Bugün 31 Aralık 2025. Sabah 6.35’te şemsiyemi alıp evden çıktım. Sokaklar karanlık ve inceden bir yağmur yağıyordu. Yoldaki hafif eğimli çukurlar yağmur suyuyla dolmuş, mazgal ve rögarlardan su sesi geliyordu. Hafif esen rüzgarla kulaklarımın üşüdüğünü fark edip, boynumdaki atkıyı kulaklarıma kadar çektim. Ama burnum için yapabileceğim pek bir şey yoktu.
Bugün 31 Aralık 2025 ve senenin son günü. Sıradan bir Çarşamba sabahıymış gibi uyanmıştım aslında. Belki de gerçekten öyleydi. Bir anlam yüklemeli mi bilemedim ama bir yılı daha geride bırakırken bir burukluk hissettim içimde. Üstelik şu ya da bu diye adını bile koyamıyordum. Tek bildiğim, dünyanın diğer ucunda yaşayan ve muhtemelen tanışma ihtimalimiz sıfır olan biriyle aynı zaman dilimini paylaşıyor olmamız. Sanırım buruk hissetmemin sebebi de buydu. Zamanın çok değerli olduğu ve hepimiz için eşit şekilde akıp gittiği gerçeği.
Bugün 31 Aralık 2025 ve şu anda 70’lerden kalma siyah beyaz bir fotoğraf canlandı gözümde. Bir adam başını bir yana hafifçe eğip, derin bir bakış atmış fotoğrafta. Sanki bir şey düşünüyor ya da o anda bir şeye odaklanmış gibi. Sinek kaydı tıraşı ve sağdan sola taradığı uzun saçları, ince ve kalın çizgilerden oluşan bir gömleği ve lacivert bir ceketi vardı. Soğuk ve yağmurlu havalarda o da şemsiyesiyle yürümüş, onun da kulakları ve burnu üşümüştür muhtemelen. Sonra bir esnaf lokantasında bol sarımsaklı bir mercimek çorbası içmiştir belki.
Bugün 31 Aralık 2025! Kimilerinin bir yandan yıl sonu bilançosu gibi başarı ve başarısızlıklarından ders çıkarırken, bir yandan da gelecek hayallerini masaya koyup ve umut ettiği bir gün. Tanrı’nın bekleyen dilekler kutusunda gerçekleşmeyi bekleyen, okunmadan çöpe atılan ya da taaa en başından spam olarak algılanan hayaller. Belki de en başından yanlış yapıyoruz. Hayatı bir kar- zarar cetveli üzerinden değerlendirip her şeyi kontrollü ve planlı yaşamak, hayatın doğal akışına aykırı olamaz mı?
Bir kuş gibi yaşasak ya!
Hiçbir şeyi planlamadan sadece kanat çırpıp, böcek yakalasak ve şarkı söylesek.








Yıldız Tozuvar - 5 gün önce
Merhaba sevgili Çıplak Yazar, zamanın en tehlikeli sorularından birini incelemişsin: "Hey Grok Bu Gerçek mi?" Bu sorunun temelinde yatan can…
Hey Grok Bu Gerçek mi?