• Hakkımda
  • Reklam
  • İletişim
  • Arşiv

Çıplak Yazar | Kişisel Blog

Tülsü
Çıplak Yazar | Kişisel Blog
Uykudan uyandığım bazı sabahlar, dünyayı değiştirebileceğimi düşünürdüm.
Sonrasında çorabımın diğer tekini ararken bulurdum kendimi.
  • Günlük
    • Aforizmalar
    • Gece Yazıları
  • Hikayeler
  • Deneme
  • Eleştiri
  • Mizah
  • Yaşam ve İnsan
  • Sinemaskop
    • Ödüllü kısa filmler
    • Yabancı dizi önerileri
    • Tavsiye Filmler
  • Araştırma
  • Bloggess
Çıplak Yazar | Kişisel Blog
Nereden, nasıl geldin bilmiyorum ama burada bir şey yok ki.. :(
Tüm Sonuçları Gör
  • Günlük
  • Hikayeler
  • Deneme
  • Eleştiri
  • Mizah
  • Yaşam ve İnsan
  • Sinemaskop
  • Araştırma
  • Bloggess

Yaşadığınız Hayatı Tekrar Sorgulatan Film: Castaway on the Moon

Hayatın anlamını sorgulatan film

Çıplak Yazar Çıplak Yazar
18 Temmuz 2018
Sinemaskop
4 dk.
A A

Hayatın anlamını sorgulatan ve hayata bakış açınızı değiştiren bir film arıyorsanız bence şu anda tam da doğru yerdesiniz.

Şimdiye dek fazla film yorumu-önerisi paylaşmamış olsam da, baba serisindeki Marlon Brando‘nun kendi orijinal sesi ile (yani altyazılı) izlenmesi gerektiğini savunan biri olduğum için, en azından iyi bir sinema takipçisi olduğumu anlarsınız diye düşünüyorum. Hani bazı filmler vardır bitirdikten sonra insanda ”ben ne izledim lan” hissi yaratır. Önereceğim filmler de (en azından bana göre) bu kalitede olan filmlerdir.

Yaşadığınız hayatı tekrar sorgulatan film meselesine gelince, filmin ”sosyal mesajlar” içerdiğini az çok tahmin etmişsinizdir diye düşünüyorum. Çünkü bir filmin içinde sosyal mesaj yoksa o filmden hayatın anlamını sorgulatmasını bekleyemezsiniz. Zira Marvel’in süper kahraman filmlerindeki cafcaflı aksiyon sahnelerinin verdiği ”anlık” heyecanı bir kenara bırakırsak, bu tür filmler bana göre çok daha değerli ve özgün. Üstelik süper kahraman filmlerinin çoğu aslında aynı senaryo ya sahip filmler. Mekan, kostümler, oyuncular değiştiğinden biz izleyici olarak bunu anlamıyoruz. Bir kahraman yaratma evresi (Kahramanın yolcuğu) adlı yazımda bunu detaylı olarak anlatmıştım. Merak edip okumak isterseniz neden böyle düşündüğümü de anlayacağınızı umuyorum.

Çok fazla kitap okuma alışkanlığım olmadığı için boş vakitlerimi genellikle film izleyerek geçiriyorum. Böylelikle yeni keşfettiğim eski filmleri, geç izlemiş olmanın verdiği üzüntüyle birlikte hemence paylaşmak istiyorum. Ama bazıları ayrı bir emek ve zaman istiyor doğrusu. Mesela daha önce yazmış olduğum En etkilendiğim film sahneleri başlıklı yazı için filmleri tek tek kesmiş, sonrasında ise youtube ye yüklemiştim. Bu yazıyı hazırlamak bir hafta gibi bir zamanımı almıştı. Ancak bu filmi izledikten sonra en etkilendiğim film sahnelerine bir kaçını daha eklemiş oldum. Yine benzer şekilde Yazamama sendromuna iyi gelen filmler başlığı altında yazarlıkla uğraşanlara ilham vereceğini düşündüğüm filmleri paylaşmıştım. Bu yazı da hayli uğraştırmıştı beni. Ama neticesinde güzel ve sağlam bir liste oldu.

Gel gelelim bahsetmiş olduğum Castaway on the Moon: Kim’in Adası filmine. Spoiler ile belirtilmemiş olan kısmı gönül rahatlığı ile okuyabilirsiniz.

Yaşadığınız Hayatı Tekrar Sorgulatan Film : Kim’in Adası (Castaway on the Moon)

castaway on the moon
Yaşadığınız Hayatı Tekrar Sorgulatan Film
Yapım : 2009 – Güney Kore
Kim'in Adası : 8,1
Sinemalar : 8,1
Tür : Dram , Komedi , Romantik
Süre :116 dk.

Açıklama : Kore filmlerine karşı bir ön yargım olduğunu inkar etmiyorum. Ama adı üstünde ön yargı deyip yine de izledim. Türü romantik komedi olmasına rağmen, dram yönünün daha ağır bastığını söyleyebilirim. İlk başlarda bir kaç sahnenin size ”bu ne yahuu, böyle sahne mi olur, iğrenç” gibi hissettireceğini biliyorum. Ben hissettim çünkü. Ancak filmi kapatmayın ve izlemeye devam edin. Zaten bir müddet sonra film sizi içine çekmeye başlıyor ve nasıl bittiğini bile anlamıyorsunuz. Bana göre bu filmin en can alıcı repliği ise şuydu :

Erişte benim için umut demek!

Filmin Özeti : (Spoiler içerir)

Beyaz yakalıların ilgisini çekecek bir film olduğunu düşünüyorum. Yaşadığı hayattan, borçlarından sıkılan ”Kim” adında bir adam bir gün kendini Han Nehri’nin karanlık, suskun sularına atar. Uyandığında üstü başı kumla kaplanmış, yerde yatmaktadır. İlk başta tek düşündüğü şey kendisini öldürmektir. Hatta ilk denemesinde tam kendini asmak üzereyken tuvaleti gelir. Kendisini öldürmeyi başaramadığını ve nehirde bilinmeyen bir adaya sürüklendiğini anlar. Bu adada geçirdiği zaman, hayatı çok daha farklı düşünmeye başlar. Kredi kartlarını fırlatıp atmıştır. Yalnızlık içinde adeta yeniden var olur ve insan olmanın ne demek olduğunu anlamıştır.

Tüketim toplumunun hepimizi nasıl etkisi altına aldığını, ondan kurtulmak istesek bile kurtulamayacağımızı anlatır bu film bize.

Kim tek başına adada kaldığı süre içerisinde yaşamla mücadele etmeyi öğrenir. Hatta o adayı kendi evi gibi benimser ve kendi ekinlerini yetiştirir. Bir tek şeyi arzulamaktadır: O da börüce soslu makarna. Bir adamın elindeki bütün imkansızlıklara rağmen isteğine kavuşmasını, hatta bu isteğinin bir umuda dönüşmesini anlatır film.  Ancak Kim’i sürekli gizlice izleyen bütün yaptıklarını fotoğraflayan ilginç biri vardır.

Nehir kenarındaki binalardan birinin bir dairesinde yıllarca odasından dışarıya adımını atmamış bir genç kızdır bu. Bir gün dürbünüyle bakmaktayken bir ada üzerinde tek başına yaşayan bir adam gözüne ilişir ve merak eder. Günler günleri kovalarken, adamın yalnız ama halinden hoşnut yaşamı merakını öylesine artırır ki onca yıldan sonra odasından dışarı çıkmasına sebep olur.

Fragman :

Son olarak filmin fragmanını izlemeden önce şunu belirtmek istiyorum. Eğer filmi izlemediyseniz ve hemen yukarıda bulunan spoileri de okumadan geçtiyseniz bence fragmanı izlemeden doğruca filmi açıp izleyin derim.

Tweet11Pin4Paylaş3GönderSummarize
Bir Önceki Yazı

Blog kelimesini ilk kez duyan birine ”Kişisel Blog Nedir” anlatmak!

Bir Sonraki Yazı

Kurbanlık Koyun Kesmek İçin Kredi Çekmek veya Borç Almak

Çıplak Yazar

Çıplak Yazar

Amatör hikaye yazarı ve sıradan bir dünya vatandaşı. Evrime, dostluğa, sevgiye, paylaşmaya ve hayattaki iyi şeylere inanır. Zamanın en değerli şey olduğuna inanır ve bu yüzden hatırlanmaya değer güzel anılar biriktirmek için yaşar. Hakkımda daha fazla..

Benzer Yazılar

Atiye Dizi Yorumu: Göbelitepe’nin Esrarengiz Prensesi
Sinemaskop

Atiye Dizi Yorumu: Göbelitepe’nin Esrarengiz Prensesi

1 Kasım 2020
1.2k
Fi Dizisi: Oyuncular ve Genel Dizi İnceleme
Sinemaskop

Fi Dizisi: Oyuncular ve Genel Dizi İnceleme

8 Ağustos 2019
1.2k
Şahsiyet Dizisi | Detaylı İnceleme ve Replikler
Sinemaskop

Şahsiyet Dizisi | Detaylı İnceleme ve Replikler

28 Temmuz 2019
2.5k

Düşünceler 6

  1. evissasabun says:
    3 yıl önce

    İzlerim bu yazıyı okuduktan sonra teşekkür ederim.

    0
    Yanıtla
  2. Archaeologys says:
    7 yıl önce

    Filmi izlemedim fakat anlatım güzel olmuş. En kısa zamanda filmi izlemek ilk işim olacak 🙂

    0
    Yanıtla
  3. Abidin says:
    7 yıl önce

    Ben spoiler’a bakmadım fragmanda bakmayacağım sizin önerilerinize uyup ön yargısız bir film izleyeceğim yakın zamanda. Ayrıca yazınızı için sağ olun.

    abidinasil.blogspot.com

    0
    Yanıtla
    • Çıplak Yazar says:
      7 yıl önce

      Umarım geri gelip dövmezsin beni. 🙂

      Şaka bir yana filmden az çok anlayanların beğeneceğini düşünüyorum. Tabi çıtayı fazla yüksek tutmamakta fayda var 😉

      0
      Yanıtla
  4. kayhan kaya says:
    8 yıl önce

    Gaza geldim açıkçası .

    İlk fırsatta izleyeceğim sanırım.
    iyi günler

    0
    Yanıtla
    • Çıplak Yazar says:
      7 yıl önce

      Biri de bana önerse de ben izlesem. :S

      0
      Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

Neler olup bitiyor?

  • zehra kılıç - 3 hafta önce

    Peki defalarca neden yapılmaması gerektiğini açıklamamıza rağmen yapıyorsa???? herşeyi nedenleriyle açıklayarak anlatan ebeynleriz aslında ama çok üzülüyoruz çok yıprandık. hep…

    Çocuklar ''Yapma Denileni'' Israrla Neden Yapar?

  • Lumex Studio - 4 hafta önce

    Gerçekten keyifle okudum Karanlık ve ışık metaforunu bu şekilde günlük perspektifinden görmek çok güzel. Devamını bekliyorum!

    Karanlık: Kitabımı kim çaldı?

  • Zengin Mineralli Blog - 2 ay önce

    Benim ev-iş arası yolculuğum trafiğe bağlı olarak 30 ile 45 dakika arasında sürüyor. Kışın kulaklıkla bir şeyler dinleyerek, yazın ise…

    Karanlık: Kitabımı kim çaldı?

  • hayat erkeği - 2 ay önce

    iş gibi görünce yazarsın, kendine iş yapmak lazım yoksa yazamazsın.

    ⁉"Ya geber ya da yaz!"

  • SaYLo - 2 ay önce

    Balık çok zahmetli ama bir o kadar da rahatlatıcı 🙂 Unuttuğun an vicdan azabı çekiyosun 🙂

    Kuştan kaçarken balığa tutulmak

Müdavim Dostlar

  • Ece Evren (29 yorum) 🌼
  • Begonvil Sokağı (28 yorum) 🌼
  • Büşra Bayram (25 yorum) 🌼
  • Yağmur Yağar (23 yorum) 🍀
  • Kaystros Tyrha (23 yorum) 🍀
  • Daha Mutlu Yaşam (21 yorum) ☘️
  • Karga ve Kız (20 yorum) ☘️
  • ELİF sarı (18 yorum) 🌱
  • Değmesin Yağlı Boya (17 yorum) 🌱
Dekor Görseli

BURAYI SEVDİN Mİ?

Abone ol, iletişimde kalalım.

✉️
A Life Hastaneler Grubu
Medical Park Hastanesi
Avrupa Dayanışma Programı
 

Tüm içerikler Creative Commons BY-NC-ND 4.0 lisansı ile korunmaktadır.
Kaynak göstererek paylaşabilirsiniz | Ticari amaçla kullanılamaz | İçerikler değiştirilemez

  • MesajMesaj gönder
  • Abone ol Abone ol
  • Kim neler demişKim neler demiş?
  • Ara

Sponsor İçerikler

Yazarlar İçin Sosyal Medya Stratejileri

Ev Dekorasyonlarının Olmazsa Olmazı Yeşil Bitkiler

Türkiye’nin En İyi Aspavası Seçildi

Adrasan

Yaz aylarının vazgeçilmezi Suluada!

© 2026 ciplakyazar.com | Kişisel Blog “Dünyada bir başıma da kalsam, oturup yalnızlığımı yazardım.”

Feedback
  • Hakkımda
  • Reklam
  • İletişim
  • Arşiv
Mail abonesi ol

© 2025 Çıplak Yazar - Kişisel Blog - Çıplak Yazar - Kişisel Blog