İzledim yorumladım : Kurt Totemi

Bugün ki filmim olarak kendime sevgili profesörün önermiş olduğu Kurt Totemi filmini seçtim. Aslında daha önceleri başka bir arkadaşım da önerdiği için Profesöre güvenerek bu filmi izledim. İyi ki de izlemişim dediğim filmlerden oldu. Tabi yorumlarda film önerilerinde bulunan arkadaşların listelerini de yabana atmıyorum. Onların aralarında da izlemediklerim var. Onları da artık haftanın belirli günlerine

Film izleme teşebbüsü

Ayda bir kez film izleme fırsatı buluyorum desem inanır mısınız? Hani bir de şöyle bir durum oluyor. Film izleme teşebbüsü diye bişey duydunuz mu? Elbette duymadınız. Ama aslında öyle bişey var. Film izleme teşebbüsü şudur : Film izleyeceksin ya gidersin marketten cips kola ıvır zıvır alırsın, diğer bir alternatif olarak çay çekirdek bu da iyidir

9 Numaralı Yolcu

Az önce İskenderun otogarından yola çıktım. Bloguma ilk defa bir otobüs içinden bir şeyler yazıyorum. Her seferinde muavinden hiç bir şey istemeyen tek yolcu ben olmuşumdur. Su dışında hiçbişey. Geçen hafta bugün de aynı otobüsteydim ve aynı muavin vardı. Otogara gelmek için de aradığım duraktan aynı taksici gelmişti. Belki inanmayacaksınız ama geçen hafta anlattığı sıkıcı

Öykü : Keçi

Babam bir toprak insanıydı. Toprağı çok sever, yetiştirdiği her ekini daha baş gösterdikleri zaman evladı gibi okşardı. Onlarla konuşurdu su verirken. Kuşluk vakti de yani güneş doğmadan kalkar keçi ve koyunlarımızı otlatmak için dağa bayıra çıkarırdı. Sabah beni uyandırması için ne zaman ısrar etsem, uyandırmaya kıyamadığını söyler ve geçiştirirdi. Kendim de hiç uyanamazdım. Sevdiğim bir

Geçen yine Wroclaw da geziyorum

Geçenlerde Wroclaw da geziyoruz beş on arkadaş. Harbi ilk gördüğümde çok hoşuma gitmişti. Böyle renkli renkli kartondan ev gibi yapıları var. Günlük gezi olduğu için fazla durmadık tabi. Bir de topluluk gezileri olur ya hani. Hep uyuz olduğum gezilerdir. Mecburiyetten işte. Herkes bir yere gitmek istiyor, ama aynı zamanda kimse hiç bir yeri doğru dürüst

Aynı anda iki blog yazmak

Bugün sevdiğim bir blogun ikinci bir blogunu keşfettim. Belki de yanılıyorumdur ne bileyim işte. Ha bir de şu var neye dayanarak böyle bir çıkarımda bulundun diye sorarsanız onu da izah edeyim. Bu iki ayrı blog sahibinin de mesleği aynı. Ne var yani dünyada aynı işi yapan milyon tane insan var diyeceksiniz. Biliyorum susun da dinleyin

Köstek olma destek ol!

Her gün blog dünyasına yüzlerce kişi katılıyordur bundan eminim. Yine aynı şekilde her gün bir çok blog yalan olup gidiyordur. O kapanan bloglara hitaben yazdıydım şunu : Ölü bloglar derneği okurunuz diye sıkıştırdım araya. Blog açıp kapatmanın çeşitli nedenleri var tabi. Biraz da yazarın içinde bulundugu psikolojiye bağlı. Herkes kendi alanında bir şeyler yazıyor. Yazacak

Ben size Prenses Ebley’i anlatmış mıydım?

Geçenlerde bir prensesle oturuyorum. Ama harbi prenses öyle masalsı falan değil.. 2. İngiltere kralı Miro’nun küçük kızı. Vikipedia da araştırın bulursunuz. Neyse ben bu prensese önceleri platonik aşk besliyordum, odamda posterleri falan vardı. Sonra ulan bu böyle olmayacak dedim. Hani masallarda prensese aşık olan oduncu olur ya ben de öyleyim hakikaten. Bu prenses bize bakar

Öykü : Son günlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum

Kız bitti diye mesaj attı adama. Adam bir yandan işleriyle meşgul olurken, bir yandan da kafasındaki sorularla boğuşuyordu. Bir sigara yaktı sonra, çünkü sigarayı en az sigaranın kendisini sevdiği kadar çok seviyordu. Bir müzik duydu daha sonra adam. Savaştan çıkan bir mültecinin isyan ve yakarışını anlatan bir müzik gibiydi bu. Derken bir telefon geldi. Birileri

Kendini iyi biri olarak görüyorsan bunu oku!

Önceki yazılarımdan birinde küçükken hırsızlık ettiğimi yazmıştım. Ama bana bir tane yorum geldi o yazının ardından küçükken hırsızlık edenden ne beklenir diye. Aslında böyle küçük meselelere fazla takılmam umursamaz geçerim. Fakat bugün başka bir şeyden bahsedeceğim sizlere. İbadette gizli kabahatte sözünü hepiniz duymuşsunuzdur. Aranızda acaba bu sözle ne demek istemişler diye düşünen geri zekalı adamlar