama ve yorumlama evrelerine yaklaştığımızda, etrafımızdaki her şeyi; renkleri, sesleri, nesneleri derinlemesine analiz ederiz. Fakat yine de

Anonim benim diğer adımdır

Ben bir gece insanıyım gündüz çalışır, gece üzerimde biriken tüm yorgunluğa rağmen saatlerce otururum. Günlük uyku sürem en fazla 4 saat kadar bir zaman dilimidir. Hayatımızın büyük bir kısmını uyuyarak geçirdiğimizi varsayarsak uyanık kalmamak için bir sebep göremiyorum. Yazmak için bazen okuduğum bir kaç satır bile çoğu zaman yeterlidir. Bir satırı enine boyuna sündürüp kendimce

Hayalcilik ve gerçekçilik

Eğer duygularımızı bir teraziye koyabilseydik hayalci ile gerçekçi yanlarımızdan hangisinin daha baskın olduğunu görebilirdik. Fakat terazide olan ve terazidekini tartacak olan yine biz olduğumuz için bu sorunun cevabını belki de asla bulamayacağız. Ben hayalciyim ya da gerçekçiyim derken farkında olduğumuz duyguların ne kadarı doğrudur? Çünkü insan hayatını bazen büyük bir yanılgı içinde yaşar. Tecrübeler ile

Öykü : Henry Wilson Kasabası

Anlatacaklarımı gerçekten dinleyecekseniz, herhalde önce nerede doğduğumu, rezil çocukluğumun nasıl geçtiğini, ben doğmadan önce annemle babamın nasıl tanıştıklarını, tüm o aşk zırvalıklarını filan da bilmek isterseniz, ama ben pek anlatmak istemiyorum. Her şeyden önce ben bu zımbırtılardan sıkılıyorum. Aslında hiç bir şey bilmiyorum bu yüzden de bu konulardan bahsetmek beni çoğu zaman rahatsız etmiştir. Tek

Duraktaki son yolcu!

Sürekli bir yer sarsıntısı hissediyorum ayaklarımın altında. Önceleri deprem oluyor sanır ve korku içinde yerimden sıçrayarak kalkardım. Oysa sadece geçmekte olan trenlerin pek de sağlam olmayan yapımızı sarmasından başka bir şey olmadığını anladım. Toprak altımdan kaymadan yollara düşüyorum akşam serinliğinde. Her yürüyüşümde sanki günün bittiği yerde güneşi görecekmişim gibi garip bir hisse kapılıyorum. Ilık bir

Bir öğretmen nasıl olmalı sorusunun kısaca cevapları

Çocukken bir huniye boşaltılır gibi hiç durmadan kulağımıza seslenilir ve bizden sadece söyleneni tekrar etmemiz istenir. Eğitimcinin bunu değiştirmesini ve başından itibaren yükümlülüğünü üstlendiği aklın yeterliliğine göre olguları kendi kendine değerlendirmesini, seçmesini ve ayırt etmesini öğreterek çocuğu yaşam yoluna sokmasını isterdim; bazen ona yol açarak, bazen de yol açmayı çocuğun kendisine bırakarak. Eğitimcinin tek başına

Yaptığımız tek şey aslında aynı şeyleri tekrar etmek

Yazar olarak yaptığımız tek şey aslında okuduklarımızı, gördüklerimizi ve duyduklarımızı kendimizce yorumlayıp aynı şeyleri tekrar etmektir.  Neden aynı şeyler? Nasıl ki kuşlar bazen mısır taneleri aramaya gidip, yavrularını beslemek için bunları gagalarında taşırlar, aynı şekilde, yazarlar da bildiklerini kitaplardan yemlenip, geviş getirmek ve rüzgara saçmak üzere sadece parmaklarının ucunda tutarlar.  Ben de satırlarımı yazarken öyle

Banka Soymak neden hırsızlık değildir!

Banka soymanın hırsızlık olmadığı söylesem bana güler misiniz?  Öncelikle bankaların işleyişinden biraz bahsedeyim.  Bankalar aslına bakarsanız oldukça basit bir sistemle çalışır.  1- Parası çok olana paranızı koruyalım güvende tutalım fonlarla arttıralım vaatlerinde bulunurlar.  2- Parası az olana gelin size para (kredi kartı) verelim vaatlerinde.  İnsanın trilyonları olsa sanırım evde bir kasa da saklamaz. Ya da

Öykü : Yıkık duvar ardında / Hayat hikayem

Madem bir blog açtım o halde bu yazımda biraz kendimden ve hayat hikayemden söz edeyim sizlere. 60 yaşlarında saçlarına ak düşmüş bir adamım ben. Hindistan’da yaşıyorum. Buraya nasıl geldiğimi de anlatacağım. Aslında her şeyin en başından anlatsam daha iyi olacak sanırım. Henüz 20’li yaşlardayken gelmiştim Hindistan’a. Neden Hindistan ben de bilmiyorum sadece geldim. Bizim buralarda