Bazı şeyleri değiştirmek mümkün olmuyor. Ne yaparsak yapalım kabullenmek ve kabullendiklerimizle yaşamayı öğrenmek zorunda kalıyoruz.
İnsanlar, alışkanlıklar, dar bir kalıpta sıkışıp kalmış sığ düşünceler.
Hepsi ömür boyu mücadele etmek için çaba harcadığımız “değişse, değişebilse ne de güzel olurdu” diye iç geçirdiğimiz, ama her seferinde bunun acı bir deneyimle mümkün olmadığını öğrendiğimiz gerçekler.
Bir noktada yüzleştiğimiz bu değişmeyen gerçeklerin, ince ruhlu ve nezaketle sürdürdüğümüz sakin ve huzurlu hayatımızı törpülediğini anlıyoruz.
Aşınma her geçen gün artmakta ve bizi günden güne yıpratmaktadır. Çözüm de tam önümüzde bağdaş kurmuş oturmaktadır aslında.
Değişimi için mücadele ettiğimiz şeyleri kendi değer yargılarımızla çatışmaya sokmak ve aptalca kendimizi hırpalamak yerine, saflığımızı kaybedip onlara benzemek.
“Okuduğum kitaplar hala sokaktaki manavın beni kazıklamasına engel olamıyor” der Oğuz Atay.
Ve
“İnsan, canavarla savaşırken kendi de bir canavara dönüşmemeli” der Niche.
Her ikisi de kendi dönemlerinde aynı şeyi farklı kelimelerle anlatmış aslında. Biri gerçekliği tokat gibi suratımıza çarparken, diğeri sonrasında olacaklar için geçmişten gelen kutsal metinler gibi bizi uyarmış.
Yorgun ve düşünceli kafanı, daha az yorgun olan ellerinin arasına bırak. Saf kalmanın bedeli dolandırılmak, savaşmanın bedeli kendimizi kaybetmek ise, o halde bu dünyada nasıl var olacağımızın başka bir yolunu bul. Kendin, herkes ve hiç kimse için.
Ben bulamadım!
Bu kısır döngü, her işleyen beynin yaşadığı ve toplumla ortak kaleme aldığı trajikomik bir hikayesi bence. Kiminin ceplerine taşlar doldurup bir nehre doğru yürüdüğü, kiminin kandırıldığı, kiminin canavarlaştığı ve kiminin de hala bir yol aradığı.








Canavarla savaşırken canavarlaşmamak, modern zamanların en büyük ve en sessiz kahramanlığı sanırım. Manava kanmak, ruhun saflığını korumanın en ucuz bedeli belki de. Bu kısır döngüyü bu kadar berrak ve edebi bir dille ifade etmeniz çok etkileyici. Emeğinize sağlık.
Blogunu ve seni tanımama vesile olan yorumun için ben teşekkür ederim.