Mart aylarının sonu,
Misis köprünü az önce geçip,
Çokçapınar köyüne vardık.
Sabahın erken saati,
Bir de soğuk ki sorma.
Gece oluşan sis, tarlaların üstünde ince bir tül gibiydi sabah güneşiyle buluşunca.
Ne güzel dedim içimden.
Ne güzel…
Ve birden sen geliverdin aklıma.
Böyle bir adam değildim halbuki
Hep senden sonra oldu bana olan.
Başka bir gün çam ağacının tepesinde bir kumru gördüm mesela,
O incecik dal rüzgarla birlikte sağa sola savrulurken, kuş dengede durabilmek için kuyruğunu aşağı yukarı hareket ettiriyordu.
İnanmayacaksın ama yine seni düşündüm.
Hep senden sonra oldu bu gökyüzünde güzellik arayışları gözlerimin.
Derken yavru bir köpek dolanıverdi ayaklarımın dibinde.
Aç olmalı dedim ya da korkmuş.
Çaresizliği ve masumluğu bana seni hatırlattı.
Dedim ya senden sonra böyle oldum ben diye.
Başımı çevirdiğim her yerde,
Kalbimi titreten her nesne ya da canlıda hep seni buldum.
Gelincikler, papatyalar ve çiçek açmış badem ağaçları.
Oğlum!
Gülüşünde dünyaları bulduğum.
İyi ki doğdun.
Doğdun da kalbimin boşta kalan salıncağını doldurdun.