• Hakkımda
  • Reklam
  • İletişim
  • Arşiv
  • Listeler
    • Sesli Kütüphane
    • Dizi Önerileri
    • Ödüllü Kısa Filmler
Tülsü
Çıplak Yazar | Kişisel Edebiyat Blogu
Uykudan uyandığım bazı sabahlar, dünyayı değiştirebileceğimi düşünürdüm.
Sonrasında çorabımın diğer tekini ararken bulurdum kendimi.
  • Günlük
    • Aforizmalar
    • Gece Yazıları
    • Şiirlerim
  • Hikayeler
  • Deneme
  • Eleştiri
  • Mizah
  • Yaşam ve İnsan
  • Sinemaskop
    • Ödüllü kısa filmler
    • Yabancı dizi önerileri
    • Tavsiye Filmler
  • Araştırma
  • Bloggess
Nereden, nasıl geldin bilmiyorum ama burada bir şey yok ki.. :(
Tüm Sonuçları Gör
  • Günlük
    • Aforizmalar
    • Gece Yazıları
    • Şiirlerim
  • Hikayeler
  • Deneme
  • Eleştiri
  • Mizah
  • Yaşam ve İnsan
  • Sinemaskop
    • Ödüllü kısa filmler
    • Yabancı dizi önerileri
    • Tavsiye Filmler
  • Araştırma
  • Bloggess
Çıplak Yazar | Kişisel Edebiyat Blogu
  • Günlük
  • Hikayeler
  • Deneme
  • Eleştiri
  • Mizah
  • Yaşam ve İnsan
  • Sinemaskop
  • Araştırma
  • Bloggess

Kırık Camlar Metaforu ve Bir Dondurma Kağıdının Tetikledikleri

Çıplak Yazar Çıplak Yazar
23 Temmuz 2024
Günlük
5 dk.
A A

Uzun zaman önce fark ettim ki ben hastayım. Sorun şu ki literatürde bu hastalığın tam olarak bir adı yok. Belki psikoloji alanında bir tanımı ya da tatmin edici bir açıklaması vardır ama ona da şu an kafa yorup bakmak istemedim açıkçası.

Hastalığıma gelince fazla düşünmek!

Evet uzun zaman önce fark ettim ki, birçok şeyi zihnimde istemsizce ve çokça kurguluyorum. Bir şeyleri yazıya dökme merakımdan mı geliyor yoksa başka sebeplerden ötürü bilemiyorum ama insanı kemiren bir yanı olduğunu da söylemeliyim.

Bu düşünceler kişisel olmaktan çok içinde yaşadığımız dünya, ülke, toplum ve küçülerek mahalle, insan diye gidiyor. Geçenlerde yaşadığım bir olayı anlatayım mesela.

İş yerimden çıkmış, bulduğum ilk markete girerek bir dondurma almıştım. Hem yürüyor hem de Adana sıcağında buz gibi dondurmanın tadını çıkarıyordum. Dondurmam bitti ve elimdeki çöplerle kala kaldım. Yakınlarımda bir çöp kutusu da yoktu. Sonra etrafıma bakındım ve daha önce atılmış onlarca çöp arasında benim de bir tane atacak olmam düşüncesi zihnimde parlayıverdi. Sorun şu ki, aylar önce okumuş olduğum kırık cam teorisi de zihnimi kurcalayıp duruyordu.

Nedir, ne değildir hemen anlatayım.

Kırık camlar teorisi, Amerikalı suç psikoloğu Philip Zimbardo’nun 1969 yılında yapmış olduğu bir deneyden esinlenerek elde edilmiş olan, kentsel bozukluk üzerine anti-sosyal davranışlar ve diğer suçlardaki vandalizm davranışları/belirtileri ve normları işaret eden kriminolojik bir teoridir.

Teoriye göre denetimin olmadığı, sahipsiz ve bakımsız yerler görmezden gelinip önemsenmediğinde ve kısa sürede olumsuz davranışlara sebep olacak unsurlar ortadan kaldırılmadığında suç üretmeye açık ortamlar haline gelir. Bu olguyu tetikleyen temel etken ise kitle psikolojisidir. Bu teori, düzen halindeki kamuya açık kentsel ortamlarda düzenin sürdürülmesi, daha ciddi suçların ve vandalizmin oluşmasını önlemek amacıyla izlenmesi gereken çözüm yollarını ve müdahale edilmemesi durumda neden olacak sonuçları ifade eder. Amaç, düzende bozulan küçük şeylerin tekrar düzenli olacak şekilde değiştirilerek, düzenin sağlanmaya devam edilmesidir.

Özetle diyor ki, bir yerde kırık bir cam var ve tamir edilmez ise; diğer camlar da kırılmaya devam edecek. Üstelik bu durum sadece toplumu ve çevreyi de kapsamıyor. İş hayatı için de kırık cam teorisi üzerinden mantıklı önermeler sunabiliriz.

Tamir edilmeyen bir musluk, eğri duran bir uyarı levhası gibi…

Tüm bunlar insanların zihninde orada bir kontrol mekanizması ve denetleyici otoriter bir unsur olmadığı sinyalini verdiği gibi, düzensizliği de beraberinde getiriyor. İşte elimde kalan dondurma kağıdıyla tüm bunları düşünüyordum. Üstelik etrafım öylesine çöp doluydu ki, atmamak için kendimi zor tuttum. Ve bu çöpü yere atma düşüncesi ” At gitsin, zaten her yer çöplük… ” gibisinden yol boyunca zihnimi meşgul etti. Abartmış gibi olmayayım ama sanki çölde yürürken, elinizdeki bir avuç kumu taşıyormuşsunuz ve atmamak için mücadele ediyormuşsunuz gibi güçlü bir histi.

Öte yandan teşhis koyduğumuz bu durum ile nasıl başa çıkabiliriz sorusu da kendi kendine var olmuş gibiydi. Kırık camları onarmak o an yapılacak en mantıklı şey gibi görünse de, her türlü çevreye zarar verme alışkanlığı olan insanların, orayı yeniden eski haline çevirmesi kaç gün sürecek ki? İki ay sonra eski haline gelecekse, iki ayın sonunda orayı yeniden temizlemek, onarmak pek çözüm gibi durmuyor. Demek ki bu noktada sorunun asıl kaynağı olan insana odaklanmalıyız.

Ahlak kuralları, bir toplumun yazılı olmayan kurallar bütünüdür. Kimse size yere tükürdüğünüz için durdurup ceza yazmaz ama bunun yanlış olduğunu bildiğiniz için yapmazsınız. Peki tüm bu çevresel bozulmalara karşı, bir yaptırım olsaydı?

Mesela şirketleri ele alalım. Her şirket kendi içinde dinamik bir yapı barındırdığı için belli başlı kuralları olması da gayet normal. Ancak bu kuralları bilerek ya da bilmeyerek ihlal edenlerin de bir şekilde önünü kesmek zorundadır. Genellikle de uyarılar, para cezaları, işten çıkarmalar olarak sonuçlanır. Neticede kurallar ve uyulmaması durumunda yaptırımlar var. Olmak zorunda da zaten.

Şimdi bu kural ve yaptırımları, A’dan Z’ye topluma entegre edecek olsak ortaya nasıl bir sonuç çıkardı dersiniz? Ne bileyim mesela parklarda çekirdek çitleyip kabuğunu yere atanlara 1000 TL para cezası mesela? (Ne güzel olurdu aslında değil mi?) Ve bu kuralların büyük bir titizlikle uygulandığını düşünün. İnsanlar artık doğal olarak yere çekirdek atmayı, hatta belki parkta çekirdek yemeyi bile bırakacaklardır. Neden? Çünkü karşılığında ödediği bir ceza var. Yani bir nevi korku!

Radar var diye hız yapmayan araçlar gibi mesela. O yolda yapılması gereken azami hız sınırı bellidir. Ama yine de insanlar bu hız sınırını aşarlar. Ta ki bir radar olduğunu öğrenene kadar. Gördünüz mü? Yine korku ve yaptırım var.

Şimdi tüm bu yazdıklarımı kafanızda toparlayın ve bir ip yumağı haline getirin. Çünkü şimdi farklı bir ipin ucundan tutup farklı bir yumak öreceğiz.

Bizler insan denilen şeyi aşıp, kendi değerlerimizi yaratamaz mıyız? Bir şeyi yaparken, ceza alırım veya sonunda bana yaptırım uygulanır korkusuyla değil de, akıl ve vicdan çerçevesinde doğru olanı kendimiz seçip uygulayamaz mıyız? Yani doğru olanı doğru olduğu için yapmak ve yanlış olanı sadece yanlış olduğu için yapmamak. Doğru nedir-Yanlış nedir? Kime ve neye göredir? Belki tartışmak icap eder ama ben yukarıda da dediğim gibi akıl ve vidan çerçevesinde bir doğruluktan söz ediyorum.

İşte bu benim hayalini kurduğum bir toplum olurdu.

Çıplak Yazar

Çıplak Yazar

Amatör hikaye yazarı ve sıradan bir dünya vatandaşı. Evrime, dostluğa, sevgiye, paylaşmaya ve hayattaki iyi şeylere inanır. Zamanın en değerli şey olduğuna inanır ve bu yüzden hatırlanmaya değer güzel anılar biriktirmek için yaşar. Hakkımda daha fazla..

Benzer Yazılar

Çocuklu Blogger
Günlük

Çocuklu Blogger

17 Mayıs 2026
153
Ben Kimim?
Şiirlerim

Büyümek #Şiirimsi

11 Mart 2026
39
31 aralik 2025
Günlük

2025’in Son Sabahı: Üşüyen Burunlar ve Sıcak Hayaller

1 Ocak 2026
238
Kırık Camlar Metaforu ve Bir Dondurma Kağıdının Tetikledikleri

Puanım

Yorumunu yaz Yanıtı iptal et

Diğer Yorumlar

AB
Aforizmik Bilge
1 Ocak 2025

2025 yılında keşfettiğim harika bloglar arasında yerinizi aldınız. İz bırakmak istedim. Dönüp baktığımda bugünün hissettirdiklerini umut ile anmak için...

0
  • ÇY
    Çıplak Yazar ↳ Aforizmik Bilge2 Ocak 2025

    Çok mutlu oldum. 😊

    0
NG
Nizamettin Gümüş
14 Ekim 2024

Yazınızın, kırık camlar metaforu üzerinden toplumsal düzen ve bireysel sorumluluk konularını ele alması oldukça düşündürücü. Küçük bir dondurma kâğıdının, aslında ne kadar büyük bir sorunun parçası olabileceğini fark ettirmeniz, günlük hayatta çoğu zaman göz ardı ettiğimiz detayları öne çıkarıyor. Bu basit metaforun, hem toplumsal çöküşe hem de bireyin buna nasıl katkı sağlayabileceğine dair çok güçlü bir mesaj taşıdığı aşikâr. Blog yazınız, okuyuculara sorumluluk bilincini aşılamak ve en küçük eylemlerimizin bile büyük bir etkisi olabileceğini hatırlatmak açısından gerçekten etkileyici.

0
B
Burak
4 Ağustos 2024

Yıllardır cebimde çöplerle geziyorum bulduğum ilk çöpe boşaltıyorum. ben bu kadar uğraşırken yanımdan geçen araba camdan şişeyi atabiliyor gel de sinirlenme :) Bunun en güzel çözümü şu sıralar Bolu Belediyesi tarafından para cezası ile uygulanıyor. ve biliyorum ki bizim ülkede yüksek para cezalarının çözemeyeceği bir sorun yok.

0
YT🌼
Yıldız Tozuvar
25 Temmuz 2024

Ben de yıllardır aynı hastalıktan yana dertliyim azizim!

Uzun uzun düşünmeden, anlam peşine düşmeden duramıyorum. Tümdengelim, tümevarım derken durmadan teorize etmeye çabalamak da bir diğer huyum ki bu da istemsizce geliyor!

Yazının finaline değinmeden geçemeyeceğim: Tariflediğin benim de hayalini kurduğum bir toplum olurdu. Sanırım soru şu ki her bir birey kendi seçimlerinin sorumluluğunu alarak akıl ve vicdan çerçevesinde düşünme ve davranmanın yükünü sırtlamayı seçiyor mu? Yoksa genelde olduğu gibi kolaycılık ve yansıtma mı tercih ediliyor?

0
  • ÇY
    Çıplak Yazar ↳ Yıldız Tozuvar26 Temmuz 2024

    Öyle bir toplumun asla var olamayacağını bile bile yazdım aslında.

    Ütopya işte...

    Her bireyin kendi seçimlerinin doğurmuş olduğu sonuçları ve sorumlulukları kabullenmesi ve yükünü sırtlaması da söz konusu olamaz sanırım.

    Olsaydı ne ortaya böyle bir yazı çıkardı, ne de biz bunları konuşuyor olurduk. 🙂

    0
Ç
Çiçek
24 Temmuz 2024

Bakınız: Kohlberg ahlaki gelişim kuramı,
ceza-itaat dönemi. 😊

0
  • ÇY
    Çıplak Yazar ↳ Çiçek24 Temmuz 2024

    Teşekkürler hocam👍🙂

    0
  • Misafir
    Misafiroy verdi2 hafta önce
    ★★★★★Akıcıydı

    Watership Tepesi – Richard Adams Kitap Yorumu

  • Metin METE
    Metin METEyorum yaptı1 ay önce

    Bu tür faydalı içeriklerin devamını bekliyorum.

    Watership Tepesi – Richard Adams Kitap Yorumu

  • Yıldız Tozuvar🌼
    Yıldız Tozuvaryorum yaptı2 ay önce

    'Hayatınızın merkezindeki en güzel koltuğa yerleşip bir güzel kuruluyorlar. Sonra da anne-baba yörüngesinde dönen kendi halinde tatlı, minik birer gezegen…

    Çocuklu Blogger

  • Yıldız Tozuvar🌼
    Yıldız Tozuvaryorum yaptı2 ay önce

    Bu yazını daha önce görmemişim. Onu okuma zamanım bugün geldi sanırım. Evet, sana kesinlikle katılıyorum! Yaşam eylem demektir ve harekete…

    Hayat ve yaşamak üzerine

Son yazıyı oku ve yorumla

Müdavim Dostlar

🌼
Çiçek30+ yorumcular
  • YT Yıldız Tozuvar
  • EE Ece Evren
  • BS Begonvil Sokağı
🍀
Dört yapraklı25+ yorumcular
  • BB Büşra Bayram
  • YY Yağmur Yağar
☘️
Üç yapraklı20+ yorumcular
  • KT Kaystros Tyrha
  • DM Daha Mutlu Yaşam
🌱
İki yapraklı15+ yorumcular
  • KV Karga ve Kız
  • ES ELİF sarı
Logo

ABONELİK FORMU

Yeni yazılardan haberin olsun.

✉️
A Life Hastaneler Grubu
Avrupa Dayanışma Programı
AlaTourqo — Guided Tours from Europe
 

Tüm içerikler Creative Commons BY-NC-ND 4.0 lisansı ile korunmaktadır.
Kaynak göstererek paylaşabilirsiniz | Ticari amaçla kullanılamaz | İçerikler değiştirilemez

  • Mesaj Mesaj gönder
  • Abone ol Abone ol
  • Paylaş
  • Ara Ara

Bu sayfayı paylaş

WhatsApp X (Twitter) LinkedIn Bağlantıyı kopyala
Bağlantı kopyalandı ✓

Sponsor İçerikler

Freelance Ekonomisi ve Uzaktan Yaratıcı Çalışma

Yazarlar İçin Sosyal Medya Stratejileri

Ev Dekorasyonlarının Olmazsa Olmazı Yeşil Bitkiler

Türkiye’nin En İyi Aspavası Seçildi

Adrasan

© 2016 - 2026 ciplakyazar.com | Kişisel Edebiyat Blogu “Dünyada bir başıma da kalsam, oturup yalnızlığımı yazardım.”

Feedback
imunify-bot-check
  • Hakkımda
  • Reklam
  • İletişim
  • Arşiv
  • Listeler
    • Sesli Kütüphane
    • Dizi Önerileri
    • Ödüllü Kısa Filmler
Mail abonesi ol
DESTEK OL

© 2026 Çıplak Yazar - Kişisel Blog