• Hakkımda
  • Reklam
  • İletişim
  • Arşiv

Çıplak Yazar | Kişisel Blog

Tülsü
Çıplak Yazar | Kişisel Blog
Uykudan uyandığım bazı sabahlar, dünyayı değiştirebileceğimi düşünürdüm.
Sonrasında çorabımın diğer tekini ararken bulurdum kendimi.
  • Günlük
    • Aforizmalar
    • Gece Yazıları
  • Hikayeler
  • Deneme
  • Eleştiri
  • Mizah
  • Yaşam ve İnsan
  • Sinemaskop
    • Ödüllü kısa filmler
    • Yabancı dizi önerileri
    • Tavsiye Filmler
  • Araştırma
  • Bloggess
Çıplak Yazar | Kişisel Blog
Nereden, nasıl geldin bilmiyorum ama burada bir şey yok ki.. :(
Tüm Sonuçları Gör
  • Günlük
  • Hikayeler
  • Deneme
  • Eleştiri
  • Mizah
  • Yaşam ve İnsan
  • Sinemaskop
  • Araştırma
  • Bloggess

Soğanı mı feda etmeli, patatesi mi?

Çıplak Yazar Çıplak Yazar
14 Ağustos 2025
Mizah
4 dk.
A A

Sokaklarda – özellikle cadde aralarında ve tabii özellikle bizim 51124 no’lu sokakta – yüksek sesle müzik dinleyerek geçen tiplerden hiç ama hiç haz etmiyorum.

Bazen tepemin tası öylesine atıyor ki, balkona çıkıp en yakınımda duran birkaç saksı çiçeği fırlatayım şu puştun arabasına diyorum. Sonra da “burada çiçeğimiz vardı nereye gitti” gibisinden bir takım ucu açık ve sonu sağlığım için pek bir sakıncalı olan durumla karşılaşmamak için bu salakça fikrimden vazgeçiyorum.

Hemen diğer yanımda atılınca fark edilmeyecek türden başka şeyler çarpıyor gözüme.
Nedir onlar!

Soğan ve patates.

Mevcut ekonomik koşullarda pazardan almış olduğum son fiyatlarını geçiriyorum aklımdan hızlıca. Sonra da patatesi mi atsam acaba diye pek bir ehemmiyeti olmayan saçma bir düşünce için birkaç dakika ayırıyorum. Dili olsa beni bırak soğanı at diyecek ama diyemiyor işte. O diyecek olsa patates de boş durmaz ki. Sonunda birlik olup “kendin atlasana lan hıyar” bile diyebilirler gibime geliyor.

En çok da dinledikleri boktan müziklerden bıktım zannediyorum. Ya da klasik bir orta yaş sendromuyla birlikte sokakta top oynayan çocukların gürültüsünden bile rahatsız olup “gidin ötede oynayın lennn” gibisinden fırça atan amcalardanlaşmaya başladım.

Ya da her ikisi. İkisi de boktan bir durum zaten.

Niye böyle oldu diye düşünmeden de edemiyorum. Eskiden insanlar daha iyi müzikler yapıyordu gibi geliyor nedense. Öyle ya eskiden makam, nota, enstrüman, sanat vardı.

Ne zaman dijitale geçtik, adına müzik dediğimiz bu kültür de her şey gibi çürümeye başladı. Niche bile hayat müzik olmadan bir hata olurdu derken ne güzel söylemiş. Üstüne daha ne denir ki bilmem demeyeceğim ille de bir şey diyeceğim. Niche bunu söylerken muhtemelen Wagner, Vivaldi dinliyordu ama şimdi durum öyle mi?

İnsanların teknoloji nimetlerinden uzak, ama bir o kadar da sıcak ve içten zamanları. Mesela 16. ve 17. yy dan Shakespeare dönemlerini ele alalım. Tiyatro oyunları daha elektriğin yaygınlaşmadığı bir dönemde mum ışığında oynanıyordu. Perde araları barutla duman yaratıp öyle kapanıyordu. Ara sıra yangın çıkması gibi talihsizlikler de vuku buluyordu ama sanat vardı sanat! Oyuncular perde arasını bir mumun bitimine göre ayarlıyordu, gecikmeler yaşanmasın diye de oyununu oynarken göz ucuyla yanıp bitmekte olan mumu kontrol ediyordu istemsizce. Ne de sıkıntılı zamanlarmış. Öyle bir sahnede verilmiş onca emeğe karşı en sıradan oyunda bile seyircinin 10 dk ayakta alkışlaması icap ederdi bana göre.

Artık ne o oyunlar, ne o nitelikli izleyiciler, ne de adam gibi müzik yapan ve dinleyenler var. Her şey ucuz ve sıradanlaşmış durumda. Her şey orijinalinin bit pazarında bulunabilecek ucuz bir çakması gibi.

Hadi o kadar eskiye gitmeyip 20. yy dan başka bir örnek vereyim. Ennio Morricone’nin, For A Few Dollars More filminin final düellosu için bestelediği müzik mesela. Tarihte eşine az rastlanır, rastlanılsa da her seferinde Ohaaa dedirtecek türden olaylar bunlar. Sergio Leone ile Ennio Morricone, alışılmışın dışına çıkıp gel biz önce müziği besteleyip, sonra ona göre sahne çekelim demişler. Ortada inanılmaz bir sanat ve emek var. Ama şimdiye bakıyorsun. Dandik bir senaryo ve yine onu takip eden dandik oyuncular ve oyunculuklar ve yine onu da takip eden üstüne uydurulup “bu şarkı bu sahneye çok yakışır denilerek” gelişigüzel konulmuş müzikler.

O yüzden Niche’nin hayat müzik olmadan hata olurdu sözünü, şu an duymak zorunda kaldığım zımbırtılar için söylediğini hiiiiiç sanmıyorum. Hatta bugün yaşasaydı kendisi bile “dalga mı geçiyorsun” gibisinden bir tepki verirdi.

Neyse ne…
Araç daha fazla uzaklaşmadan karar vereyim artık.

Soğanı mı feda etmeli, patatesi mi?

.

Tweet2Pin1PaylaşGönderSummarize
Bir Önceki Yazı

İşi Düştü Pezevengin…

Bir Sonraki Yazı

⁉”Ya geber ya da yaz!”

Çıplak Yazar

Çıplak Yazar

Amatör hikaye yazarı ve sıradan bir dünya vatandaşı. Evrime, dostluğa, sevgiye, paylaşmaya ve hayattaki iyi şeylere inanır. Zamanın en değerli şey olduğuna inanır ve bu yüzden hatırlanmaya değer güzel anılar biriktirmek için yaşar. Hakkımda daha fazla..

Benzer Yazılar

işi düşen insan
Mizah

İşi Düştü Pezevengin…

5 Ağustos 2025
146
Yarım saate ordayım. Sürse sürse ne kadar sürer ki zaten?
Hikayelerim

Yarım saate ordayım. Sürse sürse ne kadar sürer ki zaten?

8 Ocak 2021
1.7k
Ramazan Manicisi | Ramazan Ayına Özel Hikaye
Kısa Hikayeler

Ramazan Manicisi | Ramazan Ayına Özel Hikaye

10 Ağustos 2019
584

Düşünceler 3

  1. Semanur says:
    5 ay önce

    “Pire için yorgan, bu tür insanlar için patates – soğan feda edilmez sanki” derdi yaşasaydı Nietzsche, ben demiyorum. Soğan.

    0
    Yanıtla
  2. Mehmet Çe says:
    5 ay önce

    Soğan

    1
    Yanıtla
    • Çıplak Yazar says:
      5 ay önce

      İlle de patates!

      0
      Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

Neler olup bitiyor?

  • zehra kılıç - 2 hafta önce

    Peki defalarca neden yapılmaması gerektiğini açıklamamıza rağmen yapıyorsa???? herşeyi nedenleriyle açıklayarak anlatan ebeynleriz aslında ama çok üzülüyoruz çok yıprandık. hep…

     Çocuklar ''Yapma Denileni'' Israrla Neden Yapar?

  • Lumex Studio - 4 hafta önce

    Gerçekten keyifle okudum Karanlık ve ışık metaforunu bu şekilde günlük perspektifinden görmek çok güzel. Devamını bekliyorum!

     Karanlık: Kitabımı kim çaldı?

  • Zengin Mineralli Blog - 1 ay önce

    Benim ev-iş arası yolculuğum trafiğe bağlı olarak 30 ile 45 dakika arasında sürüyor. Kışın kulaklıkla bir şeyler dinleyerek, yazın ise…

     Karanlık: Kitabımı kim çaldı?

  • hayat erkeği - 1 ay önce

    iş gibi görünce yazarsın, kendine iş yapmak lazım yoksa yazamazsın.

     ⁉"Ya geber ya da yaz!"

  • SaYLo - 2 ay önce

    Balık çok zahmetli ama bir o kadar da rahatlatıcı 🙂 Unuttuğun an vicdan azabı çekiyosun 🙂

     Kuştan kaçarken balığa tutulmak

Müdavim Dostlar

  • Ece Evren (29 yorum)🌼
  • Begonvil Sokağı (28 yorum)🌼
  • Büşra Bayram (25 yorum)🌼
  • Yağmur Yağar (23 yorum)🍀
  • Kaystros Tyrha (23 yorum)🍀
  • Daha Mutlu Yaşam (21 yorum)☘️
  • Karga ve Kız (20 yorum)☘️
  • ELİF sarı (18 yorum)🌱
  • Değmesin Yağlı Boya (17 yorum)🌱
Dekor Görseli

BURAYI SEVDİN Mİ?

Abone ol, iletişimde kalalım.

✉️
A Life Hastaneler Grubu
Medical Park Hastanesi
Avrupa Dayanışma Programı
 

Tüm içerikler Creative Commons BY-NC-ND 4.0 lisansı ile korunmaktadır.
Kaynak göstererek paylaşabilirsiniz | Ticari amaçla kullanılamaz | İçerikler değiştirilemez

  • MesajMesaj gönder
  • Abone ol Abone ol
  • Kim neler demişKim neler demiş?
  • Ara

Sponsor İçerikler

Yazarlar İçin Sosyal Medya Stratejileri

Ev Dekorasyonlarının Olmazsa Olmazı Yeşil Bitkiler

Türkiye’nin En İyi Aspavası Seçildi

Adrasan

Yaz aylarının vazgeçilmezi Suluada!

© 2026 ciplakyazar.com | Kişisel Blog “Dünyada bir başıma da kalsam, oturup yalnızlığımı yazardım.”

Feedback
  • Hakkımda
  • Reklam
  • İletişim
  • Arşiv
Mail abonesi ol

© 2025 Çıplak Yazar - Kişisel Blog - Çıplak Yazar - Kişisel Blog