Bu soru, üzülerek söylemeliyim ki artık hayatımızın bir parçası haline geldi. Bunu ancak fark edebiliyorum. Bu farkındalığın kazanımı ne oldu derseniz; öfke ile karışık biraz da üzüntü olduğunu söylerdim. Tıpkı her farkındalığın sonunda var olan fakat insanı güçlendiren o acı gibi.
Aylar önce X platformunda bir video izledim. Aslına bakarsanız yazının çıkış noktası da kısmen bu video oldu diyebilirim. Videonun şu an içeriğini tam hatırlamasam da bana kendimi kötü hissettirdiğini hatırlıyorum (bir aslanın yavru bir ceylanı yakalaması gibi bir şey). Daha sonra videonun aslında gerçek olmadığını ve AI ile üretildiğini belirten yorumlara denk geldim. Oysa o anda vicdanı olan herkes gibi bir üzüntü içindeydim ve benim duygularım gerçekti!
Birkaç saniye duraksadığımı hatırlıyorum. Videonun bir AI üretimi olduğunu öğrendikten sonra duygularımın üzüntüden kızgınlığa doğru değişmeye başladığını fark ettim. Tarif etmesi zor ama sanki kendi halinde akan bir nehrin, bir anda tersi yönde akmaya başlaması gibi anlamsız bir durumdu bu. Kendimi kandırılmış ve duygularımın bir algoritma tarafından manipüle edildiğini hissetmiştim. Çünkü gerçekte olan ve hissetmem gereken en doğru duygu tam olarak buydu.
“Bundan sonra gördüğün hiçbir şeye hemen inanma.” Her ne ile karşılaşırsan karşılaş, “bu AI olabilir mi” gibisinden bir otomatik filtre uygulamayı ihmal etme. O an gördüğün her ne ise; tüm duygularını kilitleyip görmüş olduğun ilk hey grok bu gerçek mi yorumunun altındaki cevabı oku. Tüm bunlar kendime söylediğim ve aynı zamanda birer kalkan olabileceğini umduğum basit cümlelerdi.
Aslına bakarsanız (itiraf etmek gerekirse) bu çok yorucu bir eylem ve fakat bunun da farkındayım. Bu durumla uzun süre nasıl baş edebiliriz; zihnimizin henüz alışık olmadığı ve geliştirmediği bu refleksi nasıl geliştireceğiz, dahası geliştirince ne olacak bilmiyorum. Böyle bir ortamda insani duygularımızı, harcadığımız enerjiyi, samimiyetimizi nasıl koruyacağız açıkçası onu da bilmiyorum.
Çünkü sorun dinlediğimiz ya da izlediğimiz şeylerin sahte olması değil. Sorun, hislerimizin bir gerçek karşısında yankılanıp bize geri dönememesi. Çünkü bize bir şekilde geri dönsün diye kollarımızı açıp beklediğimiz o duygularımız, AI ile sadece duvara toslamış duygular olarak kalıyor. Sorun, algılarımızın kolayca alt edilmesinde ve bizim bu durum karşısında çaresiz oluşumuzda.

AI’nin gelişimiyle insanlar, yaşanmamış fakat yaşanması muhtemel olayları gerçek gibi kurgulayıp, kendi anlatılarına herkes gibi inanmaya başladı.
Son günlerde oldukça sık rastladığım bir diğer durum ise kusursuz gramerler ile yazılmış harika hikâyeler; özellikle de X platformunda. Kiracısını çıkaramayan mağdur ev sahiplerinin yaşadığı olaylar, araç alım satımında ilginç sorunlar yaşayanlar, ekmek fırınında çalışıp kapısının önünden utana sıkala geçen kadına ekmek verenler… Sentetik medyanın bol etkileşimli içerikleri hep bunlar. Hepsi mağara alegorisinde önümüze düşen birer gölge gibi. Hangisi gerçek, hangisi değil bilmeden hatta bilmek de istemeden öylece tüketip bünyemize hapsediyoruz tüm bunları.
Arada sindirim sorunu da yaşıyoruz ama gerçeklik dediğimiz şey sanırım artık gözümüzün görüp aklımızın işlediği değil, hey grok bu gerçek mi sorusuna cevap veren bir algoritmanın yorumunda gizli.
Peki bize sunulan cevaplar ne kadar doğru?







Merhaba sevgili Çıplak Yazar, zamanın en tehlikeli sorularından birini incelemişsin: “Hey Grok Bu Gerçek mi?” Bu sorunun temelinde yatan can acıtıcı gerçek artık gerçek olanla olmayanı ayırt edemeyecek hale gelmiş olmamız. Zaten gerçekleri eğip bükmek bu kadar kolayken ve güçlünün zayıfın sesini boğması işten bile değilken üstüne bir de sahte gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalmak devrin tabağımıza koyduğu en zorlu sınavlardan biri maalesef. İnsanlık insan olma vasıflarını koruyarak bu sınavı geçebilecek mi inan hiç bilmiyorum!
Tam olarak bundan bahsediyordum. Hepimiz modern insan olarak digital dünyanın imtihanı içindeyiz. Gerçek dediğimiz şey eğilip bükülmeye, manipüle edilmeye çok açık hale geldi ve bu durum beni ürkütüyor. Kafamı nereye çevireceğimi, hakikati nerede aramam gerektiğini artık bilmiyorum.
Yapay zeka diye bir şey icat edilmemeliydi. Sosyal medyaya sardıkları yetmiyor gibi her yerdeler. İnsanları da aptallaştırdığını düşünüyorum.
Aptallaştırma konusunda size katılıyorum. İnsan ancak üreten konumundayken yaşama sevincine erişebilir. Altın tepside sunulan her şey ise, yaratıcı yönümüzü törpülediği gibi sadece tembellik getirir.