• Hakkımda
  • Reklam
  • İletişim
  • Arşiv

Çıplak Yazar | Kişisel Blog

Tülsü
Çıplak Yazar | Kişisel Blog
Uykudan uyandığım bazı sabahlar, dünyayı değiştirebileceğimi düşünürdüm.
Sonrasında çorabımın diğer tekini ararken bulurdum kendimi.
  • Günlük
    • Aforizmalar
    • Gece Yazıları
  • Hikayeler
  • Deneme
  • Eleştiri
  • Mizah
  • Yaşam ve İnsan
  • Sinemaskop
    • Ödüllü kısa filmler
    • Yabancı dizi önerileri
    • Tavsiye Filmler
  • Araştırma
  • Bloggess
Çıplak Yazar | Kişisel Blog
Nereden, nasıl geldin bilmiyorum ama burada bir şey yok ki.. :(
Tüm Sonuçları Gör
  • Günlük
  • Hikayeler
  • Deneme
  • Eleştiri
  • Mizah
  • Yaşam ve İnsan
  • Sinemaskop
  • Araştırma
  • Bloggess

Her Şeyden Bahsetmek Ama Hiçbir Şey Anlatmamak

Çıplak Yazar Çıplak Yazar
9 Temmuz 2020
Günlük
5 dk.
A A

Anlatmak istediğim çok şey var ve yine içimde ”bunların ne kadarını anlatabileceğim acaba” endişesi var. Sürekli bir şeylerin endişesi içinde olmak beni zaman zaman hasta ediyor. Bunu hissedebiliyorum! İşin kötü yanı bunun doktorluk bir yanı olmadığını da bildiğim için, nazım bir tek kendi kendime geçiyor ve kendim dışında kimseye mızmızlanamıyorum.

Sahip olduğum beden, bakmakla yükümlü olduğum küçük bir çocuk gibi geliyor bazen. Uykum geldi diyor, uyutmak için yatağa yatırıyorum. Ben acıktım diyor, gidip bir şeyler yediriyorum. Canı sıkılıyor, sokağa gezdirmeye falan götürüyorum. Sürekli onun isteklerini karşılayıp, onu mutlu etmek için (zorunlu olarak) uğraşmak, bazen gerçekten de tuhafıma gidiyor ve bu çocuk beni gerçekten çok yoruyor. Yani yemek, içmek, uyumak vb. insani temel ihtiyaçları karşılamak çoğu kimseler için keyifli bir aktivite iken, benim için can sıkıcı olabiliyor. İnsana kendi bedeni ağır gelir mi? Gelebiliyormuş demek ki! Otuzumdan sonra bunu da öğrendim.

Bundan beş sene öncesine kadar kitap çıkarmayı düşünüyordum. Bugün ise bir beş yıl daha beklemem gerektiğini düşünüyorum. Neden mi? Geriye dönüp yazdıklarımı okuduğumda, çoğuna paçavra muamelesi yapıyorum da ondan. Üstelik başka yazılara ve hikayelere daha ılımlı yaklaşırken, söz konusu kendim olunca, yine kendi kendimi yerden yere vuruyorum. Acaba kendime fazla mı haksızlık ediyorum? Yoksa o kadar da kötü değil mi acaba yazdıklarım? Peki o kadar değilse ne kadar kötü? İçimdeki muzip çocuk yine sessiz sessiz gülüyor.. (yok yok o kadar kötü değil, daha kötü)

***

Ne anlatıyordum?

Bu yazının en trajikomik tarafı da bu oldu sanırım. Her şeyden bahsetmek ama hiçbir şey anlatmamak.

İşin şakası bir yani (maddi bir kazanç için değil) sadece kendim için bunu yapmak istiyorum. Acaba kitap çıkarınca belli belirsiz bir havaya mı gireceğim, beni kitap çıkarma konusunda heveslendiren sebebin altında egom mu var diye kendimi de yokladım. Ama yok, samimiyetimle bu soruya hayır cevabını verebilirim. Ancak şu da bir gerçek ki insan denilen mahlukat, hala güdülerine göre hareket eden bir hayvandan farksız. Etrafımızda vuku bulan hemen hemen her olayın altındaki gizli sebep de yine bu dürtüler. Kıskançlık, cinsellik, öfke, baskın gelme, otorite kurma gibi.

***

Ne anlatıyordum?

Canım Aziz Nesin

Kitap çıkarma konusundan hangi ara dürtülere geldim anlamadım. Neyse, insan kendi kişisel blogunda istediği gibi atıp tutamayacak ve saç-ma-la-ya-ma-ya-cak-sa başka nerede atıp tutacak? (Eğer bu yazıyı okuyan yabancı biri olsaydım şunu derdim: İyi en azından saçmaladığının farkındasın.)

Kitap konusunda söylemek istediğim bir şeyler daha olduğu için devam etmek istedim açıkçası. Ben iyi bir şey çıkarmak istiyorum ortaya. Gerekirse on yıl sürsün ama sabır ve sükunetle beklemeye razıyım. Özellikle şu son dönemlerde Yaşar Kemal ve Aziz Nesin okumaya başladım ki, kendimde çok fazla eksikler görmeme neden oldu yazıları ve özellikle her Aziz Nesin hikayesinin sonunda onunla tanışamayacak olmanın ayrı bir üzüntüsünü duyuyorum. Ya biz geç doğmuşuz, ya onlar erken bilemiyorum. Kendimi bu ustalarla kıyasladığımı düşünmeyin. Haddimi her zaman bilmişimdir ben. Sadece yazdıklarıma (daha doğrusu hikayelerime) farklı bir pencereden bakabilme fırsatı yakaladım. Ama işin özünde başta da dediğim gibi bu işten maddi kazanç elde etmeyi düşünmeden sadece ortaya iyi bir eser çıkarabilmek var. Çünkü ruhu olan şeylerin sonsuza kadar yaşadığına inanıyorum.

***

Özellikle şu son yıllarda, her birimiz ruhumuzu yitirmeye başladık aslında. Size garip gelebilir ama her bireyin daha birey olma yolundayken, yani kendini keşfetmemişken paramparça olup gittiğini, hiçbir zaman ruhunu bulamayacağını düşünüyorum. Kafamı çevirdiğim her yerde görüyorum bu durumu. Blog yazıyorum diye geçinen soytarılarda, kendilerine sanatçı diyen şarkıcı müsveddelerinde, film yapıyoruz diye saçma sapan kurgular üzerine sinema filmi çeken yapımcılarda, birbirinin kopyası binlerce youtube kanalında, fenomen olmak için kıçını yırtan sosyal hesaplarda. Bilmiyorum farkında mısınız ama her şey ve herkes birbirine benzemeye başladı ve çılgın bir kasırga gibi herkesi biraz içine çekiyor bu ruhsuzluk!

Oysa bu ruhsuzluğun ürünü olarak ortaya çıkan her şey, anlık olarak popülerliğini ilan etse de ve hatta alanında zirveyi oynasa da, hepsinin tamamen parçalanıp yok olacağına hiç şüphem yok. Acı olan şu ki, bu parçalanma sırasında ruhsuz olan her şey tamamen yok olacağı için, ruhunu yitirmişin kendisi ve onun elinden çıkan her şey bu parçalanmadan nasibini alacaktır. Pufffffffff. Hepsi toz olup uçup gidecek!

***

Geriye ne mi kalacak?

Aşık Veysel

Aşık Veysel’in sazı ve türküleri kalacak mesela. Yaşar Kemal’in, Dostoyevski‘nin romanları kalacak, Sadri Alışık’ın tiradları kalacak. Ruhu olan insanların ruhundan bir parçadır ürettikleri! İnsanın özüne inip yüreğine dokunabilen, kısacası ruhu olan her şey sonsuza kadar yaşayacak.

Artık ne anlattığımı biliyorum.

Ama ne anladığınızdan emin değilim.

Tweet7Pin2Paylaş2GönderSummarize
Bir Önceki Yazı

Ayakta Zor Duruyor…

Bir Sonraki Yazı

Yalan Makinesini Bozan Adam

Çıplak Yazar

Çıplak Yazar

Amatör hikaye yazarı ve sıradan bir dünya vatandaşı. Evrime, dostluğa, sevgiye, paylaşmaya ve hayattaki iyi şeylere inanır. Zamanın en değerli şey olduğuna inanır ve bu yüzden hatırlanmaya değer güzel anılar biriktirmek için yaşar. Hakkımda daha fazla..

Benzer Yazılar

31 aralik 2025
Günlük

2025’in Son Sabahı: Üşüyen Burunlar ve Sıcak Hayaller

31 Aralık 2025
73
kitabimi kim caldi karanlik
Günlük

Karanlık: Kitabımı kim çaldı?

28 Kasım 2025
91
fisiltilar ve insanlar
Günlük

Fısıltılar

21 Kasım 2025
51

Düşünceler 2

  1. rebecca says:
    5 yıl önce

    İçimizdeki yabancı hep bizi paramparça edecek sanırım. Hiçbir zaman bize soru sormayı bırakmayacak. Yazmak veya konuşmak bu kadar paçavra olmuşken ne denir ki? Hayat sıradan olmayı seçti. Haksızlık hep olduğu gibi sanatta birleşti.

    0
    Yanıtla
  2. klinikarti says:
    6 yıl önce

    Güzel bir yazı olmuş ellerinize ve emeğinize sağlık.

    0
    Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

Neler olup bitiyor?

  • zehra kılıç - 2 hafta önce

    Peki defalarca neden yapılmaması gerektiğini açıklamamıza rağmen yapıyorsa???? herşeyi nedenleriyle açıklayarak anlatan ebeynleriz aslında ama çok üzülüyoruz çok yıprandık. hep…

     Çocuklar ''Yapma Denileni'' Israrla Neden Yapar?

  • Lumex Studio - 4 hafta önce

    Gerçekten keyifle okudum Karanlık ve ışık metaforunu bu şekilde günlük perspektifinden görmek çok güzel. Devamını bekliyorum!

     Karanlık: Kitabımı kim çaldı?

  • Zengin Mineralli Blog - 1 ay önce

    Benim ev-iş arası yolculuğum trafiğe bağlı olarak 30 ile 45 dakika arasında sürüyor. Kışın kulaklıkla bir şeyler dinleyerek, yazın ise…

     Karanlık: Kitabımı kim çaldı?

  • hayat erkeği - 1 ay önce

    iş gibi görünce yazarsın, kendine iş yapmak lazım yoksa yazamazsın.

     ⁉"Ya geber ya da yaz!"

  • SaYLo - 2 ay önce

    Balık çok zahmetli ama bir o kadar da rahatlatıcı 🙂 Unuttuğun an vicdan azabı çekiyosun 🙂

     Kuştan kaçarken balığa tutulmak

Müdavim Dostlar

  • Ece Evren (29 yorum)🌼
  • Begonvil Sokağı (28 yorum)🌼
  • Büşra Bayram (25 yorum)🌼
  • Yağmur Yağar (23 yorum)🍀
  • Kaystros Tyrha (23 yorum)🍀
  • Daha Mutlu Yaşam (21 yorum)☘️
  • Karga ve Kız (20 yorum)☘️
  • ELİF sarı (18 yorum)🌱
  • Değmesin Yağlı Boya (17 yorum)🌱
Dekor Görseli

BURAYI SEVDİN Mİ?

Abone ol, iletişimde kalalım.

✉️
A Life Hastaneler Grubu
Medical Park Hastanesi
Avrupa Dayanışma Programı
 

Tüm içerikler Creative Commons BY-NC-ND 4.0 lisansı ile korunmaktadır.
Kaynak göstererek paylaşabilirsiniz | Ticari amaçla kullanılamaz | İçerikler değiştirilemez

  • MesajMesaj gönder
  • Abone ol Abone ol
  • Kim neler demişKim neler demiş?
  • Ara

Sponsor İçerikler

Yazarlar İçin Sosyal Medya Stratejileri

Ev Dekorasyonlarının Olmazsa Olmazı Yeşil Bitkiler

Türkiye’nin En İyi Aspavası Seçildi

Adrasan

Yaz aylarının vazgeçilmezi Suluada!

© 2026 ciplakyazar.com | Kişisel Blog “Dünyada bir başıma da kalsam, oturup yalnızlığımı yazardım.”

Feedback
  • Hakkımda
  • Reklam
  • İletişim
  • Arşiv
Mail abonesi ol

© 2025 Çıplak Yazar - Kişisel Blog - Çıplak Yazar - Kişisel Blog