• Hakkımda
  • Reklam
  • İletişim
  • Arşiv
  • Listeler
    • Sesli Kütüphane
    • Tavsiye Filmler
    • Dizi Önerileri
    • Ödüllü Kısa Filmler
Destek

Çıplak Yazar | Kişisel Blog

Tülsü
Çıplak Yazar | Kişisel Blog
Uykudan uyandığım bazı sabahlar, dünyayı değiştirebileceğimi düşünürdüm.
Sonrasında çorabımın diğer tekini ararken bulurdum kendimi.
  • Günlük
    • Aforizmalar
    • Gece Yazıları
    • Şiirlerim
  • Hikayeler
  • Deneme
  • Eleştiri
  • Mizah
  • Yaşam ve İnsan
  • Sinemaskop
    • Ödüllü kısa filmler
    • Yabancı dizi önerileri
    • Tavsiye Filmler
  • Araştırma
  • Bloggess
Çıplak Yazar | Kişisel Blog
Nereden, nasıl geldin bilmiyorum ama burada bir şey yok ki.. :(
Tüm Sonuçları Gör
  • Günlük
  • Hikayeler
  • Deneme
  • Eleştiri
  • Mizah
  • Yaşam ve İnsan
  • Sinemaskop
  • Araştırma
  • Bloggess

Karanlık: Kitabımı kim çaldı?

Çıplak Yazar Çıplak Yazar
28 Kasım 2025
Günlük
3 dk.
A A

Her sabah işe gitmek için bir saat on beş dakika yolculuk yapıyorum. Yıllar önce sıklıkla yaptığım şehirlerarası yolculuklardan edindiğim alışkanlıktan olsa gerek, bu işe gitme süreci beni pek yormuyor. Aksine, bu süreyi nasıl daha verimli geçirebilirim diye kafa yoruyorum.

Bu nedenle bir müddet bu zamanı, sesli kitap ve radyo tiyatroları dinleyerek değerlendirmeye başladım. Bir müddet sonra da (aslında dinleyecek bir şey bulamamış olmanın yarattığı boşlukla) kitap okumaya başladım. Önceleri sabahın bu erken saatinde beş on sayfa da olsa bir şeyler okumak zihnimi açıyordu. Hatta günün bekleyen işlerini ve diğer tüm şeyleri düşünmüyor; sadece kitabımla bütünleşip kahramanın yolculuğuna eşlik ediyordum. Ancak daha sonra işler değişmeye ve bu rutinim elimde olmayan sebeplerden ötürü bozulmaya başladı.

Malumunuz, kış saati uygulaması ülkemizde son yıllarda uygulanmıyor. Hâliyle, gökyüzünde ay ışığı ve yıldızlar eşliğinde işe ya da okula gitmek üzere hepimiz yollara düşüyoruz. Karanlık, “Hayır, aslında sabah olmadı ve gerçekten de gün aymadı,” diye bağırsa da çalmakta olan alarm sesiyle o güzelim sabah uykusuna veda edip sağa sola çarparak oda ışığını yakmak üzere en yakın düğmenin yerini arıyoruz.

Bir yandan telaşla hazırlanmaya çalışırken bir yandan da sese duyarlı otomatik sensör görevi gören kulaklarımızı açıp dışarıda yağmur var mı diye dinliyoruz. Eğer bir yağmur sesi varsa en yakın pencereye gidilip perde usulca aralanır. Hâlâ yanmakta olan sokak lambasının yaymakta olduğu ışığa birkaç saniye bakılarak emin olunur. O an, daha kalın bir şeyler giyme düşüncesiyle birlikte portmantoda şemsiye arayışı başlar. Şemsiyeyi bulup yanımıza aldıktan sonra ıslanmayacak olmanın verdiği mutlulukla nihayet sokağa çıkarız. Biraz da elimizdeki şemsiyenin verdiği güven duygusuyla dış dünyaya karşı kazanmış olduğumuz minik zaferimizin tadını çıkarırız.

Her şeye rağmen, yetişmemiz gereken yerlere sabahın o dinginliği ve sessizliği içinde huzurla yürürüz. Ve yağmur altında ve şemsiye açık elbette. Havanın henüz egzoz dumanıyla kirlenmemiş ve toprak kokusuyla bütünleşmiş kokusu, karanlığa rağmen içimize yaşama sevinci doldurur.

kitabimi kim caldi karanlik

Yolculuk başlayınca büyük bir hevesle çantamızdaki kitabı çıkarıp okumaya başlarız. Nerede kaldığımızı, ayraç bulamadığımızdan uzunlamasına katlayıp koyduğumuz on lira söyler bize. Ancak ne var ki kitabın kapağındaki renkler bile zar zor seçilirken sayfaların içindeki karanlığa öylece bakakalırız. Kitap, hafif bir üzüntüyle kapatılıp çantaya olduğu gibi geri koyulduktan sonra gözler yeniden hafifçe kapanır ve yeniden umutsuzca bir uyuma girişimi başlar. Fakat uyuyamayız. Düşünceler zihnimizde dönüp dolaşırken, “Kitabımı kim çaldı?” gibisinden ilginç bir soru belirir aklımızda. Ve tekrar eden cevapsız diğer sorular… En sonunda sorular da cevapsız kalır ve bir ışık bekleyen oda karanlığında hepsi görünmez bir hâl alır.

Karanlık yoktu aslında. Olan şey ışıksızlıktı.

Yine de bir umut telefonu elinize alıp tüm bunları yazmak isterseniz. Bir şekilde içimden çıkıp karanlığa, aydınlığa, havaya, çamura karışsın isterseniz. Ve kendinize yolladığınız o ilginç mesajlardan birine başlamak üzere şöyle girersiniz cümleye:

Her sabah işe gitmek için bir saat on be…

Tweet2Pin1Paylaş1GönderSummarize
Bir Önceki Yazı

Yazmak İçin Okumak Mı Gerekli, Herkes Yazabilir Mi?

Bir Sonraki Yazı

2025’in Son Sabahı: Üşüyen Burunlar ve Sıcak Hayaller

Çıplak Yazar

Çıplak Yazar

Amatör hikaye yazarı ve sıradan bir dünya vatandaşı. Evrime, dostluğa, sevgiye, paylaşmaya ve hayattaki iyi şeylere inanır. Zamanın en değerli şey olduğuna inanır ve bu yüzden hatırlanmaya değer güzel anılar biriktirmek için yaşar. Hakkımda daha fazla..

Benzer Yazılar

Ben Kimim?
Şiirlerim

Büyümek #Şiirimsi

11 Mart 2026
17
31 aralik 2025
Günlük

2025’in Son Sabahı: Üşüyen Burunlar ve Sıcak Hayaller

1 Ocak 2026
182
fisiltilar ve insanlar
Günlük

Fısıltılar

21 Kasım 2025
89

Düşünceler 2

  1. Lumex Studio says:
    4 ay önce

    Gerçekten keyifle okudum Karanlık ve ışık metaforunu bu şekilde günlük perspektifinden görmek çok güzel. Devamını bekliyorum!

    0
    Yanıtla
  2. Zengin Mineralli Blog says:
    5 ay önce

    Benim ev-iş arası yolculuğum trafiğe bağlı olarak 30 ile 45 dakika arasında sürüyor. Kışın kulaklıkla bir şeyler dinleyerek, yazın ise kitap okuyarak bu süreyi değerlendiriyorum.

    2
    User avatar
    Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

Neler olup bitiyor?

  • Nizamettin Gümüş - 1 gün önce

    Yolu bulamayanların en azından aradığını bilmesi bile bir şey. Çoğu insan kaybolduğunun farkında bile değil.

    Bir yol! (Herkes ve hiç kimse için)

  • Yıldız Tozuvar - 1 hafta önce

    Gerçekten de öyle! Yazdıklarını okurken o kalemi kutsal ve eşsiz bir obje tutar gibi aynı huşu içinde tuttuğunu adeta görebiliyor…

    Yazmak İçin Okumak Mı Gerekli, Herkes Yazabilir Mi?

  • Yıldız Tozuvar - 1 hafta önce

    Yargılanmadan veya sorgulanmadan saçmalayabilmek ne güzel değil mi?

    Soğanı mı feda etmeli, patatesi mi?

  • Yıldız Tozuvar - 2 hafta önce

    İkiye kestiğin soğanı atsan nasıl olur? Hem hedefi vurma şansı artar 🙂

    Soğanı mı feda etmeli, patatesi mi?

  • Yıldız Tozuvar - 2 hafta önce

    Bloggerlar arasındaki bu dostane yazı ve fikir alışverişini görmek içimi ısıtıyor. Ne güzel kalpleriniz var, dayanışmanız ilham olsun.

    Yazmak İçin Okumak Mı Gerekli, Herkes Yazabilir Mi?

Müdavim Dostlar

  • Ece Evren (29 yorum) 🌼
  • Begonvil Sokağı (28 yorum) 🌼
  • Yıldız Tozuvar (28 yorum) 🌼
  • Büşra Bayram (25 yorum) 🍀
  • Yağmur Yağar (23 yorum) 🍀
  • Kaystros Tyrha (23 yorum) ☘️
  • Daha Mutlu Yaşam (21 yorum) ☘️
  • Karga ve Kız (20 yorum) 🌱
  • ELİF sarı (18 yorum) 🌱
Logo

ABONELİK FORMU

Yeni yazılardan haberin olsun.

✉️
A Life Hastaneler Grubu
Avrupa Dayanışma Programı
AlaTourqo — Guided Tours from Europe
 

Tüm içerikler Creative Commons BY-NC-ND 4.0 lisansı ile korunmaktadır.
Kaynak göstererek paylaşabilirsiniz | Ticari amaçla kullanılamaz | İçerikler değiştirilemez

  • MesajMesaj gönder
  • Abone ol Abone ol
  • Kim neler demişKim neler demiş?
  • Ara

Sponsor İçerikler

Freelance Ekonomisi ve Uzaktan Yaratıcı Çalışma

Yazarlar İçin Sosyal Medya Stratejileri

Ev Dekorasyonlarının Olmazsa Olmazı Yeşil Bitkiler

Türkiye’nin En İyi Aspavası Seçildi

Adrasan

© 2026 ciplakyazar.com | Kişisel Blog “Dünyada bir başıma da kalsam, oturup yalnızlığımı yazardım.”

Feedback
  • Hakkımda
  • Reklam
  • İletişim
  • Arşiv
  • Listeler
    • Sesli Kütüphane
    • Tavsiye Filmler
    • Dizi Önerileri
    • Ödüllü Kısa Filmler
Mail abonesi ol
DESTEK OL

© 2026 Çıplak Yazar - Kişisel Blog